Muhsin Yazıcıoğlu ve 5 kişinin hayatını kaybettiği 2009 tarihli helikopter kazasına ilişkin 17 yıl sonra yeniden başlatılan soruşturma kapsamında, kazanın ardından enkazın bulunduğu ancak bir süre yardım yapılmayarak kişilerin ölüme terk edildiği iddia ediliyor. Soruşturma kapsamında bazı şüpheliler tutuklandı.
Helikopter kazası nasıl olmuştu?
25 Mart 2009'da Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu, Yozgat'ta düzenlenen bir mitingin ardından Kahramanmaraş'a gitmek üzere kiralık bir helikopterle yola çıktı. Helikopter, Yusuf Yılmaz, Sabri Torun, Adem Tat, Kemal Altun ve Ratip Mimir'in de bulunduğu altı kişiyle Kahramanmaraş'ın Göksun ilçesi yakınlarında düştü. Kazadan yedi gün sonra enkaz bulunabildi. Kazada kurtulan olmadı.
Tutuklamalar ve yeni iddialar
17 yıl aradan sonra 2024'te yeniden açılan soruşturmada, kazanın ardından enkazın bulunduğu ancak kurtarma ekiplerinin zamanında müdahale etmediği, hatta ölümlerin beklenildiği iddia ediliyor. Soruşturma savcısı, olayın 'irticalen' yani doğal afet değil, kasti bir ihmal veya sabotaj ihtimali üzerinde duruyor. Gözaltına alınan bazı dönemin askeri ve sivil yetkilileri, 'birden çok kişinin ölümüne sebebiyet verme' suçlamasıyla tutuklandı.
Dönemin helikopter pilotu ve hava trafik kontrolörleri hakkında da soruşturma genişletilirken, olayın üzerindeki sis perdesi aralanmaya başladı. Müşteki avukatları, "Kazanın hemen ardından bölgeye ulaşılmış olmasına rağmen yardım yapılmadı, yaralılar ölüme terk edildi" iddiasını dile getirdi.
Yargı süreci ve kamuoyu beklentisi
Muhsin Yazıcıoğlu'nun ailesi ve BBP yönetimi, olayın aydınlatılması için yıllardır mücadele veriyor. BBP Genel Başkanı Mustafa Destici, "17 yıldır gerçeklerin ortaya çıkmasını bekliyorduk. Bu soruşturma ile bazı gerçekler su yüzüne çıkacak. Adalet yerini bulacaktır" dedi.
Dava sürecinde, kazanın ardından bölgedeki askeri helikopterlerin neden havalanmadığı, neden enkazın bulunmasının 7 gün sürdüğü gibi sorular yanıt bekliyor. Soruşturma kapsamında alınan bilirkişi raporlarında, helikopterin düşmesinde teknik bir arızadan ziyade insan hatası ya da kasti bir müdahale olabileceği belirtiliyor.
Türkiye siyasi tarihine kara bir leke olarak geçen bu olayda, adaletin tecellisi için gözler yargıya çevrilmiş durumda. Önümüzdeki günlerde yeni ifadeler ve belgelerin ortaya çıkması bekleniyor.