NATO Askeri Komite Başkanı Oramiral Giuseppe Cavo Dragone, A Haber ekranlarında katıldığı programda Türkiye'nin NATO ittifakı içindeki kritik rolüne dikkat çekti. Dragone, Türkiye’yi “sadık bir müttefik” olarak tanımlarken, Türk savunma sanayiinin ulaştığı seviyeyi övgüyle karşıladı. İtalyan amiral, özellikle Rusya-Ukrayna savaşı sürecinde Ankara’nın üstlendiği arabuluculuk misyonunun ittifak için büyük önem taşıdığını ifade etti.
Türkiye’nin savunma sanayiine övgü
Dragone, Türkiye’nin savunma sanayiinde son yıllarda kaydettiği ilerlemeye dikkat çekerek, “Türkiye, kendi ihtiyaçlarını karşılamanın yanı sıra müttefiklerine de katkı sağlayan bir üretim kapasitesine ulaştı. Bu, ittifakın caydırıcılık gücünü artırıyor” dedi. Özellikle insansız hava araçları (İHA) ve zırhlı araç üretiminde elde edilen başarıların NATO standartlarına uygun olduğunu belirtti.
Rusya-Ukrayna savaşında arabuluculuk
NATO Askeri Komite Başkanı, Türkiye’nin Rusya-Ukrayna savaşında oynadığı arabuluculuk rolünü “örnek teşkil eden bir çaba” olarak nitelendirdi. “Türkiye, hem Rusya hem de Ukrayna ile diyaloğunu sürdürerek tahıl koridoru anlaşması gibi kritik girişimlere öncülük etti. Bu, sadece bölgesel değil küresel bir istikrar sağladı” ifadelerini kullandı. Dragone, Ankara’nın dengeli politikasının ittifak içinde takdirle karşılandığını vurguladı.
NATO’nun geleceği ve Türkiye’nin yeri
Oramiral Dragone, NATO’nun genişleme süreci ve yeni tehditlere karşı adaptasyonunda Türkiye’nin stratejik konumunun daha da önem kazandığını belirtti. “Türkiye, Doğu Akdeniz’den Karadeniz’e kadar uzanan bir coğrafyada ittifakın güney kanadının kilit taşıdır. Aynı zamanda terörle mücadelede de önemli bir ortak” dedi. Savunma harcamalarının GSYİH’ye oranı konusunda Türkiye’nin yüzde 2 hedefini aştığını hatırlattı.
Bağımsız değerlendirme: Türkiye’nin NATO içindeki konumu, son yıllarda yaşanan bazı gerilimlere rağmen stratejik önemini koruyor. Dragone’un açıklamaları, Ankara’nın ittifak içindeki sadakatine dair uluslararası camiada bir fikir birliği olduğunu gösteriyor. Özellikle savunma sanayiinde yerli üretimin artması ve arabuluculuk girişimleri, Türkiye’yi yalnızca bir askeri müttefik değil, aynı zamanda diplomatik bir aktör olarak da öne çıkarıyor.