Ankara'da devam eden NATO Zirvesi, Moskova açısından yalnızca Ukrayna savaşı başlığıyla takip edilen bir toplantı değil. Rusya konusunda uzman uluslararası ilişkiler araştırmacısı Buğra Bekir Işılak'a göre Kremlin, zirveyi NATO'nun uzun vadeli “Rusya'yı çevreleme” stratejisinin yeni aşamalarından biri olarak görüyor. Ancak Rusya'nın bu stratejide Türkiye'yi farklı bir yere koyduğu belirtiliyor.
Rusya'nın NATO algısı ve Türkiye faktörü
Moskova, NATO'yu Sovyetler Birliği'nin dağılmasından bu yana doğuya doğru genişleyen bir güvenlik tehdidi olarak tanımlıyor. Özellikle 2008'deki Bükreş Zirvesi'nde Ukrayna ve Gürcistan'ın üyeliğe aday gösterilmesi, Rusya'nın tepkisini artırdı. Işılak, Kremlin'in son zirvede Türkiye'yi diğer müttefiklerden ayırdığını, bunun nedeninin Ankara'nın hem NATO üyesi olması hem de Rusya ile stratejik ilişkilerini sürdürmesi olduğunu vurguluyor. Türkiye, Karadeniz'deki Montrö Boğazlar Sözleşmesi'ni uygulayarak savaş gemilerinin geçişini kısıtlarken, aynı zamanda İstanbul'da Rusya ve Ukrayna heyetleri arasında tahıl anlaşmasına ev sahipliği yaptı. Bu denge, Rusya'nın Türkiye'yi “özel bir ortak” olarak görmesine yol açtı.
Zirvede öne çıkan başlıklar
NATO Zirvesi'nde Ukrayna'ya askeri yardım, İsveç'in üyelik süreci ve savunma harcamalarının artırılması gibi konular masadaydı. Işılak, Rusya'nın bu zirveden çıkacak kararları yakından izlediğini, ancak Türkiye'nin tutumuna ayrı bir önem atfettiğini belirtiyor. Örneğin, İsveç'in NATO üyeliğine Türkiye'nin onay vermesi, Ankara'nın Batı ile Moskova arasındaki konumunu daha da kritik hale getirdi. Rusya, Türkiye'nin NATO içindeki bu “bağımsız” duruşunu, ittifakın tam anlamıyla bir blok haline gelmesini engelleyen bir faktör olarak değerlendiriyor.
Geleceğe dair öngörüler
Uzmanlara göre, Rusya'nın Türkiye'yi ayrı tutma stratejisi kısa vadede değişmeyecek. Ankara, S-400 hava savunma sistemleri alımı ve Suriye'deki askeri varlığıyla Moskova'ya alternatif bir denklem sundu. Öte yandan, NATO'nun Doğu Avrupa'daki varlığını güçlendirmesi, Türkiye'yi daha da stratejik bir konuma taşıyabilir. Işılak, “Türkiye hem NATO'nun güney kanadını koruyor hem de Rusya ile diyaloğu sürdürerek bir kriz yönetim aracı oluyor” diyor. Ancak bu hassas dengenin, Ukrayna savaşının seyrine ve Batı-Rusya gerginliğine bağlı olarak test edilmeye devam edeceği ifade ediliyor.