İYİ Parti Grup Başkanvekili ve Balıkesir Milletvekili Turhan Çömez, NATO Zirvesi'ni takip etmek üzere başvuruda bulunan Cumhuriyet gazetesi dahil birçok medya kuruluşunun akreditasyon talebinin reddedilmesini TBMM gündemine taşıdı. Çömez, NATO Parlamenter Asamblesi (NATO PA) Türk Delegasyonu Üyesi sıfatıyla NATO PA Başkanı'na bir mektup göndererek, bu kararın basın özgürlüğü ve demokratik şeffaflık açısından endişe verici olduğunu vurguladı. Söz konusu ret kararları, muhalefet partileri ve gazetecilik örgütleri tarafından da sert bir dille eleştirildi.
Akreditasyon reddinin perde arkası
NATO Zirvesi, 9-11 Temmuz tarihleri arasında Washington'da gerçekleştirildi. Zirveyi takip etmek isteyen Türk medya kuruluşlarından bazıları, başvurularına rağmen akreditasyon alamadı. Cumhuriyet gazetesinin yanı sıra, bağımsız medya organları ve bazı muhalif yayın kuruluşlarının talepleri reddedilirken, hükümete yakınlığıyla bilinen medya gruplarının akreditasyonunun kabul edildiği iddia edildi. Turhan Çömez, konuyu TBMM Başkanlığına da taşıyarak, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın yanıtlaması istemiyle soru önergesi verdi. Çömez, akreditasyon sürecinde ayrımcılık yapıldığına dair ciddi bulgular olduğunu belirtti.
Basın özgürlüğü ve uluslararası normlar
NATO, üye ülkelerin serbest medya ve ifade özgürlüğüne saygı göstermesi gerektiğini vurgulayan bir ittifak olarak biliniyor. Ancak, Türkiye'den gelen akreditasyon retleri, NATO'nun bu ilkelerle çelişen bir uygulamaya imza attığı yönünde eleştirilere yol açtı. Gazetecileri Koruma Derneği (CPJ) ve Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) gibi uluslararası kuruluşlar, konuyla ilgili açıklama yaparak, medyaya yönelik bu tür engellemelerin kabul edilemez olduğunu ifade etti. Öte yandan, NATO yetkilileri konuyla ilgili henüz resmi bir açıklama yapmadı.
Muhalefet partileri, akreditasyon retlerinin ardında Türkiye'deki medya üzerindeki baskıyı artırma amacı olduğunu savunuyor. CHP ve HDP'li milletvekilleri de konuyu Meclis gündemine taşıdı. Hükümet kanadından ise konuyla ilgili henüz bir yanıt gelmedi. Uzmanlar, bu tür engellemelerin Türkiye'nin AB süreci ve uluslararası alandaki itibarına zarar verdiğini belirtiyor. Olay, aynı zamanda Türkiye'de basın özgürlüğü tartışmalarını yeniden alevlendirdi. Birçok gazeteci ve sivil toplum kuruluşu, akreditasyon engelinin derhal kaldırılması ve sürecin şeffaf hale getirilmesi çağrısında bulundu.