Eski İsrail Başbakanı Ehud Barak, mevcut Başbakan Binyamin Netanyahu'nun genel seçimlerde yenilgiye uğrayacağını hissetmesi halinde, Lübnan'a yönelik saldırıları tırmandırarak İran'la bölgesel bir savaşı tetikleyebileceği uyarısında bulundu. Barak, Netanyahu'nun iktidarda kalmak için her şeyi yapmaya hazır olduğunu ve bu durumun Orta Doğu'yu kaosa sürükleyebileceğini belirtti.
Eski başbakandan çarpıcı iddia
İsrail'in eski başbakanlarından Ehud Barak, yaptığı açıklamada Netanyahu'nun seçimlerden birkaç gün önce kaybedeceğini anlaması halinde Lübnan'a yönelik askeri operasyonları artırabileceğini öne sürdü. Barak, 'Netanyahu, kaybedeceğini anladığı anda bölgesel bir çatışma başlatmaktan çekinmez. Bu, İran ile doğrudan bir savaşa yol açabilir' dedi. Barak, Netanyahu'nun bu hamlesinin sadece İsrail'i değil, tüm Orta Doğu'yu etkileyecek bir kriz yaratacağını vurguladı.
Lübnan ve İran cephesi
İsrail-Lübnan sınırındaki gerginlik son haftalarda arttı. Hizbullah'ın roket saldırılarına misilleme olarak İsrail ordusunun Lübnan topraklarına yönelik hava saldırıları yoğunlaştı. Uzmanlar, bu saldırıların İran'ın bölgedeki vekil güçleriyle doğrudan çatışmaya dönüşme riski taşıdığını belirtiyor. Netanyahu'nun, seçim anketlerinde rakibi Benny Gantz'ın gerisinde kalması, bu tür bir senaryonun olasılığını artırıyor.
Barak, 'Netanyahu'nun önceliği İsrail'in güvenliği değil, kendi siyasi geleceğidir. Bu nedenle seçimlerde yenilgiyi kabullenmek yerine bölgesel bir yangını körüklemeyi tercih edebilir' ifadelerini kullandı. Barak'ın bu uyarısı, uluslararası toplumda da yankı buldu. ABD ve Avrupa ülkeleri, taraflara itidal çağrısı yaparken, Birleşmiş Milletler ise bölgede gerilimi azaltacak adımlar atılmasını istedi.
Netanyahu'nun stratejisi sorgulanıyor
Netanyahu, daha önce de seçim öncesi askeri operasyonlarla oy devşirmekle suçlanmıştı. 2019 ve 2020 seçimlerinde de benzer taktikler izlediği belirtilen Netanyahu, bu kez daha büyük bir risk alarak İran'ı hedef alabilir. İran'ın nükleer programı ve bölgedeki nüfuzu, Netanyahu için bir numaralı tehdit olarak görülüyor. Ancak Barak, bu stratejinin İsrail'i uluslararası alanda yalnızlaştırabileceği ve ülke ekonomisine ağır bir yük getireceği uyarısında bulundu.
İsrail'de 23 Mart'ta yapılması beklenen seçimler öncesinde kamuoyu yoklamaları, Netanyahu'nun partisi Likud'un Gantz'ın Mavi Beyaz ittifakının gerisinde olduğunu gösteriyor. Bu tablo, Netanyahu'nun seçim kampanyasında daha agresif bir söylem benimsemesine yol açtı. Lübnan ve İran söylemi, bu agresif kampanyanın bir parçası olarak yorumlanıyor.
Bölgesel sonuçlar ve bağımsız değerlendirme
Netanyahu'nun olası bir kaos planı, sadece İsrail'in değil, Türkiye'nin de yakından takip ettiği bir gelişme. Doğu Akdeniz'deki enerji kaynakları ve Suriye krizi bağlamında bölgesel dengelerin hassas olduğu bir dönemde, İran-İsrail savaşı tüm aktörleri etkileyebilir. Türkiye, bir yandan İsrail'le ilişkilerini normalleştirmeye çalışırken, diğer yandan Filistin davasına verdiği desteği sürdürüyor. Olası bir çatışma, Türkiye'nin bölgesel politikalarını da doğrudan etkileyecektir. Bağımsız analistler, Netanyahu'nun bu tür bir maceraya atılmasının İsrail için uzun vadede telafisi zor sonuçlar doğuracağını, ancak mevcut siyasi çıkmazda başka seçeneklerinin olmadığını da belirtiyor. Seçime sayılı günler kala, Orta Doğu'da barışın kaderi bir kez daha Netanyahu'nun tercihlerine bağlı görünüyor.