Büyük Birlik Partisi (BBP) Kurucu Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu ve beraberindeki 5 kişinin 25 Mart 2009'da Kahramanmaraş'ın Göksun ilçesi Karayakup sırtlarında TC-HEK tescilli helikopterin düşmesi sonucu hayatını kaybetmesine ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında, Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ile bağlantılı oldukları iddiasıyla 33 kişi gözaltına alındı. Operasyon, kazanın üzerinden 15 yıl geçmesine rağmen dosyanın hâlâ aktif olduğunu ve yeni deliller ışığında şüphelilerin takip edildiğini gösteriyor.
Gözaltı Kararları ve Operasyonun Kapsamı
Kahramanmaraş Cumhuriyet Başsavcılığı koordinasyonunda yürütülen soruşturma çerçevesinde, aralarında eski askeri personel, sivil havacılık çalışanları ve kamu görevlilerinin bulunduğu 33 şüpheli hakkında gözaltı kararı verildi. Şüphelilerin, kaza öncesi ve sonrasında FETÖ'nün talimatları doğrultusunda hareket ettikleri, delil karartma ve tanık yönlendirme gibi faaliyetlerde bulundukları öne sürülüyor. Emniyet güçleri, İstanbul, Ankara, Kahramanmaraş, Kayseri ve İzmir başta olmak üzere 12 ilde eş zamanlı operasyon düzenledi. Gözaltına alınanlar arasında, kaza sonrası kurtarma çalışmalarına katılan bazı isimlerin de bulunması dikkat çekti.
Soruşturma dosyasına göre, helikopterin düşmesinin ardından bölgede yapılan arama kurtarma faaliyetlerinin geciktirilmesi, kaza yerine ilk ulaşan ekiplerin FETÖ ile irtibatlı kişilerden oluştuğu ve bazı kritik delillerin kaybolduğu yönünde tespitler yer alıyor. Ayrıca, kaza sonrası helikopterin bakım kayıtlarında usulsüzlük yapıldığı ve bu usulsüzlüklerin örgüt üyeleri tarafından organize edildiği iddia ediliyor. Savcılık, şüphelilerin örgütün mahrem yapılanması içinde yer aldığını ve kazanın ardından talimatla hareket ederek gerçek sorumluların üzerini örttüğünü belirtiyor.
Kazanın Geçmişi ve FETÖ Bağlantısı
25 Mart 2009'da Muhsin Yazıcıoğlu, Basın Danışmanı Mustafa Yücel Özbilgin, yerel yönetici Erhan Üstündağ, pilot Kaya İstektepe ve iş insanı İbrahim Kaya'nın bulunduğu helikopter, Kahramanmaraş'tan Yozgat'a gitmek üzere havalandıktan kısa süre sonra düştü. Olayda 6 kişi hayatını kaybetti. Kaza sonrası yapılan incelemelerde helikopterin teknik arıza nedeniyle düştüğü açıklansa da, olayın faili meçhul olduğu ve kurtarma çalışmalarının geç başlatıldığı yönünde yıllarca tartışmalar sürdü. 2013 yılında başlatılan yeniden soruşturma kapsamında, kaza yerine en yakın köyün muhtarı ve bazı jandarma görevlilerinin ifadeleri değişti, delillerin karartıldığı iddiaları gündeme geldi.
FETÖ'nün 15 Temmuz 2016'daki darbe girişiminin ardından yürütülen soruşturmalarda, örgütün kritik kamu kurumlarına sızdığı ve kaza sonrası süreçte etkili olduğu ortaya çıktı. Yazıcıoğlu'nun ölümüyle ilgili olarak, örgütün kazanın ardından kendi üyelerini kurtarma ekiplerine yerleştirdiği ve olay yerinden delil kaçırıldığı yönünde tanık beyanları mevcut. Bu beyanlar doğrultusunda 2019'da başlatılan yeni soruşturma, 2023'te derinleştirilmiş ve bugünkü operasyonun temelini oluşturmuştu. Savcılık, şüphelilerin örgütün "askeri mahrem yapılanması" içinde olduğunu ve kaza sonrası "kumpas" iddialarını çürütmek için faaliyet yürüttüklerini belirtiyor.
Operasyonun Yankıları ve Hukuki Süreç
Gözaltına alınan 33 şüphelinin emniyetteki işlemleri sürüyor. Savcılık, şüpheliler hakkında "silahlı terör örgütüne üye olmak", "delil karartma" ve "görevi kötüye kullanmak" suçlamalarıyla işlem yapıldığını açıkladı. Şüphelilerin ifadelerinin ardından mahkemeye sevk edilmeleri bekleniyor. BBP cephesinden yapılan açıklamada, "Muhsin Yazıcıoğlu'nun ölümüyle ilgili gerçeğin ortaya çıkarılması için sonuna kadar takipçisi olacağız" denildi. Kamuoyunda ise yıllardır tartışılan bu dosyanın yeniden gündeme gelmesi, kazanın ardındaki gerçeklerin aydınlatılması yönünde umut verici bir adım olarak değerlendiriliyor. Ancak, gözaltıların ardından yargı sürecinin nasıl ilerleyeceği ve iddianamenin ne zaman hazırlanacağı merak konusu.
Uzmanlar, FETÖ'nün kaza sonrası süreçte etkin rol oynadığı iddialarının, örgütün devlet içindeki kripto yapılanmasını gözler önüne serdiğini belirtiyor. Dosyanın 15 yıl sonra dahi canlı tutulması, Türkiye'nin faili meçhul olaylarla yüzleşme ve adalet arayışındaki kararlılığını gösteriyor. Kamuoyu, Yazıcıoğlu ve beraberindekilerin ölümüne ilişkin gerçeğin bir an önce ortaya çıkmasını bekliyor.