Avrupa Birliği (AB), İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu hakkında Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin (UCM) tutuklama kararı sonrası üye ülkelerin hava sahasını açık tutması üzerine harekete geçti. AB Komisyonu, Yunanistan, İtalya ve Fransa dahil olmak üzere tüm üye ülkelere resmi bir yazı göndererek, taraf oldukları Roma Statüsü'nün yükümlülüklerini hatırlattı ve UCM ile tam işbirliği yapılması çağrısında bulundu. Bu gelişme, Netanyahu'nun hava sahası kullanımının uluslararası hukuk açısından yarattığı tartışmaları alevlendirdi.
AB Komisyonu'ndan Üye Ülkelere Sert Uyarı
AB Komisyonu, geçtiğimiz günlerde UCM'nin Netanyahu ve eski Savunma Bakanı Yoav Gallant hakkında verdiği tutuklama kararının ardından, üye ülkelerin bu kararı göz ardı ederek Netanyahu'nun uçağının hava sahasını kullanmasına izin vermesini değerlendirmeye aldı. Komisyon sözcüsü yaptığı açıklamada, "Üye devletlerin Roma Statüsü'nün tarafı olarak UCM'nin kararlarına saygı gösterme ve mahkemeyle tam işbirliği yapma yükümlülüğü bulunmaktadır" ifadelerini kullandı.
Yazıda özellikle, UCM'nin kurucu anlaşması olan Roma Statüsü'nün 86. maddesi hatırlatılarak, "Taraf devletler, mahkemenin görevlerini yerine getirmesine tam olarak yardımcı olacak ve işbirliği yapacaktır" denildi. AB Komisyonu, ayrıca üye ülkelerden Netanyahu'ya hava sahası açma gibi eylemlerin, bu yükümlülüklerle çeliştiğine dikkat çekti.
Yunanistan, İtalya ve Fransa'dan Gelen Tepkiler
AB'nin bu çağrısı özellikle Yunanistan, İtalya ve Fransa'yı hedef aldı. Bu ülkelerin, Netanyahu'nun uçağının hava sahasını kullanmasına izin verdiği biliniyor. Yunanistan hükümetinden yapılan açıklamada, "AB'nin bu uyarısını değerlendiriyoruz. Ancak hava sahası kullanımı konusunda ulusal egemenlik haklarımız saklıdır" denildi.
İtalya Dışişleri Bakanlığı ise daha temkinli bir açıklama yaparak, "konuyu incelemekte olduklarını ve uluslararası hukuk çerçevesinde hareket edeceklerini" belirtti. Fransa ise henüz resmi bir yanıt vermedi. Ancak Fransız diplomatik kaynakları, Paris'in UCM'ye desteğinin bilindiğini ancak bu tür bir durumun önceden netleştirilmediğini ifade etti.
Netanyahu'nun Hava Sahası Kullanımı ve Uluslararası Hukuk
Netanyahu hakkında UCM'nin tutuklama kararı, 21 Kasım 2024'te açıklanmıştı. Mahkeme, Netanyahu ve Gallant'ı, Gazze'deki askeri operasyonlarda savaş suçu ve insanlığa karşı suçlar işlemekle suçlamıştı. Bu karar, uluslararası toplumda geniş yankı uyandırmış, birçok ülke kararı saygıyla karşıladığını açıklamıştı. Ancak bazı ülkeler, Netanyahu'nun seyahat etmesine engel olmadı ve hatta hava sahasını kullanımına izin verdi.
Uluslararası Ceza Mahkemesi'ne taraf olan devletler, Roma Statüsü gereği, UCM'nin tutuklama kararı bulunan bir kişiyi topraklarına kabul etmeme ve gerektiğinde gözaltına alma yükümlülüğü taşıyor. Hava sahası kullanımı ise bu yükümlülüklerin kapsamı konusunda hukukçular arasında tartışma konusu. Bazı uzmanlar, hava sahası açmanın da işbirliği yükümlülüğünü ihlal ettiğini savunurken, diğerleri bunun doğrudan bir ihlal olmadığını ancak mahkemenin etkinliğini zayıflattığını belirtiyor.
AB'nin Rolü ve Gelecek Adımlar
AB Komisyonu'nun bu girişimi, üye ülkeler arasında ortak bir dış politika oluşturma çabalarının bir parçası olarak görülüyor. AB, uluslararası hukukun üstünlüğü ve UCM'nin işleyişine verdiği desteği vurgularken, üye ülkelerin bireysel çıkarlarının ortak değerlerin önüne geçmesini engellemeye çalışıyor.
Önümüzdeki günlerde AB Dışişleri Konseyi'nin konuyu ele alması bekleniyor. Toplantıda, üye ülkelerin UCM kararları karşısında ortak bir tavır sergilemesi için bağlayıcı bir mekanizma oluşturulup oluşturulmayacağı tartışılacak. Bu arada, Netanyahu'nun Avrupa ziyaretlerini yapıp yapmayacağı ve hangi ülkeleri ziyaret edeceği merak konusu.
Sonuç Yerine: Uluslararası Hukukun Sınanması
AB'nin bu çıkışı, yalnızca Netanyahu'nun durumuyla sınırlı kalmıyor; aynı zamanda uluslararası hukukun ve UCM'nin otoritesinin ciddi bir sınavdan geçtiğini gösteriyor. Üye ülkelerin kendi çıkarları ile uluslararası yükümlülükleri arasında denge kurmaya çalıştığı bu süreç, AB'nin birlik içinde hareket edip edemeyeceğinin de bir göstergesi. Netanyahu krizi, Avrupa'nın yüzleşmek zorunda kaldığı, hukuk ile diplomasi arasındaki ince çizgide yeni bir döneme işaret ediyor.