Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Muhsin Yazıcıoğlu ve beraberindekilerin 2009 yılında helikopter kazasında hayatını kaybetmesine ilişkin Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) kapsamında yürütülen soruşturmada gözaltına alınan 27 şüpheliden 19'unun tutuklandığını açıkladı. Adliyeye sevk edilen diğer 8 şüpheli hakkında ise adli kontrol kararı verildi. Soruşturma, kazaya FETÖ bağlantılı sabotaj iddialarını mercek altına alıyor.
Soruşturmanın detayları
Başsavcılıktan yapılan yazılı açıklamaya göre, soruşturma kapsamında daha önce gözaltına alınan 27 şüpheli, emniyetteki işlemlerinin ardından Ankara Adliyesi'ne sevk edildi. Şüphelilerin ifadeleri doğrultusunda, 19 kişi tutuklanarak cezaevine gönderilirken, 8 kişi adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Soruşturmanın gizliliği nedeniyle şüphelilerin kimlikleri ve adli kontrol tedbirlerinin ayrıntıları kamuoyuyla paylaşılmadı.
Savcılık, kazaya ilişkin teknik ve dijital verilerin incelenmesi sonucu, FETÖ'nün 15 Temmuz darbe girişimi öncesinde benzer yöntemlerle kazaları organize ettiği iddiasını araştırıyor. Özellikle helikopterin bakım kayıtları ve uçuş öncesi kontrollerde usulsüzlükler olduğu belirtiliyor.
Dava süreci ve bağlam
Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu, 25 Mart 2009'da Kahramanmaraş'tan Yozgat'a giderken helikopterin düşmesi sonucu 5 kişiyle birlikte hayatını kaybetmişti. Kazanın ardından yapılan ilk soruşturmalar 'pilotaj hatası' olarak raporlanmış, ancak 2016'daki FETÖ soruşturmaları sonrasında yeniden gündeme gelmişti. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı 2021'de dosyayı FETÖ bağlantısı açısından yeniden incelemeye aldı.
Soruşturma kapsamında eski askeri personel, sivil havacılık çalışanları ve teknik ekipten oluşan şüphelilerin, kaza anına ilişkin verileri manipüle ettiği iddia ediliyor. Başsavcılık, şüphelilerin bir kısmının FETÖ'nün 'mahrem imamları' ile irtibatlı olduğunu tespit etti.
Bu gelişme, Türkiye'de geçmişte yaşanan şüpheli ölümlerin FETÖ bağlantısı açısından yeniden soruşturulması gerektiği yönündeki tartışmaları da alevlendirdi. Muhsin Yazıcıoğlu'nun ailesi ve BBP yöneticileri, kazanın üzerindeki sır perdesinin kalkması için uzun süredir adalet talebinde bulunuyordu.
Tutuklamaların ardından sürecin nasıl ilerleyeceği merakla beklenirken, savcılığın önümüzdeki günlerde yeni operasyonlar düzenleyebileceği belirtiliyor. Türkiye'deki bu tür soruşturmalar, hem adaletin tecellisi hem de toplumsal hafıza açısından önem taşıyor. Muhsin Yazıcıoğlu davası, karanlık noktaların aydınlatılması için bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor.