Tunceli'de 5 Ocak 2020 tarihinden bu yana kendisinden haber alınamayan üniversite öğrencisi Gülistan Doku'ya ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınan 6 zanlıdan 2'si tutuklandı. Zanlılardan 2'si adli kontrol şartıyla serbest bırakılırken, diğer 2'si savcılık ifadesinin ardından salıverildi. Böylece dosyada tutuklu sayısı artmış oldu.
Soruşturmanın Seyri ve Son Gözaltılar
Gülistan Doku'nun kaybolmasının ardından başlatılan ilk soruşturma, 2020 yılında takipsizlikle sonuçlanmıştı. Ancak ailesinin ısrarlı başvuruları ve kamuoyunun baskısı üzerine dosya yeniden açıldı. Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığı koordinasyonunda yürütülen yeni soruşturma kapsamında geçtiğimiz günlerde 6 kişi gözaltına alındı. Şüpheliler, emniyetteki işlemlerinin tamamlanmasının ardından adliyeye sevk edildi.
Nöbetçi sulh ceza hakimliğine çıkarılan zanlılardan 2'si tutuklanarak cezaevine gönderildi. 2 şüpheli hakkında adli kontrol kararı verilirken, 2'si ise savcılıktaki ifade işlemlerinin ardından serbest bırakıldı. Tutuklanan zanlıların kimlikleri ve hangi suçlamalarla karşı karşıya oldukları henüz resmi olarak açıklanmadı.
Gülistan Doku'nun ailesi, kızlarının kayboluşunun üzerinden geçen 4 yılı aşkın süredir adalet arayışını sürdürüyor. Aile avukatları, soruşturmanın genişletilmesi ve tüm şüphelilerin hesap vermesi gerektiğini vurguluyor. Son gözaltılar, dosyada yeni bir delil veya tanık beyanı üzerine mi gerçekleştiği sorusunu gündeme getirdi. Yetkililer, soruşturmanın gizliliği gereği detay paylaşmıyor.
Kayıp Dosyasında Yıllar Süren Mücadele
Gülistan Doku, 5 Ocak 2020'de Tunceli merkezde bulunan yurdundan ayrıldıktan sonra bir daha kendisinden haber alınamadı. O gün kentte etkili olan yoğun kar yağışı ve soğuk hava, arama çalışmalarını zorlaştırmıştı. İlk etapta Munzur Çayı ve çevresinde yapılan aramalardan sonuç alınamamıştı. Doku'nun kayboluşu, Türkiye'de geniş yankı uyandırmış ve birçok sivil toplum kuruluşu kampanya başlatmıştı.
2021 yılında dosya yeniden ele alınmış, bilirkişi raporları ve tanık ifadeleri doğrultusunda şüpheliler belirlenmişti. Ancak yargı süreci çeşitli aşamalarda tıkanmış, delil yetersizliği gerekçesiyle bazı şüpheliler serbest bırakılmıştı. Ailenin avukatları, soruşturmanın özellikle ilk günlerde yeterince titiz yürütülmediğini savunarak defalarca suç duyurusunda bulundu. Kamuoyu vicdanında derin bir yara açan bu dosya, her yeni gelişmede yeniden gündeme geliyor.
Son tutuklamalar, ailenin ve kamuoyunun beklentilerini bir miktar artırmış olsa da soruşturmanın nihai amacı olan gerçeğin ortaya çıkarılması için daha fazla adıma ihtiyaç duyulduğu açık. Gözaltına alınan 6 kişiden 4'ünün serbest kalması, dosyanın hâlâ kırılgan bir aşamada olduğunu gösteriyor. Tutuklanan zanlıların ifadeleri ve delil durumu, önümüzdeki günlerde yapılacak duruşmalarla netlik kazanacak.
Gülistan Doku'nun kayboluşunun ardından geçen sürede, kayıp vakalarına yönelik toplumsal duyarlılık artsa da yasal düzenlemelerdeki eksiklikler dikkat çekiyor. Aileler, kayıp yakınlarının bulunması için daha etkin bir devlet politikası talep ediyor. Bu dava, yalnızca bir gencin akıbetini değil, aynı zamanda adalet sisteminin kayıp vakalarındaki performansını da sorgulatıyor.
Sonuç olarak, Gülistan Doku soruşturmasında atılan her adım, hem ailesi hem de toplum için umut ve endişeyi bir arada barındırıyor. Tutuklamalar bir ilerleme işareti olsa da nihai çözüm için daha fazla çaba gerekiyor. Adaletin tecellisi, yalnızca şüphelilerin cezalandırılmasıyla değil, benzer olayların önlenmesiyle de mümkün olacaktır.