Orta Amerika ülkesi Nikaragua’da Devlet Başkanı Daniel Ortega, ülkede bundan sonra “özgür seçim” yapılmayacağını açıkladı. Bu açıklama, muhalefetin siyasi alanda tamamen dışlanması anlamına geliyor. Ortega, yaptığı konuşmada seçimlerin artık sembolik olduğunu ve gerçek iradesini halkın değil, devrimci kurumların temsil ettiğini savundu. Muhalefet partileri ve insan hakları örgütleri, bu kararı “darbe” olarak nitelendirdi. Ülkede son yıllarda muhalif adayların tutuklanması, gazetecilere baskı ve sivil toplumun sindirilmesiyle demokratik süreç ciddi yara almıştı. Ortega’nın yeni açıklaması, bu sürecin resmiyet kazanması olarak yorumlanıyor.
Ortega’nın Açıklamasının Perde Arkası
Daniel Ortega, 16 yıllık iktidarı boyunca seçimleri kazanmak için anayasa değişiklikleri, yargı baskısı ve medya kontrolü gibi yöntemlere başvurdu. 2021 seçimlerinde yedi muhalif adayı tutuklattırdı, seçim sistemini tamamen kontrolü altına aldı. Son olarak, Ulusal Meclis’te sandalyelerin yüzde 90’ını elinde bulunduran iktidar partisi, seçim yasasını değiştirerek muhalefetin seçimlere katılmasını neredeyse imkânsız hale getirdi. Ortega, yeni açıklamasında “özgür seçim” fikrinin Batılı emperyalist ülkelerin dayattığı bir yalan olduğunu iddia etti. Nikaragua’da halkın iradesinin “devrim kurumları” aracılığıyla tecelli ettiğini savundu. Bu söylem, Küba ve Venezuela’daki yönetimlerin kullandığı “halk demokrasisi” retoriğiyle benzerlik taşıyor. Uzmanlara göre Ortega, 2026 yılında yapılması planlanan seçimleri tamamen iptal ederek, kendisini ve eşini süresiz olarak iktidarda tutacak bir sistem kurmayı hedefliyor.
Eleştiriler ve Uluslararası Tepkiler
Ortega’nın açıklamasına en sert tepki, ABD ve Avrupa Birliği’nden geldi. ABD Dışişleri Bakanlığı, “Bu, demokratik vaatlerin açık ihlalidir” açıklamasını yaparken, Nikaragua’ya yönelik ekonomik yaptırımların artırılabileceğini duyurdu. AB ise, “Orta Amerika’da demokrasinin son kalesi olan Nikaragua’da bu tür adımlar bölgesel istikrarı tehdit ediyor” şeklinde bir bildiri yayımladı. Öte yandan Rusya ve Çin, Ortega’nın egemenlik hakkını kullandığını savunarak destek mesajı verdi. İnsan hakları örgütleri ise durumu “demokrasinin sonu” olarak nitelendirdi. Amnesty International, “Daniel Ortega, ülkeyi resmen bir tek adam rejimine dönüştürüyor” değerlendirmesinde bulundu. Nikaragua İnsan Hakları Merkezi verilerine göre, 2018’den bu yana 400’den fazla siyasi tutuklu bulunuyor. 2023’te yapılan bir anket, halkın yüzde 72’sinin ülkeden göç etmek istediğini ortaya koydu.
Bölgesel Etkileri
Orta Amerika’da otoriterleşme eğilimleri artarken, Nikaragua’daki bu gelişme bölge için önemli bir sinyal. El Salvador’da Nayib Bukele’nin anayasaya aykırı şekilde yeniden seçilmesi, Honduras’ta yargı baskıları ve Guatemala’da demokratik kurumların zayıflaması, Orta Amerika’nın demokratik gerileme dönemine girdiğini gösteriyor. Nikaragua, bu ülkeler arasında en uç örnek olarak öne çıkıyor. Ortega’nın eşi ve muhalefet tarafından “iktidar ortağı” olarak tanımlanan Başkan Yardımcısı Rosario Murillo, seçimlerin kaldırılmasıyla birlikte yürütme yetkisinin tamamen kendilerine geçtiğini ima etti. Ekonomik olarak zor durumda olan Nikaragua’da işsizlik yüzde 44’e ulaşırken, yoksulluk sınırı altında yaşayanların oranı yüzde 70’i geçiyor.
Bu gelişmeler ışığında, Ortega’nın “özgür seçim” karşıtı hamlesi, Nikaragua’nın uluslararası alanda daha da yalnızlaşmasına neden olabilir. Ancak Çin ve Rusya’nın desteğiyle ekonomik olarak ayakta kalmaya çalışan ülke, demokratik standartları tamamen terk etmiş görünüyor. Sonuç olarak, Nikaragua’daki bu adım, siyasi muhalefetin tamamen ortadan kaldırılması ve tek parti yönetiminin kalıcı hale getirilmesi olarak yorumlanabilir. Demokrasi mücadelesi veren Orta Amerika ülkeleri için bu, endişe verici bir örnek teşkil ediyor. Bölgedeki diğer yönetimlerin bu modeli referans alıp almamayı düşüneceği önümüzdeki süreçte netleşecek.