İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Suriye'nin İdlib kentindeki Ebu Zuhur Askeri Hava Üssü'ne düzenlenen hava saldırısının ardından ülkesinde sert eleştirilerin hedefi oldu. Muhalefet liderleri ve eski üst düzey yetkililer, saldırının Türkiye ve ABD ile gerilimi tehlikeli biçimde artırdığını savunarak Netanyahu'yu ülkeyi felakete sürüklemekle suçluyor.
Muhalefetten Netanyahu'ya ağır eleştiriler
Eski Genelkurmay Başkan Yardımcısı Yair Golan, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, "Netanyahu, kişisel siyasi çıkarları uğruna İsrail'i bölgesel bir savaşa sürüklüyor. Bu saldırı, Türkiye ile doğrudan bir çatışma riskini beraberinde getiriyor ve ABD ile ittifakımızı zedeliyor" ifadelerini kullandı. Eski Başbakan Ehud Barak ise daha da ileri giderek, "Netanyahu'nun pervasız politikaları İsrail'in güvenliğini tehdit ediyor. Bu saldırı, aklıselimden uzak, hesapsız bir maceradır" dedi.
Eski Savunma Bakanı'ndan uyarı
Eski Savunma Bakanı Moşe Yaalon da saldırının ardından yaptığı yazılı açıklamada, "Bu tür eylemler, İsrail'in uluslararası alandaki konumunu zayıflatır ve bölgedeki düşmanlarını güçlendirir. Netanyahu, kendi siyasi geleceğini kurtarmak için ülkemizi ateşe atıyor" değerlendirmesinde bulundu. Yaalon, saldırının zamanlamasının, Netanyahu'nun yolsuzluk davalarındaki duruşmalarının gölgesinde gerçekleşmesine de dikkat çekti.
Saldırının arka planı ve bölgesel etkileri
Ebu Zuhur Hava Üssü, Suriye hükümetinin kontrolünde bulunuyor ve İdlib'in kuzeydoğusunda stratejik bir konuma sahip. İsrail, son yıllarda Suriye'de İran ve Hizbullah'a yönelik yüzlerce hava saldırısı düzenledi. Ancak bu saldırı, doğrudan Türkiye'nin askeri varlığının bulunduğu bir bölgeye yakınlığıyla dikkat çekiyor. Türkiye, İdlib'de gözlem noktaları bulunduruyor ve bölgedeki aktif bir aktör konumunda. Uzmanlar, bu saldırının Ankara ile Tel Aviv arasındaki zaten gergin olan ilişkileri daha da germesinden endişe ediyor.
Öte yandan, İsrail ordusundan yapılan resmi açıklamada, saldırının İran'a ait askeri hedeflere yönelik olduğu iddia edildi. Ancak muhalefet bu açıklamayı yeterli bulmuyor ve Netanyahu hükümetinin bu tür operasyonlarla iç kamuoyunu oyaladığını öne sürüyor.
Netanyahu'nun stratejisi tartışılıyor
Netanyahu, yıllardır İran'ın Suriye'deki varlığına karşı "savaşlar arası kampanya" olarak adlandırılan bir strateji izliyor. Bu strateji, İran'a ait hedeflere düşük yoğunluklu ama sürekli saldırılar düzenlemeyi içeriyor. Ancak eleştirmenler, bu yaklaşımın zamanla büyük bir çatışmaya dönüşme riski taşıdığını ve İsrail'in uluslararası meşruiyetini aşındırdığını savunuyor.
Son saldırı, ayrıca Rusya'nın tepkisini de çekmiş durumda. Rusya, Suriye'deki hava sahasının kontrolünü elinde tutuyor ve İsrail saldırılarını zaman zaman kınasa da genellikle göz yumuyor. Ancak bu saldırının, Rusya'nın desteklediği Suriye rejiminin hayati bir üssüne yapılması, Moskova'yı zor durumda bırakabilir.
İsrail'deki siyasi kriz ise derinleşiyor. Netanyahu, yargı reformu tartışmaları ve devam eden yolsuzluk davaları nedeniyle büyük bir iç muhalefetle karşı karşıya. Ülkenin dört bir yanında protestolar düzenleniyor. Bu saldırı, muhalefetin Netanyahu'ya yönelik eleştirilerini daha da artırmış durumda.
Uzmanlar, Netanyahu'nun dış politikadaki agresif tutumunun, iç politikadaki itibarını kurtarmaya yönelik bir girişim olabileceğini belirtiyor. Ancak bu taktiğin, ülkeyi daha büyük bir tehlikenin eşiğine getirdiği konusunda uyarıyorlar.
İsrail'in İdlib'e yönelik bu son saldırısı, bölgedeki dengeleri alt üst edebilecek potansiyele sahip. Türkiye'nin tepkisinin ne olacağı, ABD'nin bu konuda nasıl bir tavır takınacağı ve Rusya'nın olası yanıtı, önümüzdeki günlerde yakından izlenecek. Netanyahu'nun bu pervasız politikasının bedelini İsrail halkının ödeyeceği giderek daha açık hale geliyor.
Bu gelişmeler, İsrail'in Orta Doğu'daki geleneksel ittifaklarını da etkileyebilir. Bölgede yeni bir savaşın eşiğinde olup olmadığımız sorusu, hem İsrail içinde hem de uluslararası toplumda endişeyle soruluyor. Netanyahu'nun liderliğindeki İsrail, kendi halkının güvenliğini riske atan bir kumar oynuyor.
Yair Golan'ın ifadesiyle, "Netanyahu İsrail'i yıkıma götürüyor" sözleri, artık sadece muhalefetin değil, giderek artan sayıda İsraillinin ortak endişesi haline gelmiş durumda. Ülkenin geleceği, bu tehlikeli gidişatın bir an önce durdurulmasına bağlı.