Fransız filozof Henri Bergson'a göre gülme, hayatın katılaşmış, mekanik ve otomatikleşmiş hallerine karşı aklın verdiği anlık, toplumsal ve uyarıcı bir yanıttır. Bu tanım, günümüz Türkiye siyasetinde sıkça rastlanan donmuş söylem ve katı ideolojik tutumlar karşısında neşenin neden bu kadar güçlü bir ifade aracı olduğunu açıklıyor. Kimileri için sadece bir duygu durumu olan neşe, aslında siyasal katılımın ve toplumsal direnişin en yaratıcı biçimlerinden biri haline gelebiliyor.
Gülmenin Toplumsal İşlevi
Bergson'un 1900 yılında yayımladığı "Gülme" (Le Rire) adlı eserinde, gülmenin bireysel değil toplumsal bir tepki olduğunun altı çizilir. Ona göre gülme, toplumun esnekliğini ve canlılığını korumak için bir tür ceza ya da uyarı mekanizmasıdır. Katılaşmış davranış kalıpları, robotlaşmış tekrarlar ve esneklikten yoksun tutumlar gülünç bulunur. Bu bakış açısı, siyasi partilerin sloganlarındaki mekanik tekrarlardan, hükümet yetkililerinin otomatikleşmiş açıklamalarına kadar pek çok alanda karşılık buluyor. Uzmanlar, özellikle son dönemde siyasi söylemlerin ciddiyet ve tehdit üzerine kurulu olmasının, neşeyi bir karşı duruş olarak öne çıkardığını belirtiyor.
Siyasette Neşe Neden Tehlikeli?
Siyaset arenasında neşe, çoğu zaman ciddiyetsizlik olarak algılansa da, otoriter eğilimlerin arttığı dönemlerde neşeli protestolar, mizah ve hiciv, iktidarın mekanikliğini sergilemenin güçlü yolları oluyor. 2013 Gezi Parkı eylemlerinde kullanılan yaratıcı sloganlar ve mizahi dövizler, Bergson'un tarif ettiği "mekanik olana karşı canlı tepki"nin somut örnekleri arasında sayılabilir. Sosyologlar, gülmenin, güç ilişkilerini geçici de olsa tersine çevirdiğini, hiyerarşiyi sorgulattığını ve toplumsal dayanışmayı güçlendirdiğini vurguluyor.
Bergson Güncel Siyasette Ne Anlatıyor?
Henri Bergson'un yüzyılı aşkın süre önce yazdığı bu kavramlar, günümüz Türkiye'sinde siyasetin giderek daha fazla otomatikleşen diline ve ritüellerine ışık tutuyor. CHP'nin son dönemde muhalefet tarzına yönelik eleştiriler, AK Parti'nin değişmeyen söylem kalıpları veya MHP'nin milliyetçi retoriğindeki sabit ifadeler, Bergson'un mekaniklik tanımına örnek oluşturuyor. Neşe, tam da bu noktada bir tür akıl sağlığı göstergesi olarak değerlendiriliyor. Toplumun katılaşmış siyasi kalıplara gülerek tepki vermesi, aslında demokrasinin canlı ve dinamik kalmasının bir işareti olarak görülebilir.
Sonuç olarak, Bergson'un felsefesi bize neşenin çalınamaz, satın alınamaz ve yasaklanamaz bir insani tepki olduğunu hatırlatıyor. Siyasetin aşırı ciddiyet ve bürokratik katılık içinde kaybolduğu bir ortamda, gülmek ve neşelenmek, bireysel bir eylemden çok toplumsal bir sağduyu uyarısı olarak değer kazanıyor. Belki de siyasetçilerin en çok ihtiyaç duyduğu şey, biraz daha az ciddiyet ve biraz daha fazla neşe olabilir.