Okulların açılmasına günler kala milyonlarca veli, çocuklarının eğitim masraflarını karşılamak için bütçe hesapları yaparken, Eğitim-İş Sendikası'nın son araştırması tabloyu gözler önüne serdi. Araştırmaya göre, bir öğrencinin okul alışverişi tutarı asgari ücretin üçte ikisine ulaştı. Çanta, kırtasiye, kıyafet, servis ve beslenme gibi temel giderler, aile bütçelerini ciddi şekilde zorlarken, eğitimde fırsat eşitsizliği her geçen yıl daha da derinleşiyor.
Maliyetler yüzde 45 arttı, alım gücü düştü
Eğitim-İş'in yaptığı kapsamlı araştırma, geçen yıla göre okul masraflarındaki artışın yüzde 45'i bulduğunu ortaya koyuyor. Bu oran, enflasyonun üzerinde gerçekleşerek ailelerin satın alma gücünü daha da düşürüyor. Özellikle kırtasiye ürünleri ve okul kıyafetlerindeki fahiş fiyat artışları, velilerin en çok şikayet ettiği konuların başında geliyor. Bir öğrencinin sadece temel ihtiyaçları için yapılan harcama, asgari ücretle geçinen bir ailenin gelirinin büyük bir kısmını oluşturuyor.
Eğitimde fırsat eşitsizliği derinleşiyor
Artan maliyetler, yalnızca aile bütçelerini etkilemekle kalmıyor; aynı zamanda eğitimde fırsat eşitsizliğini de derinleştiriyor. Maddi durumu iyi olmayan ailelerin çocukları, kaliteli kırtasiye malzemeleri, yardımcı kaynak kitaplar veya etüt merkezlerinden faydalanamıyor. Bu durum, akademik başarıyı doğrudan etkilerken, eğitim emekçileri de sınıf içindeki uçurumun giderek büyüdüğüne dikkat çekiyor. Eğitim-İş yetkilileri, devletin eğitim harcamalarını artırarak ailelerin üzerindeki yükü hafifletmesi gerektiğini belirtiyor.
Devletin desteği yetersiz kalıyor
Milli Eğitim Bakanlığı'nın sağladığı destekler maalesef giderlerin çok altında kalıyor. Okul öncesi ve ilköğretim öğrencilerine verilen kırtasiye yardımı, günümüz fiyatlarıyla ancak birkaç defter ya da kalem alınmasına yetiyor. Özel okulların ve kursların ücretleri ise zaten ulaşılmaz boyutlarda. Veliler, eğitimin devlet tarafından ücretsiz olarak sunulması anayasal bir hak olduğu halde, eğitim giderlerinin bütçelerinin büyük bir kısmını oluşturduğunu dile getiriyor. Yetkililerin, eğitimin tüm kademelerinde maddi imkânı olmayan öğrencilere yönelik kapsamlı bir destek mekanizması kurması gerektiği vurgulanıyor.
Okul masrafındaki bu artış, yalnızca bireysel değil toplumsal bir sorun olarak görülüyor. Eğitim, bir ülkenin geleceğini belirleyen en önemli faktörlerden biri. Bu nedenle, eğitim harcamalarının aileler üzerindeki yükü azaltılmadan, nitelikli ve eşit bir eğitim sistemi kurmak mümkün değil. Uzmanlar, devletin düşük gelirli ailelere yönelik eğitim çekleri, ücretsiz kitap ve kırtasiye uygulamalarının genişletilmesi, okul servis ücretlerinin sübvanse edilmesi gibi somut adımlar atması gerektiğini savunuyor. Aksi takdirde her yıl artan eğitim maliyetleri, çocukların hayatlarını derinden etkileyen sosyal bir krize dönüşme riski taşıyor.