TMMOB'ye bağlı Elektrik Mühendisleri Odası (EMO) ile Makina Mühendisleri Odası (MMO), Muğla ve çevresinde bulunan Yeniköy, Kemerköy ve Yatağan termik santrallerinin kapatılması gerektiğini belirten ortak bir rapor yayımladı. Özellikle Akbelen'deki orman ve zeytinlik kıyımıyla gündeme gelen santraller için hazırlanan raporda, bu tesislerin ekonomik ömrünü tamamladığı ve çevresel maliyetlerinin kabul edilemez boyutlara ulaştığı ifade edildi. Rapor, santrallerin devre dışı bırakılmasının Türkiye'nin enerji arz güvenliğinde herhangi bir sorun yaratmayacağını savunuyor.
Santrallerin Ekonomik Ömrü ve Çevresel Etkileri
EMO ve MMO tarafından hazırlanan raporda, Yeniköy, Kemerköy ve Yatağan termik santrallerinin kuruldukları günden bu yana bölgede ciddi çevresel tahribata yol açtığı vurgulanıyor. Rapora göre, bu santraller linyit kömürüyle çalışıyor ve yüksek karbon salımına neden oluyor. Ayrıca, santrallerin soğutma suyu ihtiyacı ve kül depolama alanları, tarım arazileri ve su kaynakları üzerinde olumsuz etkiler yaratıyor. Özellikle Akbelen Ormanı'nda yapılan ağaç kesimi ve zeytinliklerin yok edilmesi, yıllardır bölge halkının ve çevre örgütlerinin tepkisini çekiyor. Raporda, bu tahribatın geri döndürülemez olduğu ve santrallerin artık ekonomik olarak da verimli çalışmadığı belirtiliyor.
MMO ve EMO, santrallerin toplam kurulu gücünün yaklaşık 1.100 megavat olduğunu, ancak kapasite kullanım oranlarının düşük seyrettiğini aktarıyor. Rapora göre, bu santrallerin ürettiği elektrik, Türkiye'nin toplam elektrik üretiminin yalnızca küçük bir bölümünü oluşturuyor. Yenilenebilir enerji kaynaklarının hızla devreye girmesiyle birlikte, bu santrallere olan ihtiyacın ortadan kalktığı ifade ediliyor. Güneş, rüzgar ve hidroelektrik santrallerinin toplam kurulu gücü, termik santrallerin payını her geçen yıl azaltıyor.
Enerji Arz Güvenliği ve Alternatif Kaynaklar
Raporda, santrallerin kapatılmasının enerji arz güvenliğini tehdit etmeyeceği, aksine yenilenebilir enerjiye yapılacak yatırımlarla arzın daha istikrarlı hale geleceği savunuluyor. EMO ve MMO, Türkiye'nin güneş ve rüzgar potansiyelinin yüksek olduğunu, bu alanlarda yapılacak yatırımlarla hem çevrenin korunacağını hem de enerji ithalatının azalacağını belirtiyor. Ayrıca, santrallerin kapatılmasının bölge ekonomisine olumsuz etkisi olabileceği yönündeki görüşlere karşı, yeşil enerji dönüşümünün yeni istihdam alanları yaratacağı vurgulanıyor. Raporda, santral çalışanlarının yeniden eğitilerek yenilenebilir enerji sektöründe istihdam edilebileceği öneriliyor.
Termik santrallerin kapatılması durumunda, bölgedeki elektrik dağıtımında herhangi bir kesinti yaşanmayacağı, çünkü ulusal elektrik şebekesinin bu santrallere bağımlı olmadığı ifade ediliyor. Raporda, santrallerin devre dışı kalmasıyla birlikte, Türkiye'nin karbon emisyonlarında da önemli bir azalma sağlanacağı ve Paris İklim Anlaşması kapsamındaki taahhütlere uyumun kolaylaşacağı belirtiliyor.
Kamuoyu ve Politika Önerileri
EMO ve MMO, karar alıcılara çağrıda bulunarak, bu santrallerin bir an önce kapatılması için gerekli adımların atılmasını istedi. Rapor, santrallerin kapatılmasıyla ilgili bir yol haritası öneriyor: önce çevresel etki değerlendirmesi yapılması, ardından kademeli olarak üretimin durdurulması ve son olarak da sahaların rehabilitasyonu. Ayrıca, bölge halkının ve sivil toplum kuruluşlarının karar süreçlerine dahil edilmesi gerektiği vurgulanıyor. Rapor, santrallerin özelleştirilmesi veya satılması yerine, kamusal yarar gözetilerek kapatılmasının altını çiziyor.
Çevre örgütleri ve bölge halkı, yıllardır bu santrallerin kapatılması için mücadele ediyor. Akbelen'de verilen ağaç kesme kararı sonrası bölgede geniş katılımlı eylemler düzenlenmişti. Mühendis odalarının raporu, bu mücadelenin bilimsel bir dayanağını oluşturuyor. Raporda, santrallerin kapatılmasının sadece çevresel değil, aynı zamanda ekonomik ve sosyal bir gereklilik olduğu sonucuna varılıyor.
Sonuç olarak, EMO ve MMO'nun raporu, Türkiye'nin enerji politikalarında köklü bir değişim çağrısı yapıyor. Yenilenebilir enerjiye geçişin hızlandırılması ve termik santrallerin terk edilmesi, hem doğanın korunması hem de sürdürülebilir bir gelecek için kaçınılmaz görünüyor. Kamuoyunun ve karar alıcıların bu raporu dikkate alması, ülkenin enerji bağımsızlığı ve çevre sağlığı açısından kritik önem taşıyor.