AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, Libya Temsilciler Meclisi’nin Türkiye ile imzalanan Deniz Yetki Alanları Anlaşması’nı onaylamasının ardından açıklamalarda bulundu. Çelik, bu onayın Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki tarihi ve hukuki haklılığının tescili olduğunu belirterek, “Doğu Akdeniz’de hiçbir gayrimeşru girişim başarılı olamaz” dedi. Açıklama, son dakika haberi olarak duyuruldu ve bölgesel dengeler açısından önemli bir dönüm noktası olarak yorumlandı.
Libya Meclisi’nden Kritik Onay
Libya Temsilciler Meclisi, Türkiye ile 2019 yılında imzalanan Deniz Yetki Alanları Mutabakat Muhtırası’nı onayladı. Bu gelişme, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki kıta sahanlığı ve deniz yetki alanları konusundaki tezlerini güçlendiriyor. AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, konuya ilişkin yaptığı yazılı açıklamada, “Libya Temsilciler Meclisi’nin Türkiye ile imzalanan Deniz Yetki Alanları Anlaşması’nı onaylaması, tarihi ve hukuki haklılığımızın tescilidir. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde yürüttüğümüz diplomasi, bölgesel barış ve istikrar adına somut kazanımlar sağlamıştır” ifadelerini kullandı.
“Gayrimeşru Girişimlere İzin Verilmeyecek”
Çelik, açıklamasının devamında Doğu Akdeniz’de hukuk dışı adımlar atan aktörlere sert uyarıda bulundu: “Doğu Akdeniz’de hiçbir gayrimeşru girişim başarılı olamaz. Türkiye, uluslararası hukuktan kaynaklanan haklarını koruma konusunda kararlıdır. Bölgede istikrarın korunması için diyalog ve işbirliği çağrımızı yineliyoruz.” Sözcü, Türkiye’nin Libya ile ilişkilerinin sadece ikili değil, aynı zamanda bölgesel güvenlik ve enerji arz güvenliği açısından da stratejik olduğunu vurguladı.
Anlaşmanın Arka Planı ve Hukuki Dayanakları
Türkiye ile Libya arasındaki Deniz Yetki Alanları Anlaşması, 27 Kasım 2019’da dönemin Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti ile imzalanmıştı. Anlaşma, iki ülkenin Akdeniz’deki kıta sahanlığı ve münhasır ekonomik bölgelerinin sınırlarını belirliyor. Yunanistan, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ve Mısır gibi aktörler, anlaşmayı uluslararası hukuka aykırı olarak nitelendirmişti. Ancak Türkiye, anlaşmanın 1982 Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi’ne uygun olduğunu savunuyor. Libya Temsilciler Meclisi’nin onayı, anlaşmanın Libya iç hukukunda da geçerlilik kazanması anlamına geliyor.
Bölgesel ve Küresel Yansımalar
Uzmanlar, bu onayın Doğu Akdeniz’deki güç dengesini Türkiye lehine değiştirebileceğini belirtiyor. Anlaşma, Türkiye’nin Libya açıklarında petrol ve doğal gaz arama faaliyetleri yürütmesine hukuki zemin hazırlıyor. Ayrıca, Türkiye’nin Libya’daki meşru hükümetle işbirliği, bölgedeki diğer aktörlerin (özellikle Mısır, BAE ve Suudi Arabistan) Libya politikalarını yeniden gözden geçirmesine yol açabilir. Avrupa Birliği ve ABD’den henüz resmi bir açıklama gelmedi; ancak diplomatik kaynaklar, gelişmenin yakından izlendiğini aktarıyor.
Öte yandan, anlaşmanın onaylanması, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de tek taraflı adımlar atmak yerine uluslararası hukuka dayalı bir zeminde hareket ettiğini gösteriyor. Çelik’in açıklaması, Türkiye’nin bölgesel barış ve işbirliği vurgusunu yineliyor. Ancak, Yunanistan ve Kıbrıs Rum Yönetimi’nin anlaşmayı tanımadığını açıklaması, önümüzdeki dönemde yeni gerilimlere kapı aralayabilir.
Muhalefetten ve Uluslararası Aktörlerden Tepkiler
CHP ve İYİ Parti, hükümetin Libya politikasını eleştirerek, anlaşmanın Meclis’te onaylanmadan yürürlüğe girmesinin hukuki sorunlar doğurduğunu savunuyor. Ancak AK Parti cephesi, anlaşmanın 2019’da imzalandığını ve o dönemde Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle yürürlüğe girdiğini hatırlatıyor. Uluslararası alanda ise Yunanistan Dışişleri Bakanlığı, Libya Meclisi’nin onayını “yok hükmünde” olarak nitelendirdi. Mısır ise henüz resmi bir açıklama yapmadı. ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, “Tüm tarafları provokasyondan kaçınmaya ve diyaloga davet ediyoruz” mesajı verdi.
Sonuç ve Değerlendirme
Ömer Çelik’in açıklaması, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki kararlılığını bir kez daha ortaya koydu. Libya Temsilciler Meclisi’nin onayı, anlaşmanın uluslararası alanda tanınırlığını artırabilir. Ancak bölgesel aktörlerin karşı hamleleri ve olası yaptırım tehditleri, önümüzdeki süreçte Türk dış politikasının karşılaşacağı zorlukları gösteriyor. Türkiye’nin Libya ile enerji işbirliğini somut adımlarla desteklemesi ve aynı zamanda diplomatik kanalları açık tutması, bölgesel istikrar açısından kritik olacak. Doğu Akdeniz’de kalıcı bir çözüm için tüm tarafların uluslararası hukuk çerçevesinde diyalog kurması şart. Aksi halde, “gayrimeşru girişimler” ifadesi, sadece bir uyarı olarak kalmaya mahkum olabilir.