NATO'nun Ankara'da düzenlenen zirvesi, yoğun güvenlik önlemleri ve yüzlerce kişinin gözaltına alınmasıyla tamamlandı. 26-27 Mart tarihlerindeki toplantıda ittifakın genişleme politikaları ve savunma harcamaları ele alınırken, kentte olağanüstü bir güvenlik atmosferi yaşandı. Emniyet güçleri, zirve öncesinde ve sırasında 400'den fazla kişiyi 'terör bağlantılı' oldukları gerekçesiyle gözaltına aldı. Gözaltıların büyük kısmının muhalif gruplar ve gazeteciler olduğu bildirildi.
Güvenlik ve ifade özgürlüğü dengesi
Ankara Valiliği, zirve boyunca şehir merkezinde geniş çaplı güvenlik tedbirleri uyguladı. Ana arterler kapatılırken, toplu taşıma araçları ve bazı iş yerleri geçici olarak hizmet veremedi. Gösteri yapmak isteyen sivil toplum kuruluşlarının başvurularına izin verilmedi. Gözaltılar arasında, daha önce barışçıl protestolarda yer alan aktivistlerin yanı sıra birçok gazeteci de bulunuyor. Türkiye Gazeteciler Sendikası, yapılan uygulamaları 'ifade özgürlüğüne darbe' olarak nitelendirdi ve uluslararası kamuoyunu duruma müdahale etmeye çağırdı. Zirve öncesinde yayınlanan genelgede, 'provokatif eylemlerde bulunacakların' yasal çerçevede cezalandırılacağı belirtilmişti.
Zirvenin siyasi yankıları
NATO Zirvesi'nde alınan kararlararasında İsveç ve Finlandiya'nın üyelik süreçlerine ilişkin sonuç bildirgesi öne çıkarken, Türkiye'nin bu ülkelerden talepleri gündemdeydi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, zirve sonrası yaptığı açıklamada, 'mücadelenin başarıyla sürdüğünü' söyledi. Ancak muhalefet partileri ve insan hakları örgütleri, zirvenin gölgesinde yaşanan gözaltıları sert dille eleştirdi. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, 'Bir NATO toplantısı için onlarca kişiyi gözaltına almak, hukuk devleti anlayışıyla bağdaşmaz.' ifadelerini kullandı.
Gözaltına alınanların çoğunun serbest bırakıldığı, ancak 40 kişinin 'örgüt propagandası yapmak' suçlamasıyla tutuklu yargılanmak üzere adliyeye sevk edildiği öğrenildi. Avukatlar, müvekkillerinin ifadelerinin alınmasında usulsüzlükler olduğunu iddia ediyor. Olaylar, Türkiye'nin uluslararası platformlarda sıkça gündeme gelen ifade özgürlüğü ve basın özgürlüğü konularını bir kez daha tartışmaya açtı.
Zirvenin sona ermesiyle birlikte Ankara'da normal hayata dönülürken, yaşananlar Türkiye'nin demokrasi karnesine dair soru işaretlerini de beraberinde getirdi. NATO gibi bir ittifakın güvenlik toplantısı, ev sahibi ülkede muhalif seslerin susturulmasına vesile olmamalıdır. Türkiye'nin uzun vadede hukukun üstünlüğü ve ifade özgürlüğü konularında atacağı adımlar, ittifak içindeki konumunu da etkileyecektir.