Muğla’nın Menteşe ilçesine bağlı Bayır ve Deştin Mahallesi arasındaki Tekağaç mevkiinde kurulmak istenen “Entegre Çimento Fabrikası ve Hammadde Ocakları” projesine karşı direnişini sürdüren yöre halkı, Muğla İdare Mahkemesi önünde başlattığı “Adalet Nöbeti”nin dördüncü haftasına girdi. Köylüler, projeye verilen üçüncü “ÇED olumlu” kararının iptali için açtıkları davada adaletin tecelli etmesini bekliyor.
Üçüncü ÇED Olumlu Kararı Yargıda
Bayır ve Deştin mahalleleri sakinleri, bölgede kurulması planlanan entegre çimento fabrikası ve hammadde ocaklarının yaşam alanlarını, tarım arazilerini ve doğal dokuyu tehdit ettiğini belirterek yıllardır mücadele veriyor. Proje için daha önce alınan iki “ÇED olumlu” kararı yargı tarafından iptal edilmişti. Ancak Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından üçüncü kez verilen “ÇED olumlu” kararı, köylülerin umutlarını yeniden yargıya taşımasına neden oldu. Muğla İdare Mahkemesi’nde açılan davada, kararın hukuka aykırı olduğu savunuluyor.
Yöre halkı, sadece kendi yaşamlarını değil, aynı zamanda bölgenin ekolojik dengesini ve tarımsal üretimini de korumak amacıyla bir araya geldi. Mahkeme önünde tutulan “Adalet Nöbeti”ne her gün onlarca kişi katılarak destek veriyor. Nöbet, sabah erken saatlerde başlayıp akşam geç saatlere kadar sürüyor. Köylüler, pankartlar ve dövizlerle taleplerini dile getiriyor: “Deştin için Adalet”, “Yaşam Alanlarımıza Dokunma”, “ÇED Olumlu Kararı İptal Edilsin”.
Köylülerin Talepleri ve Endişeleri
Bayır ve Deştin sakinleri, çimento fabrikasının kurulması halinde bölgede ciddi hava kirliliği, su kaynaklarının tükenmesi ve tarım topraklarının zarar görmesi riskiyle karşı karşıya kalacaklarını ifade ediyor. Ayrıca, hammadde ocakları için yapılacak patlatmaların evlerinde çatlaklara neden olacağını, gürültü ve tozun günlük yaşamı çekilmez hale getireceğini belirtiyorlar. Bölge, zeytinlikleri, narenciye bahçeleri ve ormanlarıyla biliniyor; köylüler geçimlerini bu tarımsal faaliyetlerden sağlıyor.
“Adalet Nöbeti”ne katılan bir mahalle sakini, “Burada doğduk, burada yaşıyoruz. Çocuklarımızın geleceği için bu mücadeleyi veriyoruz. Çimento fabrikası istemiyoruz. Sağlıklı bir çevrede yaşamak en doğal hakkımız.” diyerek duygularını paylaştı. Bir başka köylü ise, “Üç kez ÇED olumlu kararı alındı, ikisi iptal edildi. Bu üçüncüsü de aynı şekilde iptal edilmeli. Mahkemenin adil bir karar vereceğine inanıyoruz.” şeklinde konuştu.
Hukuki Süreç ve Bilirkişi İncelemesi
Muğla İdare Mahkemesi’nde görülen davada, bilirkişi heyetinin bölgede incelemelerde bulunması bekleniyor. Köylülerin avukatları, ÇED raporunun eksik ve hatalı olduğunu, projenin çevresel etkilerinin yeterince değerlendirilmediğini öne sürüyor. Ayrıca, projenin tarım arazilerine ve su havzalarına olan etkilerinin göz ardı edildiği belirtiliyor. Dava sürecinde, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın savunması alınacak ve ardından mahkeme kararını verecek.
Yöre halkı, sadece hukuki mücadeleyle kalmayıp, aynı zamanda kamuoyu oluşturmak için çeşitli etkinlikler düzenliyor. Sosyal medyada #DeştinİçinAdalet etiketiyle paylaşımlar yapılıyor, imza kampanyaları düzenleniyor. Bazı sivil toplum kuruluşları ve çevre örgütleri de köylülerin yanında yer alarak destek veriyor.
Bölgenin Ekolojik ve Ekonomik Önemi
Muğla, Türkiye’nin en önemli turizm ve tarım merkezlerinden biri. Bayır ve Deştin mahalleleri ise zeytinyağı, narenciye ve bal üretimiyle ünlü. Bölgede ayrıca endemik bitki türleri ve yaban hayatı bulunuyor. Çimento fabrikasının kurulması halinde, bu doğal zenginliklerin zarar göreceği endişesi hakim. Uzmanlar, çimento fabrikalarının çevresel etkilerinin uzun vadede telafi edilemez olduğunu vurguluyor. Hava kirliliği, su kirliliği ve toprak bozulması gibi sorunlar, bölgedeki tarımsal üretimi ve turizmi olumsuz etkileyebilir.
Öte yandan, projenin ekonomik kalkınma getireceği savunulsa da, yöre halkı bu tür bir kalkınmanın kendi yaşam alanlarını yok etmeden sağlanabileceğine inanmıyor. Köylüler, alternatif olarak güneş enerjisi, organik tarım ve ekoturizm gibi sürdürülebilir projelerin desteklenmesini talep ediyor.
Adalet Nöbeti ve Gelecek Perspektifi
Dört haftadır süren “Adalet Nöbeti”, köylülerin kararlılığını gösteriyor. Nöbet, mahkeme kararı açıklanana kadar devam edecek. Köylüler, adaletin yerini bulacağına ve projenin iptal edileceğine inanıyor. Bu mücadele, sadece Muğla için değil, Türkiye’nin dört bir yanında benzer çevre sorunlarıyla karşılaşan yerel halk için de örnek teşkil ediyor. Yerel yönetimlerin ve merkezi hükümetin, çevresel etki değerlendirme süreçlerinde daha şeffaf ve katılımcı olması gerektiği bir kez daha ortaya çıkıyor.
Sonuç olarak, Muğla’daki bu direniş, çevre bilincinin ve yerel halkın hak arama mücadelesinin simgesi haline gelmiş durumda. Mahkemenin vereceği karar, sadece bölgenin değil, ülkenin çevre politikaları açısından da emsal niteliği taşıyacak. Köylüler, “Deştin için Adalet” diyerek bir kez daha seslerini yükseltiyor ve haklı mücadelelerinin kazanacağına olan inançlarını koruyor.