İsrail'de 27 Ekim'de yapılacak genel seçimlere sayılı günler kala Başbakan Binyamin Netanyahu, seçim kampanyasını sert güvenlik söylemleriyle yürütüyor. Kamuoyu yoklamalarında rakibi Benny Gantz'ın gerisinde kalan Netanyahu, son açıklamalarında İran'ın nükleer programına asla izin vermeyeceğini, Hamas'ın silah bırakmaması halinde Gazze'nin tamamının işgal edilebileceğini söyledi. Bu tehditler, seçim öncesi korku siyasetinin bir parçası olarak değerlendiriliyor.
Güvenlik Eksenli Kampanya
Netanyahu, dün başkent Tel Aviv'de düzenlenen mitingde yaptığı konuşmada, İran'la olası bir askeri çatışmaya göndermede bulunarak, "Biz İran'ın nükleer silah elde etmesine asla müsaade etmeyeceğiz. Gerekirse tek başımıza hareket ederiz" ifadelerini kullandı. Aynı konuşmada Gazze'ye de değinen İsrail Başbakanı, "Hamas'ın elindeki silahlar bırakmaması durumunda Gazze'nin tamamının işgal edilmesi söz konusu olabilir" dedi. Bu açıklamalar, İsrail siyasetinde seçim öncesi sıkça başvurulan güvenlik temalı söylemlerin bir parçası olarak öne çıkıyor.
Netanyahu'nun bu çıkışı, seçim yarışında oy kaybını durdurma çabası olarak yorumlanıyor. Son anketlere göre, merkez sağdaki Mavi Beyaz İttifakı'nın lideri Benny Gantz, Netanyahu'nun Likud Partisi'ne karşı açık ara önde görünüyor. Birçok analist, Netanyahu'nun seçim kampanyasını güvenlik tehditleri üzerinden şekillendirerek, geleneksel seçmen tabanını harekete geçirmeyi hedeflediğini belirtiyor.
İran ve Nükleer Anlaşma Gerilimi
Netanyahu'nun İran vurgusu, 2015'te imzalanan nükleer anlaşmadan ABD'nin çekilmesi ve İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini artırması sonrasında daha da belirginleşti. İsrail, uzun süredir İran'ın nükleer programa sahip olmasını varoluşsal bir tehdit olarak görüyor. Netanyahu, uluslararası topluma İran'a karşı sert önlemler alınması çağrısında bulunuyor. İsrail ordusunun son yıllarda İran'ın Suriye'deki mevzilerine yönelik düzenlediği saldırılar, iki ülke arasındaki gerilimi tırmandırıyor. Seçim atmosferinde bu gerilimi kullanan Netanyahu, İran dosyasında deneyimli lider imajını pekiştirmeye çalışıyor.
Hamas ve Gazze Politikası
Netanyahu'nun Gazze'ye yönelik tehditleri ise, Hamas ile yaşanan son çatışmaların ardından gündeme geldi. İsrail, geçtiğimiz aylarda Gazze'de Hamas'a yönelik geniş çaplı askeri operasyonlar düzenlemiş, ancak kalıcı bir çözüm sağlanamamıştı. Netanyahu, daha önce de Hamas'ın kontrolündeki Gazze'ye yönelik askeri seçeneklerin masada olduğunu belirtmişti. Bu kez, "Gazze'nin tamamının işgali" ifadesi, daha önce denenmemiş bir aşamayı işaret ediyor. Ancak İsrail kamuoyunda bu tür bir operasyonun bedeli konusunda ciddi tartışmalar yaşanıyor.
Orta Doğu'daki son gelişmeler, İsrail seçimlerinin sonucunu da etkileyecek gibi görünüyor. ABD'nin bölgeden çekilme sinyalleri ve İran'la artan gerilim, İsrail'in güvenlik politikalarını doğrudan etkiliyor. Netanyahu'nun seçim kampanyasında bu konuları öne çıkarması, seçmenlerin korku ve endişelerine hitap etme stratejisi olarak değerlendiriliyor.
Seçim Yarışı ve Siyasi Analizler
İsrail'de seçim yarışı, Netanyahu'nun yanı sıra Gantz'ın da güçlü bir kampanya yürütmesiyle kızışmış durumda. Gantz, Netanyahu'nun güvenlik politikalarını eleştirerek, daha dengeli bir dış politika vaat ediyor. Yapılan anketler, Gantz'ın Netanyahu'ya 4-5 puan fark attığını gösteriyor. Ancak İsrail siyasetinde seçim sonuçlarını tahmin etmek zor; özellikle son günlerde yaşanacak gelişmeler, seçmenin kararını değiştirebilir. Netanyahu'nun son hamleleri, seçimlere sayılı günler kala dikkatleri yeniden üzerine çekmeyi amaçlıyor. Bu strateji, İsrail tarihinde defalarca denenmiş ve kimi zaman işe yaramış olsa da, bu kez sonuç ne olur, merakla bekleniyor.
İsrail'deki seçim süreci, yalnızca ülkenin iç siyasetini değil, aynı zamanda Orta Doğu'daki dengeleri de yakından ilgilendiriyor. Seçimden çıkacak sonuç, İran, Filistin ve Arap ülkeleriyle ilişkilerin geleceğini belirleyecek. Netanyahu'nun seçim öncesi bu sert söylemi, bir yandan da İran'la yaşanan gerilimde fiili bir tırmanışa yol açabilir. Bölgedeki tüm aktörler, İsrail seçimlerinin sonucunu ve olası etkilerini dikkatle izliyor. Seçim sonrası hangi liderlik anlayışının hakim olacağı, Orta Doğu'da barış ve istikrar arayışları açısından kritik bir öneme sahip.