İsrail basınında yer alan haberlere göre, Başbakan Binyamin Netanyahu'nun Yemen'deki Husilere karşı düzenlenen saldırılara Suudi Arabistan'ın da katılmasını sağlamak için Riyad'a yaptığı diplomatik girişim, Veliaht Prens Muhammed bin Selman tarafından geri çevrildi. Haaretz gazetesinin diplomatik kaynaklara dayandırdığı iddiaya göre Netanyahu, iki ülke arasında Husilere yönelik ortak bir cephe oluşturmayı amaçladı, ancak Suudi yönetimi bu talebe sıcak bakmadı.
Diplomatik Girişimin Ayrıntıları
Habere göre Netanyahu, Yemen'deki Husi hedeflerine yönelik olası bir operasyona Suudi Arabistan'ın askeri veya istihbari destek vermesini istedi. İsrailli yetkililerin bu kapsamda Riyad ile üst düzey temaslarda bulunduğu, ancak Veliaht Prens Muhammed bin Selman'ın bu işbirliğine onay vermediği belirtiliyor. Suudi Arabistan'ın, Yemen'de yıllardır süren çatışmalarda zaten hassas bir dengede olduğu ve yeni bir cephe açmaktan kaçındığı yorumları yapılıyor.
Suudi Arabistan'ın Tutumu ve Bölgesel Dengeler
Suudi Arabistan, 2015'ten bu yana Yemen'de İran destekli Husilere karşı bir koalisyon yürütüyor ancak son dönemde Husilerle dolaylı müzakereler yürüttüğü ve ateşkes çabalarına odaklandığı biliniyor. Riyad'ın, İsrail ile açık bir askeri işbirliğine girmesinin bölgesel itibarını zedeleyebileceği ve İran ile yürüttüğü diyalog sürecini riske atabileceği değerlendiriliyor. Ayrıca Suudi Arabistan'ın, ABD ile ilişkilerini dengelemeye çalışırken İsrail ile güvenlik alanında görünür bir ortaklık kurmaktan çekindiği ifade ediliyor.
Haaretz'in haberinde, Netanyahu'nun bu girişiminin İsrail'in Husilere yönelik artan endişelerinin bir yansıması olduğu belirtiliyor. Son aylarda Husilerin Kızıldeniz'de ticari gemilere yönelik saldırıları ve İsrail'e yönelik füze tehditleri, Tel Aviv'in bölgede yeni müttefikler arayışını hızlandırdı. Ancak Suudi Arabistan'ın bu tür bir operasyona katılmaya yanaşmaması, İsrail'in beklentilerini boşa çıkardı.
İsrail İç Siyasetinde Yankıları
İsrail'de muhalefet partileri, Netanyahu hükümetinin dış politikada yalnızlaştığını savunarak, bu tür girişimlerin sonuçsuz kalmasını eleştiriyor. Hükümet yetkilileri ise konuya ilişkin resmi bir açıklama yapmadı. Uzmanlar, İsrail'in bölgesel ittifaklarını genişletme çabalarının Suudi Arabistan gibi kritik bir aktör tarafından reddedilmesinin, Netanyahu'nun diplomatik gücünü sorgulatabileceğini belirtiyor.
Husilerin Artan Tehdidi ve Uluslararası Tepkiler
Husiler, İran'ın bölgesel etkisini yaymak için önemli bir vekil güç olarak görülüyor. ABD ve müttefikleri, Husilerin Kızıldeniz'deki saldırılarına karşı zaman zaman operasyonlar düzenliyor. Suudi Arabistan ise hem Husilerle mücadelede hem de İran ile diplomatik kanalları açık tutmada zorlu bir denge yürütüyor. Bu nedenle Riyad'ın, İsrail ile ortak bir askeri operasyona katılmayı kabul etmesi, bölgesel gerilimi tırmandırabilir ve Suudi Arabistan'ın arabuluculuk rolünü zayıflatabilir.
Netanyahu'nun Husilere yönelik operasyona Suudi Arabistan'ı dahil etme çabasının başarısızlıkla sonuçlanması, İsrail'in bölgede müttefik bulma konusunda ne kadar zorlandığını gösteriyor. Suudi Arabistan'ın önceliği, Yemen'de kalıcı bir ateşkes sağlamak ve ekonomik dönüşüm programını sekteye uğratmamak. Bu nedenle Riyad'ın, İsrail ile askeri işbirliğine sıcak bakması kısa vadede olası görünmüyor. Bölgesel aktörlerin öncelikleri ve İran faktörü, Netanyahu'nun planlarını şekillendirmede belirleyici olmaya devam edecek.