Bursa'da 8 yaşındaki Nazar S.'nin babası tarafından kaçırılıp 7 yıl boyunca harabe bir evde tutulmasının ardından polis operasyonuyla kurtarılmasıyla gündeme gelen davada yeni bir gelişme yaşandı. Küçük kızın babaannesi Hanife S. (60) ve ona yardım ettiği belirlenen kişiler hakkında "insan ticareti" suçlamasıyla dava açılmasına karar verildi. Olay, Türkiye'de büyük yankı uyandırmış ve kamuoyunun yakından takip ettiği bir dava haline gelmişti.
Babaannenin tutuklanma süreci ve iddianame detayları
Hanife S., Nazar'ın babası Umut K. (33) ile birlikte hareket ederek çocuğu annesi Rebecca S.'den (30) uzaklaştırmakla suçlanıyor. Tutuklanan babaannenin, Nazar'ı farklı adreslerde sakladığı ve kaçış planları yaptığı belirlendi. Savcılık tarafından hazırlanan iddianamede, Hanife S. ve dört kişinin "insan ticareti" ve "çocuğun cinsel istismarı" suçlarından cezalandırılması talep ediliyor. Mahkeme, sanıkların tutukluluk halinin devamına karar verdi.
Nazar'ın annesi Rebecca S. ve velayet mücadelesi
Almanya vatandaşı Rebecca S., kızı Nazar'ı 2016 yılında babası Umut K.'ye teslim ettiğini ve bir daha göremediğini söyledi. Uzun süren hukuki mücadele sonunda yapılan DNA testi, Rebecca S.'nin biyolojik anne olduğunu kanıtladı. Mahkeme, velayeti anneye verdi. Rebecca S., olayın aydınlatılması için başından beri mücadele ettiğini ve adaletin yerini bulmasını istediğini belirtti.
Olayın geçmişi ve kamuoyu tepkisi
Nazar S., 2016 yılında babası Umut K. tarafından kaçırıldıktan sonra 7 yıl boyunca Bursa'daki bir harabe evde tutuldu. Polisin düzenlediği operasyonla kurtarılan küçük kız, sağlık kontrollerinin ardından annesine teslim edildi. Olay, Türkiye'de çocuk kaçırma ve aile içi şiddet konularını yeniden gündeme taşıdı. Sosyal medyada binlerce kişi adalet çağrısı yaparken, kadın örgütleri ve çocuk hakları dernekleri süreci yakından takip etti.
Bağımsız değerlendirme
Nazar S. davası, çocukların babaları tarafından kaçırılması ve aile içi şiddetin boyutlarını bir kez daha gözler önüne seriyor. Yargının "insan ticareti" suçlamasını gündeme alması, benzer vakalarda caydırıcılık açısından önemli bir adım. Ancak çocuk mağdurların korunması ve rehabilitasyonu için daha kapsamlı önlemler alınması gerekiyor. Toplum olarak bu tür olayların sadece cezai değil, sosyal boyutuyla da ele alınması kritik önem taşıyor.