Nepal'de geçtiğimiz ay meydana gelen ve 1.400'den fazla kişinin hayatını kaybettiği, 5 milyar doları aşan maddi hasara yol açan dev sel felaketinin üzerinden bir ay geçmesine rağmen, Birleşmiş Milletler (BM) Kayıp ve Zarar Fonu'ndan tek bir sent dahi ödeme yapılmadı. Bu durum, uluslararası iklim finansmanı mekanizmalarının pratikte ne kadar yavaş işlediğini ve bürokratik engellerin acil yardımı nasıl geciktirdiğini gözler önüne serdi.
Fonun İşleyişi ve Gecikmenin Nedenleri
BM Kayıp ve Zarar Fonu, iklim değişikliğinin yol açtığı olumsuz etkilere karşı savunmasız ülkelere destek olmak amacıyla 2022 yılında COP27 zirvesinde kuruldu. Ancak fonun operasyonel hale gelmesi ve kaynak aktarımı için gereken prosedürler halen tamamlanmadı. Nepal'in felaketinin ardından acil yardım çağrıları yapılmasına rağmen, fonun yönetim kurulunun onay süreçleri, üye ülkelerin katkı taahhütlerini yerine getirmemesi ve teknik altyapı eksiklikleri nedeniyle ödeme yapılamıyor.
Uzmanlar, fonun kuruluşundan bu yana geçen iki yılda hala ilk ödemeyi gerçekleştirememiş olmasının, uluslararası iklim adaleti açısından büyük bir hayal kırıklığı olduğunu belirtiyor. Gelişmiş ülkelerin taahhüt ettiği kaynakların bir kısmı henüz hazineye aktarılmadı; ayrıca fonun hangi ülkelere ne kadar ve nasıl yardım edeceğine dair kriterler netleşmiş değil.
Nepal'in Durumu ve Acil İhtiyaçlar
Nepal, iklim krizinden en çok etkilenen ülkelerden biri. Sel felaketi, ülkenin altyapısını, tarım arazilerini ve konutları büyük ölçüde tahrip etti. Binlerce insan evsiz kaldı, temiz su ve gıda sıkıntısı yaşanıyor. Hükümet, uluslararası toplumdan acil yardım talebinde bulundu ancak BM fonundan beklenen destek bir türlü gelmedi.
Nepal hükümeti, kendi imkanlarıyla kurtarma ve yardım çalışmalarını yürütmeye çalışıyor olsa da, 5 milyar dolarlık hasarın üstesinden gelmek için dış finansmana ihtiyaç duyuyor. Ülke, aynı zamanda iklim değişikliğine uyum projeleri için de kaynak arıyor.
Uluslararası Tepkiler ve Eleştiriler
Uluslararası yardım kuruluşları ve iklim aktivistleri, BM Kayıp ve Zarar Fonu'nun etkisizliğini eleştiriyor. Söz konusu gecikmenin, gelişmiş ülkelerin iklim taahhütlerini yerine getirme konusundaki isteksizliğinden kaynaklandığı savunuluyor. Bazı gözlemciler, fonun bürokratik labirentinin kasıtlı olarak yardımı yavaşlattığını öne sürüyor.
Öte yandan, fonun savunucuları, kurumsal yapının henüz yeni olduğunu ve ilk ödemeler için gerekli prosedürlerin tamamlanmak üzere olduğunu belirtiyor. Ancak Nepal gibi acil durumlarda bu tür gecikmelerin can kaybını artırdığı gerçeği değişmiyor.
İklim Finansmanında Yapısal Sorunlar
Nepal örneği, iklim finansmanı mimarisindeki daha geniş sorunları ortaya koyuyor. Kayıp ve Zarar Fonu dışında, Yeşil İklim Fonu ve Uyum Fonu gibi mekanizmalar da benzer bürokratik engellerle karşılaşıyor. Gelişmekte olan ülkeler, iklim krizine karşı koyabilmek için öngörülebilir ve hızlı erişilebilir finansmana ihtiyaç duyuyor.
Uzmanlar, mevcut sistemin acil durumlara yanıt veremediğini, bunun yerine uzun vadeli projeler için tasarlandığını vurguluyor. İklim felaketlerinin sıklığı ve şiddeti arttıkça, fonların daha esnek ve hızlı hareket edebilmesi gerekiyor.
Sonuç ve Beklentiler
Nepal'deki sel felaketi, iklim krizinin yıkıcı etkilerini bir kez daha gösterdi. Ancak uluslararası toplumun bu tür felaketlere yanıtı, kağıt üzerindeki taahhütlerin ötesine geçemiyor. BM Kayıp ve Zarar Fonu'nun bir an önce işlerlik kazanması ve kaynakların hızla ihtiyaç sahiplerine ulaştırılması gerekiyor. Aksi takdirde, gelecekteki felaketlerde benzer acılar yaşanmaya devam edecek.
Bu olay, uluslararası iklim müzakerelerinde gelişmekte olan ülkelerin seslerinin daha güçlü çıkması gerektiğini de gösteriyor. İklim adaleti, sadece sözde değil, eylemde de sağlanmalı.