Orta Doğu Teknik Üniversitesi'nin (ODTÜ) 2024 mezuniyet töreninde yaptığı konuşmayla Türkiye gündemine oturan okul birincisi Ali Yıldız'ın, LGBTİ+ operasyonları kapsamında arandığı ortaya çıktı. Yüksek lisans eğitimi için Almanya'da bulunan Yıldız, ailesinin Ankara'daki evine gece yarısı polis baskını düzenlendiğini belirterek, "Türkiye'de olsam muhtemelen beni de tutuklayacaklardı" dedi. Olay, iktidarın LGBTİ+ bireylere yönelik son dönemdeki baskıcı politikalarını bir kez daha gözler önüne serdi.
Mezuniyet Konuşması ve Sonrası
Ali Yıldız, ODTÜ'den 2024 yılında bölüm birincisi olarak mezun oldu. Mezuniyet töreninde yaptığı konuşmada, LGBTİ+ haklarına ve ifade özgürlüğüne vurgu yapması, özellikle sosyal medyada geniş yankı uyandırmıştı. Konuşmasında, "Bu ülkede LGBTİ+ olmak, her gün ayrımcılıkla ve şiddetle yüzleşmek anlamına geliyor. Ama biz yine de buradayız ve mücadeleye devam edeceğiz" ifadelerini kullanmıştı. Bu konuşma, iktidar çevrelerinde rahatsızlık yaratmış, Yıldız hedef gösterilmişti.
Aradan geçen süreçte Yıldız, yüksek lisans eğitimi için Almanya'ya gitti. Ancak, Türkiye'de yürütülen LGBTİ+ operasyonları kapsamında hakkında arama kararı çıkarıldığı öğrenildi. Edinilen bilgilere göre, savcılık, Yıldız'ın sosyal medya paylaşımları ve konuşmasını delil göstererek soruşturma başlattı. Yıldız'ın ailesinin Ankara'daki evine gece yarısı polis ekipleri tarafından baskın düzenlendi. Baskında, Yıldız'ın bilgisayarı ve bazı kişisel eşyalarına el konulduğu iddia edildi.
"Türkiye'de Olsam Tutuklanırdım"
Yaşananları Cumhuriyet gazetesine değerlendiren Ali Yıldız, "Ailemin evine gece yarısı baskın yapıldığını sabah öğrendim. Annem ve babam büyük korku yaşadı. Türkiye'de olsam muhtemelen beni de tutuklayacaklardı. Çünkü iktidar, LGBTİ+ bireyleri susturmak için her yolu deniyor" diye konuştu. Yıldız, kendisine yönelik soruşturmanın tamamen siyasi olduğunu savunarak, "Ben sadece eşitlik ve özgürlük istedim. Bu suç değil" ifadelerini kullandı.
Yıldız'ın avukatı, müvekkili hakkında çıkarılan arama kararının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu belirterek, "İfade özgürlüğü kapsamında yapılan bir konuşma nedeniyle soruşturma açılması kabul edilemez. Ayrıca, yurt dışında yaşayan bir kişinin evine baskın düzenlenmesi, ailesinin de hedef alındığını gösteriyor" dedi. Avukat, karara itiraz edeceklerini açıkladı.
LGBTİ+ Operasyonları ve Arka Plan
Türkiye'de son yıllarda LGBTİ+ bireylere yönelik operasyonlar artarak devam ediyor. Özellikle 2023 ve 2024 yıllarında üniversitelerde, sivil toplum kuruluşlarında ve sosyal medyada LGBTİ+ görünürlüğüne yönelik baskılar yoğunlaştı. Onur yürüyüşleri valilik kararlarıyla yasaklandı, LGBTİ+ dernekleri kapatıldı, aktivistler gözaltına alındı. Bu operasyonlar, uluslararası insan hakları örgütlerinin de tepkisini çekiyor. Amnesty International ve Human Rights Watch, Türkiye'yi LGBTİ+ bireylerin haklarını ihlal etmekle suçluyor.
Ali Yıldız'ın durumu, bu operasyonların yurt dışına uzanan boyutunu gösteriyor. Yıldız, Almanya'da eğitimine devam ederken, Türkiye'deki yargı organlarının kendisini hedef alması, uluslararası öğrenciler ve akademisyenler arasında endişe yarattı. Almanya'daki Türk öğrenci dernekleri, Yıldız'a destek mesajları yayınladı. Bir dernek sözcüsü, "Ali, sadece düşüncelerini ifade ettiği için cezalandırılıyor. Bu, Türkiye'de akademik özgürlüğün ve ifade özgürlüğünün ne kadar kırılgan olduğunu gösteriyor" dedi.
Uluslararası Tepkiler ve Hukuki Süreç
Yıldız'ın avukatı, Türkiye'deki soruşturmanın uluslararası hukuka aykırı olduğunu belirterek, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne (AİHM) başvuru yapılabileceğini söyledi. Ayrıca, Almanya'da yaşayan Yıldız'ın, Türkiye'ye iade edilme riski bulunmuyor; ancak Türkiye'ye döndüğü takdirde tutuklanma ihtimali yüksek. Yıldız, "Türkiye'ye dönmeyi düşünmüyorum. Çünkü burada adil bir yargılanma olmayacağını biliyorum" dedi.
ODTÜ yönetimi ise konuyla ilgili sessizliğini koruyor. Üniversiteden yapılan yazılı açıklamada, "Mezunumuz Ali Yıldız'ın yaşadığı olaylarla ilgili bilgimiz bulunmamaktadır. Konu adli mercilerin yetkisindedir" denildi. Ancak öğrenci toplulukları, üniversitenin Yıldız'a sahip çıkması gerektiğini savunuyor.
Ali Yıldız'ın hikâyesi, Türkiye'de LGBTİ+ bireylerin ve aktivistlerin karşı karşıya olduğu baskıyı bir kez daha ortaya koyuyor. İktidarın, LGBTİ+ haklarını "aile değerleri" ve "milli irade" söylemiyle hedef alması, toplumsal kutuplaşmayı derinleştiriyor. Yıldız gibi gençlerin yurt dışına gitmek zorunda kalması, Türkiye'nin beyin göçü sorununu da büyütüyor. Önümüzdeki günlerde, Yıldız'ın avukatının başvuruları ve uluslararası kamuoyunun tepkisi, sürecin seyrini belirleyecek. Ancak şimdiden görülüyor ki, ifade özgürlüğü ve LGBTİ+ hakları, Türkiye'de en temel sorunlar arasında yer almaya devam edecek.