Anayasa Mahkemesi (AYM), boşanma sonrası yoksulluk nafakasının süresiz olarak talep edilebilmesine olanak tanıyan Türk Medeni Kanunu hükmünü iptal etti. Yüksek Mahkeme, nafaka süresinin belirlenmesinde eşlerin yaşı, sağlık durumu, ekonomik koşulları ve çalışma imkânları gibi faktörlerin dikkate alınması gerektiğini vurguladı. Karar, 26 Şubat 2025 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Bu gelişme, uzun süredir tartışılan nafaka süresi konusunda önemli bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor.
AYM Kararının Gerekçesi
AYM'nin iptal kararına gerekçe olarak, mevcut düzenlemenin süresiz nafaka talebine kapı aralayarak taraflar arasında hakkaniyetsiz sonuçlar doğurabileceği gösterildi. Mahkeme, nafakanın amacının boşanma sonrası yoksulluğa düşen tarafın desteklenmesi olduğunu, ancak bunun süresiz bir yükümlülüğe dönüşmesinin adalet duygusunu zedelediğini belirtti. Kararda, nafaka süresi belirlenirken şu unsurların göz önünde bulundurulması gerektiği ifade edildi:
- Eşlerin yaşı ve sağlık durumu,
- Eğitim seviyesi ve mesleki becerileri,
- Mevcut ekonomik koşulları ve gelir düzeyleri,
- Çalışma imkânları ve iş bulma potansiyelleri,
- Evlilik süresi ve yaşam standartları.
Mahkeme, bu kriterlerin her somut olayda ayrı ayrı değerlendirilerek nafaka süresinin belirlenmesi gerektiğini, böylece hem nafaka alacaklısının hem de yükümlüsünün haklarının korunacağını vurguladı.
Kararın Hukuki ve Toplumsal Yansımaları
AYM'nin iptal kararı, Türk hukuk sisteminde yoksulluk nafakasına ilişkin önemli bir değişikliği beraberinde getiriyor. Daha önce, boşanma davası sonucunda yoksulluğa düşecek taraf, süresiz olarak nafaka talep edebiliyordu. Yeni düzenleme ile birlikte hâkimler, nafaka süresini belirlerken yukarıda sayılan kriterleri dikkate alacak. Bu durum, özellikle uzun süreli evliliklerde nafaka ödemek zorunda kalan bireyler için önemli bir rahatlama sağlayabilir. Ancak kadın hakları savunucuları, nafakanın süresiz olmasının kadınların ekonomik güvencesi açısından kritik olduğunu savunuyordu. Karar, bu kesimlerde endişe yaratabilir.
Öte yandan, kararın uygulanmasında hâkimlere geniş takdir yetkisi tanınması, uygulamada belirsizliklere yol açabileceği eleştirisini de beraberinde getiriyor. Nafaka süresinin nasıl belirleneceği, hangi durumlarda ne kadar süreyle nafaka bağlanacağı konusunda yasal bir boşluk oluştu. Bu boşluğun, önümüzdeki dönemde yeni yasal düzenlemelerle doldurulması bekleniyor. Aile mahkemelerinin içtihatları, bu süreçte belirleyici olacak.
Nafaka Tartışmalarının Arka Planı
Türkiye'de yoksulluk nafakası, Türk Medeni Kanunu'nun 175. maddesinde düzenlenmişti. Madde, boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek tarafın, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebileceğini hükme bağlıyordu. Bu düzenleme, yıllardır çeşitli platformlarda tartışılıyor; nafakanın süresiz olması, özellikle erkekler tarafından adaletsizlik olarak nitelendiriliyordu. Kadın örgütleri ise nafakanın kadınların ekonomik bağımsızlığını koruduğunu ve yoksulluğa düşmelerini engellediğini savunuyordu.
AYM'nin iptal kararı, bu tartışmaları yeni bir boyuta taşıdı. Kararın ardından, nafaka süresinin belirlenmesinde somut kriterlerin yasal düzenlemeyle netleştirilmesi gerektiği yönünde görüşler öne çıkıyor. Adalet Bakanlığı'nın, önümüzdeki günlerde yeni bir yasa tasarısı hazırlayarak Meclis'e sunması bekleniyor. Tasarıda, nafaka süresinin azami bir sınırı olup olmayacağı veya tamamen hâkim takdirine mi bırakılacağı merak konusu.
Uluslararası uygulamalara bakıldığında, birçok ülkede nafaka süresi belirli kriterlere göre sınırlandırılıyor. Örneğin Almanya'da nafaka, evlilik süresine ve tarafların ekonomik durumuna göre genellikle sınırlı bir süre için bağlanıyor. İngiltere'de ise mahkemeler, tarafların ihtiyaçlarını ve ödeme gücünü dikkate alarak nafaka süresini esnek bir şekilde belirleyebiliyor. AYM kararı, Türkiye'yi bu ülkelerle uyumlu hale getirme yolunda bir adım olarak görülebilir.
Sonuç olarak, AYM'nin yoksulluk nafakasının süresiz istenmesine ilişkin düzenlemeyi iptali, Türk aile hukukunda önemli bir dönüşümün kapısını araladı. Karar, nafaka süresinin her somut olayda ayrı ayrı değerlendirilmesini zorunlu kılarak daha adil bir denge kurmayı hedefliyor. Ancak uygulamada yaşanabilecek belirsizliklerin giderilmesi için yasal düzenlemelere ihtiyaç duyulduğu açık. Önümüzdeki süreçte, konunun kamuoyunda ve siyaset sahnesinde daha fazla tartışılacağı ve olası yeni yasal adımların gündeme geleceği öngörülüyor.