Kuran’a Hizmet Vakfı yöneticisi Ayhan Şengüler hakkında cinsel istismar iddialarıyla yürütülen dava sürerken, yaşamını yitiren 3 yaşındaki Hifa İkra ve annesi Fatma Nur Çelik’in ölümleriyle ilgili soruşturmada Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği’nin dosyaya katılma talebi henüz karara bağlanmadı. Dernek, yaptığı yazılı açıklamayla olayın aydınlatılması için tüm ihtimallerin araştırılmasını istedi.
Derneğin Talebi ve Süreç
Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği, İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturmaya katılma talebinde bulunmuş ancak mahkeme bu talebi henüz sonuçlandırmamıştı. Dernek yetkilileri, dosyaya müdahil olmak istemelerinin gerekçesini “Çocuk ve kadınların haklarının korunması ve adaletin tecellisi için sürecin yakından takip edilmesi” olarak açıkladı. Açıklamada, “Yaşanan bu elim olayın tüm yönleriyle aydınlatılması, hem Hifa İkra bebeğin hem de annesinin hesap sorma hakkının yerine getirilmesi bakımından elzemdir. Bu nedenle tüm deliller toplanmalı, bilirkişi raporları titizlikle incelenmeli ve hiçbir ihtimal göz ardı edilmemelidir.” denildi.
Olayın Geçmişi ve Yargı Süreci
Ayhan Şengüler, 2021 yılında vakıf bünyesindeki bir kız öğrenci yurdunda kalan kız çocuklarına yönelik cinsel istismar iddialarıyla gözaltına alınmış ve tutuklanmıştı. 13 çocuğun istismar edildiği iddiasıyla açılan davada mağdur aileler adaletin tecellisini beklerken, olayla bağlantılı olarak Fatma Nur Çelik ve kızı Hifa İkra’nın ölümü soruşturmanın seyrini değiştirmişti. Anne ve kızının 18 Eylül 2022 tarihinde İstanbul’da bir inşaatta ölü bulunması üzerine başlatılan soruşturma kapsamında otopsi raporları ve olay yeri incelemeleri sürüyor.
Adalet Arayışı ve Toplumsal Tepki
Fatma Nur Çelik’in daha önce kızı Hifa İkra’yı korumak için yetkililere başvurduğu ancak sonuç alamadığı iddiaları, toplumda geniş yankı uyandırdı. Kadın ve çocuk hakları örgütleri, “Devlet, bu tür olaylarda çocukları ve kadınları korumakta yetersiz kalıyor” eleştirilerini yükseltirken, birçok kentte protestolar düzenlendi. Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği’nin çağrısı da bu toplumsal tepkinin bir parçası olarak değerlendiriliyor.
Soruşturma kapsamında Adli Tıp Kurumu’nun hazırladığı ön raporlarda, anne ve kızının yüksekten düşme sonucu yaşamını yitirdiği belirtilmişti. Ancak dernek, bu raporun kesinleşmediğini ve intihar mı yoksa cinayet mi olduğunun netlik kazanmadığını vurgulayarak, “Bebeğin yüksekten düşmesi hayatın olağan akışına aykırıdır. Burada adeta bir örtbas çabası var. Soruşturma bağımsız bir şekilde derinleştirilmelidir.” ifadelerini kullandı.
Bağımsız Değerlendirme
Bu trajik olay, Türkiye’de çocuk istismarı iddiaları karşısında adalet mekanizmasının ne kadar etkin işlediği sorusunu yeniden gündeme getirdi. Mağdur ailelerin ve sivil toplum örgütlerinin ısrarla dile getirdiği gibi, sürecin şeffaf yürütülmesi ve tüm ihtimallerin araştırılması, hem ailenin acısını hafifletmek hem de toplumun adalete olan güvenini tesis etmek için kritik öneme sahip. Bu vaka, çocukların ve kadınların korunmasına yönelik önleyici politikaların ne kadar yetersiz olduğunu gözler önüne seriyor ve yetkililerin bu konudaki sorumluluğunu artırıyor.