Genç bir adamın hikayesi, Türkiye'de eğitim sistemi ve siyasi katılım arasındaki kopukluğu gözler önüne seriyor. Yıllarca süren eğitim hayatı, yoğun sınav maratonları ve aile baskısına rağmen, bir türlü istediği siyasi platforma adım atamayan gençlerin sayısı her geçen gün artıyor. Peki, o dersler yetmedi mi? Bu soru, sadece bir bireyin değil, koca bir neslin ortak çığlığı haline geldi.
Eğitimde Teori ve Pratik Uçurumu
Türkiye'de eğitim sistemi, öğrencileri hayata hazırlamaktan çok sınavlara hazırlamaya odaklanmış durumda. Genç adam, ilkokuldan üniversiteye kadar uzanan süreçte matematik, fizik, edebiyat gibi derslerde başarılı oldu. Ancak siyaset bilimi, aktif vatandaşlık veya toplumsal katılım konularında neredeyse hiç eğitim almadı. Bu eksiklik, onun gibi milyonlarca gencin siyasi süreçlere yabancı kalmasına neden oluyor.
MEB müfredatında siyaset ve vatandaşlık dersleri genellikle ezbere dayalı ve teorik kalıyor. Öğrenciler, demokrasi, seçim sistemleri veya sivil toplum kuruluşları hakkında yeterli bilgi edinemiyor. Üniversitede bile, siyaset bilimi bölümleri dışında kalan öğrenciler için bu konular seçmeli derslerle sınırlı. Sonuç: Gençler, oy verme yaşına geldiklerinde neye oy verdiklerini, nasıl bir siyasi sistemin parçası olduklarını tam olarak kavrayamıyor.
Siyasi Katılımda Gençlerin Yeri
TÜİK verilerine göre, 2023 seçimlerinde 18-24 yaş arası seçmenlerin oy kullanma oranı %70'lerde kaldı. Bu oran, genel seçmen ortalamasının altında. Gençlerin siyasi partilere üyeliği ise %10'un altında seyrediyor. Peki, neden gençler siyasetten uzak duruyor? Araştırmalar, gençlerin siyasi süreçlere güvensizlik duyduğunu, kendilerini temsil edilmiş hissetmediğini ve siyaseti 'kirli' bir alan olarak gördüğünü ortaya koyuyor.
Genç adam da aynı dertten muzdarip. Üniversite yıllarında öğrenci kulüplerinde aktif rol aldı, çevre etkinliklerine katıldı, hatta bir sivil toplum kuruluşunda gönüllü oldu. Ancak siyasi partilere adım attığında, liyakat yerine sadakat ve tanıdık ilişkilerinin öne çıktığını gördü. 'O dersler yetmedi mi?' sorusu, tam da bu noktada anlam kazanıyor: Eğitim, ona siyasetin gerçek işleyişini öğretmedi.
Gençlik ve Siyaset Arasındaki Kopukluk
Siyaset bilimciler, gençlerin siyasi katılımını artırmak için eğitim sistemine aktif vatandaşlık dersleri eklenmesi gerektiğini savunuyor. Ayrıca, siyasi partilerin gençlik kollarının güçlendirilmesi, gençlere yönelik mentorluk programları ve yerel yönetimlerde genç meclislerinin kurulması öneriliyor. Ancak mevcut durumda, bu tür girişimler oldukça sınırlı.
Öte yandan, dijital çağda gençler siyasi bilgiye sosyal medyadan erişiyor. Ancak bu bilgi kirliliği ve dezenformasyon riskini de beraberinde getiriyor. Genç adam, Twitter ve Instagram'da siyasi içerikleri takip ediyor, ancak bu platformlardaki tartışmaların kutuplaştırıcı dilinden rahatsız. 'O dersler yetmedi mi?' diye soruyor, çünkü okulda öğrendiği eleştirel düşünme becerileri, gerçek hayatta karşılaştığı siyasi manipülasyonlara karşı koymaya yetmiyor.
Siyasi Partilerin Gençlere Yaklaşımı
Türkiye'de siyasi partilerin gençlik kolları genellikle seçim dönemlerinde aktif hale geliyor. Gençler, kapı kapı dolaşıp broşür dağıtıyor, mitinglerde görev alıyor ancak karar alma mekanizmalarında söz sahibi olamıyor. Parti yönetimlerinde gençlerin temsili oldukça düşük. TBMM'de 30 yaş altı milletvekili sayısı yok denecek kadar az. Bu tablo, gençlerin siyasete olan inancını zayıflatıyor.
Genç adam, bir dönem bir partinin gençlik kollarına üye oldu. Ancak kısa süre sonra, fikirlerini ifade etmekte zorlandığını, eleştiri getirdiğinde dışlandığını fark etti. 'O dersler yetmedi mi?' sorusu, aslında bir isyan: Eğitim sistemi ona sorgulamayı öğretti ama siyaset, sorgulayan gençleri istemiyor.
Çözüm Arayışları ve Beklentiler
Uzmanlar, gençlerin siyasi katılımını artırmak için kapsamlı bir reform gerektiğini vurguluyor. Eğitim müfredatına zorunlu vatandaşlık dersleri eklenmeli, öğrencilere yerel yönetimlerde staj imkanı sunulmalı ve siyasi partiler gençlik kotaları uygulamalı. Ayrıca, sivil toplum kuruluşları gençlere yönelik liderlik programları düzenlemeli.
Genç adam ise hala umutlu. Yakın zamanda bir sivil toplum kuruluşunun düzenlediği siyaset okuluna katıldı. Burada aldığı eğitim, ona siyasetin sadece seçimden ibaret olmadığını, yerel yönetimlerden uluslararası platformlara kadar geniş bir alan olduğunu gösterdi. 'O dersler yetmedi mi?' sorusu, şimdi ona 'belki de doğru dersleri almadım' cevabını veriyor.
Sonuç olarak, Türkiye'de gençlerin siyasi katılımı, eğitim sistemi ve siyasi kültürün kesişiminde şekilleniyor. Okullarda verilen dersler, gençleri aktif vatandaşlığa hazırlamadığı sürece, 'O dersler yetmedi mi?' sorusu daha çok sorulacak. Gençlerin siyasete ilgisi, onlara sunulan fırsatlar ve temsil imkanlarıyla doğru orantılı. Eğer siyaset kurumu gençlere kapılarını açmazsa, bu kopukluk derinleşecek ve demokrasinin geleceği tehlikeye girecek. Unutmayalım ki, bugünün gençleri yarının karar alıcıları olacak; onları görmezden gelmek, geleceği görmezden gelmektir.