İngiltere'de 14 yaşındaki oğlu Jools Sweeney'yi 2022 yılında kaybeden Ellen Roome, sosyal medya devi TikTok'a karşı hukuk mücadelesi başlattı. Oğlunun ölümünün ardından platformun genç kullanıcılar üzerindeki etkilerini araştıran Roome, çabaları sonucu İngiltere'de çevrimiçi güvenlik yasasının çıkarılmasını sağladı. CNN Türk'ten Serdar Korucu'ya konuşan Roome, "Ben TikTok'ta sadece dans videoları var sanıyordum. Meğer oğlumun karşılaştığı içerikler çok farklıymış" dedi ve ailelere kritik bir uyarı yaptı: "Çocuğunuz gece yatak odasına telefonunu götürmesin."
Bir Annenin Acı Dolu Mücadelesi
Ellen Roome'un oğlu Jools, 2022 yılında henüz 14 yaşındayken hayatını kaybetti. Roome, oğlunun ölümünün ardından TikTok'ta geçirdiği zamanın ve karşılaştığı içeriklerin bu trajik sonu hazırladığını düşünüyor. Oğlunun telefonundaki TikTok hesabını inceleyen anne, platformda yalnızca dans videoları olmadığını, şiddet, intihar ve zararlı içeriklerin genç yaştaki kullanıcılara kolayca ulaşabildiğini gördü. "Oğlumun izlediği videolar beni dehşete düşürdü. Bu içeriklerin bir çocuğun ruh sağlığını nasıl etkileyebileceğini tahmin bile edemezdim" diyen Roome, yaşadığı acıyı başka ailelerin yaşamaması için harekete geçti.
Roome'un çabaları yalnızca kişisel bir mücadele olarak kalmadı. İngiltere'de parlamentoya sunulan ve çevrimiçi platformların genç kullanıcıları korumasını zorunlu kılan yeni yasaya ilham kaynağı oldu. Bu yasa kapsamında sosyal medya şirketlerinin yaş doğrulama sistemleri kurması, zararlı içerikleri engellemesi ve ebeveynlere daha fazla kontrol imkânı sunması gerekiyor. Roome, "Amacım intikam değil, sorumluluk. Bu platformlar çocuklarımızın hayatını bu kadar kolay etkileyebiliyorsa, önlem almak zorundalar" ifadelerini kullandı.
"Telefonu Yatak Odasına Götürmesin"
Roome, CNN Türk'e verdiği röportajda ailelere somut önerilerde bulundu. Özellikle gece saatlerinde telefon kullanımına dikkat çeken Roome, "Çocuğunuz gece yatak odasına telefonunu götürmesin. Bu basit kural, onları birçok zararlı içerikten koruyabilir. Ben oğlumun telefonunu gece yanına almasını engelleyemedim, şimdi başka anneler engellesin" dedi. Roome, ebeveynlerin çocuklarının hangi uygulamaları kullandığını, kimlerle etkileşimde bulunduğunu ve ne tür içerikler izlediğini düzenli olarak kontrol etmesi gerektiğini vurguladı. Ayrıca, TikTok'un algoritmasının gençleri bağımlı hale getirecek şekilde tasarlandığını savunan Roome, platformun bu konuda şeffaf olmadığını iddia etti.
Uzmanlar da Roome'un uyarılarını destekliyor. Çocuk ve ergen psikiyatristleri, sosyal medyanın gençler üzerindeki olumsuz etkilerinin her geçen gün arttığını belirtiyor. Özellikle gece saatlerinde mavi ışığa maruz kalmanın uyku düzenini bozduğu, bunun da depresyon ve anksiyete riskini artırdığı biliniyor. Ayrıca, TikTok gibi platformlarda karşılaşılan zararlı içeriklerin gençlerde travma, düşük özgüven ve hatta intihar düşüncelerine yol açabileceği vurgulanıyor.
İngiltere'de Yeni Yasa ve Türkiye'de Durum
İngiltere'de Roome'un mücadelesi sonucu kabul edilen Çevrimiçi Güvenlik Yasası, sosyal medya şirketlerine ağır yaptırımlar getiriyor. Yasa kapsamında, platformların çocukları zararlı içeriklerden korumak için etkili yaş doğrulama sistemleri kurması, ebeveynlere çocuklarının hesaplarını yönetme yetkisi vermesi ve şikâyet mekanizmalarını güçlendirmesi gerekiyor. Yasa, 2023 yılında kabul edildi ve uygulanması için 2025 yılına kadar süre tanındı. Roome, "Bu yasa bir başlangıç, ancak daha fazlası gerekiyor. Diğer ülkelerin de benzer adımlar atması lazım" diyerek çağrıda bulundu.
Türkiye'de ise sosyal medya düzenlemeleri son yıllarda artırıldı. 5651 sayılı kanunda yapılan değişikliklerle sosyal medya platformlarına temsilci bulundurma zorunluluğu getirildi ve içerik kaldırma süreçleri hızlandırıldı. Ancak, çocukların çevrimiçi güvenliği konusunda özel bir yasa henüz yok. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, zaman zaman ebeveynlere yönelik bilinçlendirme kampanyaları düzenlese de, çocukların dijital platformlarda karşılaştığı riskler konusunda kapsamlı bir koruma mekanizması bulunmuyor. Uzmanlar, İngiltere örneğinin Türkiye için de yol gösterici olabileceğini belirtiyor.
Ellen Roome'un mücadelesi, dijital çağda ebeveynlik ve çocuk koruma politikalarının ne kadar kritik olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor. Bir annenin yaşadığı tarifsiz acı, küresel bir soruna dönüşen sosyal medya bağımlılığı ve zararlı içerik tehdidine karşı önemli bir farkındalık yaratmış durumda. Roome, "Oğlumu geri getiremem, ama başka çocukların hayatını kurtarabilirim" diyerek sözlerini tamamladı. Onun hikâyesi, teknolojinin bilinçsiz kullanımının nelere mal olabileceğini ve ebeveynlerin ne kadar dikkatli olması gerektiğini tüm çıplaklığıyla ortaya koyuyor.