Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı, 8 yaşındaki Narin Güran'ın ölümüne ilişkin yürütülen soruşturma ve kovuşturma süreçlerini itibarsızlaştırmaya yönelik yayınlar kapsamında, sosyal medyada yayınlanan ve kamuoyunda büyük yankı uyandıran 'Şeytantepe' adlı belgesel hakkında resen soruşturma başlattı. Soruşturma, Diyarbakır İl Jandarma Komutanlığı ve JASAT ekiplerinin başvurusu üzerine başlatıldı. Adli makamlar, belgeselin özellikle delillerin toplanma sürecine yönelik gerçek dışı iddialar içerdiğini ve bu durumun yargıya olan güveni zedelediğini değerlendiriyor. Soruşturmanın, 'adil yargılanmayı etkilemeye teşebbüs' ve 'halkı kin ve düşmanlığa tahrik' suçları kapsamında yürütüldüğü öğrenildi.
Soruşturmanın Detayları
Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı'nın talimatıyla başlatılan soruşturma kapsamında, belgeselin yapımcıları ve sosyal medya hesaplarından paylaşım yapan kullanıcıların tespitine yönelik çalışmalar sürüyor. Ekipler, belgeselde yer alan iddiaların dayanağını araştırırken, özellikle jandarma ekiplerinin delil toplama sürecine yönelik suçlamaların asılsız olduğunu ortaya koymaya çalışıyor. Narin Güran'ın kaybolmasının ardından 19 gün boyunca yürütülen arama çalışmalarının ve gözaltı süreçlerinin belgeselde çarpıtılarak aktarıldığı belirtiliyor. Başsavcılık, belgeselin aynı zamanda adli süreçle ilgili kamuoyunda oluşan hassasiyeti istismar ettiğini, toplumun bir kesimini yargıya karşı kışkırttığını ifade ediyor. Soruşturma kapsamında dijital materyallere el konulması ve bilirkişi incelemesi yapılması bekleniyor.
Narin Güran Davası ve 'Şeytantepe' Belgeseli
Narin Güran, 21 Ağustos 2024 tarihinde Diyarbakır'ın Bağlar ilçesindeki evlerinden çıktıktan sonra kaybolmuş, 8 Eylül'de Eğertutmaz Deresi'nde cansız bedenine ulaşılmıştı. Olayın ardından tutuklanan aralarında anne, baba, ağabey ve amcanın da bulunduğu 12 kişi hakkında dava açılmıştı. Diyarbakır 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen dava, Türkiye'nin gündeminde geniş yer bulmuş; duruşmalar kamuoyu tarafından yakından takip edilmişti. Bu süreçte sosyal medyada çeşitli platformlarda yayınlanan 'Şeytantepe' adlı belgesel, adli sürece dair iddialar içermiş ve özellikle jandarma ekiplerinin soruşturmadaki rolünü sorgulamıştı. Belgeselin, Narin'in ölümüne ilişkin delillerin karartıldığı yönünde imalarda bulunduğu, hatta bazı bölümlerde adli makamları hedef aldığı öne sürüldü. Yayınlanmasının ardından sosyal medyada büyük etkileşim alan belgesel, kısa sürede binlerce kez paylaşıldı. Ancak Diyarbakır İl Jandarma Komutanlığı ve JASAT ekipleri, belgeseldeki iddiaların gerçeği yansıtmadığını belirterek Başsavcılık'a suç duyurusunda bulundu. Jandarma ekipleri, özellikle arama çalışmaları sırasında Narin'in köpeklerle aranmadığı yönündeki eleştirilerin haksız olduğunu, sürecin titizlikle yürütüldüğünü savundu. Ayrıca, belgeselin 'Şeytantepe' isminin, olayın geçtiği bölgedeki bir tepeye atıfla kullanıldığı ve bu adlandırmanın dahi yanıltıcı olduğu ifade edildi.
Soruşturma, ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gereken bir yayın mı, yoksa yargıyı etkileme girişimi mi olduğu tartışmalarını da beraberinde getirdi. Hukukçular, bir soruşturmanın gizliliği ve adil yargılanma hakkı gibi ilkelerin, yapılan yayınlarla ihlal edilmemesi gerektiğine dikkat çekiyor. Ancak bazı sivil toplum kuruluşları, soruşturmanın basın özgürlüğüne yönelik bir tehdit olarak algılanmaması gerektiğini, önemli olanın yapılan haberlerin doğruluğu olduğunu vurguluyor. Henüz belgeselin yapımcıları hakkında gözaltı kararı bulunmazken, soruşturmanın genişletilerek belgeselin hazırlanma sürecinde kimlerle iş birliği yapıldığının da araştırılacağı kaydediliyor. Narin Güran davası ise iki ayrı davaya bölünmüş durumda; ana dava Diyarbakır 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nde devam ederken, 'kanıt karartma' iddialarıyla ilgili ikinci bir dava daha açılmıştır. Bu dava kapsamında da bazı tutuklu sanıkların yargılanması sürüyor. Duruşma tarihleri ise kamuoyunda merakla bekleniyor; önümüzdeki aylarda yapılacak duruşmalarda belgeselin içeriği ve iddiaların delil değeri de masaya yatırılacak gibi görünüyor.
Bağlam ve Değerlendirme
Narin Güran'ın acı ölümü, Türkiye'de çocuk cinayetlerine karşı toplumsal bir duyarlılığı yeniden alevlendirmişti. Bu tür davalarda sosyal medyanın rolü, adalet arayışını güçlendirebileceği gibi, yanlış bilgilerle adli süreci de olumsuz etkileyebiliyor. 'Şeytantepe' belgeseli, bu hassasiyeti kullanarak yargıya gölge düşürmeyi amaçlamış olabilir; ancak soruşturma makamlarının hızlı tepkisi, yargı bağımsızlığının korunması açısından önemli bir adım. Toplum olarak, medya ve ifade özgürlüğünü kullanırken, adaletin tecellisi için soruşturma süreçlerine müdahale etmemenin hassasiyetini taşımak gerekiyor. Yaşanan bu olay, bilgi kirliliğinin ve kasıtlı yayınların yargı üzerinde yaratabileceği tahribatı gözler önüne seriyor. Narin'in ailesi ve kamuoyu, bir an önce adaletin yerini bulmasını beklerken, yargı sürecinin sağlıklı işlemesi için bu tür müdahalelere karşı dikkatli olunması elzem.