ABD ile İran arasında savaşı durdurmaya yönelik geçici bir anlaşma imzalanırken, Reuters'a konuşan üst düzey İsrailli yetkililer anlaşmayı "İsrail için korkunç" olarak nitelendirdi. Bu gelişme, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile ABD Başkanı Donald Trump'ı karşı karşıya getirdi. Diplomatik kaynaklara göre, anlaşma İran'ın nükleer faaliyetlerini sınırlandırmayı ve bölgedeki vekil güçlere desteğini azaltmayı hedefliyor, ancak İsrail anlaşmanın kapsamını yetersiz buluyor.
Anlaşmanın ayrıntıları ve İsrail'in endişeleri
Uzun süredir devam eden müzakerelerin ardından ABD ve İran, Tahran'ın nükleer programını dondurması ve bazı yaptırımların hafifletilmesi konusunda anlaştı. Anlaşma, İran'ın uranyum zenginleştirme seviyesini yüzde 3.67 ile sınırlandırmasını ve mevcut stoklarının büyük kısmını yurt dışına göndermesini öngörüyor. Buna karşılık ABD, petrol ve bankacılık alanındaki bazı yaptırımları askıya alacak. İsrailli yetkililer ise anlaşmanın İran'ın nükleer silah üretme kapasitesini tamamen ortadan kaldırmadığını, aksine zaman kazandırarak tehdidi artırdığını savunuyor. Üst düzey bir İsrailli yetkili, "Anlaşma İran'a ekonomik rahatlama sağlıyor ama nükleer programının temelini koruyor. Bu İsrail'in güvenliği için felaket olur" dedi.
Netanyahu-Trump hattında gerilim
Netanyahu, anlaşmanın imzalanmasından saatler sonra Trump ile bir telefon görüşmesi yaptı. Görüşmenin sert geçtiği belirtilirken, Netanyahu anlaşmanın İsrail'in çıkarlarına aykırı olduğunu vurguladı. Trump yönetimi ise anlaşmanın İran'ı uzun vadede daha fazla yaptırıma ve askeri müdahaleye maruz bırakmak için bir basamak olduğunu savunarak İsrail'e güvence vermeye çalıştı. Beyaz Saray'dan yapılan açıklamada, "Başkan Trump, İsrail'in güvenliğini her zaman ön planda tutuyor. Bu anlaşma, İran'ı daha kapsamlı bir müzakereye zorlamak için tasarlanmıştır" ifadeleri kullanıldı. Ancak Netanyahu'nun ofisi, anlaşmanın İran'ın bölgesel yayılmacılığını durdurmadığı ve İsrail'i tehdit eden milis gruplarına desteğini kesmediği gerekçesiyle endişelerini yineledi.
İsrail'deki siyasi çevreler, anlaşmanın Obama dönemindeki 2015 nükleer anlaşmasına benzer zaaflar taşıdığını ileri sürüyor. O dönemde Netanyahu, Kongre'de yaptığı konuşmayla anlaşmaya karşı çıkmıştı. Şimdi de benzer bir kampanya başlatmaya hazırlanıyor. İsrail Savunma Bakanlığı, anlaşmanın uygulanmasını izlemek üzere özel bir ekip kurarken, askeri yetkililer İran'ın anlaşmayı ihlal etmesi durumunda operasyon hazırlıklarının sürdüğünü açıkladı.
Bölgesel yansımalar
Anlaşma, Orta Doğu'da yeni bir güç dengesi yaratabilir. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi Körfez ülkeleri, anlaşmayı ihtiyatla karşılarken, İran'ın nükleer programına ilişkin endişelerini koruyor. Öte yandan, İran Dışişleri Bakanı Cevad Zarif, anlaşmanın bölgede istikrarı artıracağını ve ekonomik iş birliğini teşvik edeceğini belirtti. İsrail'in güvenlik çevreleri, anlaşmanın Hamas ve Hizbullah gibi gruplara dolaylı destek sağlayacağını, bu nedenle İsrail'in kendi caydırıcılığını artırması gerektiğini savunuyor.
Başbakan Netanyahu, anlaşmaya rağmen İran'a yönelik askeri seçeneklerin masada olduğunu ima ederken, ABD'li yetkililer İsrail'in endişelerini dikkate aldıklarını ancak anlaşmanın geri dönülemez olduğunu vurguluyor. Önümüzdeki günlerde Netanyahu'nun ABD Kongresi'ne hitap etmesi ve uluslararası kamuoyunu anlaşmanın riskleri konusunda bilgilendirmesi bekleniyor.
Bu gelişmeler, Trump yönetiminin ikinci döneminde giderek artan ABD-İsrail gerilimini de gözler önüne seriyor. İran konusunda yaşanan bu ayrılık, iki ülke arasındaki stratejik ortaklığı sınasa da, savunma ve istihbarat alanındaki iş birliğinin devam edeceği belirtiliyor. Ancak Netanyahu, İran'ın nükleer tehdidi konusunda taviz verilmeyeceğini net bir dille ifade ediyor. Anlaşmanın İsrail ve bölge için uzun vadeli sonuçları ise önümüzdeki aylarda netleşecek.