Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras ve bazı ilçe belediye başkanlarının da aralarında bulunduğu 26 kişi hakkında, Cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun 19 Mart'ta gözaltına alınmasının ardından düzenlenen izinsiz yürüyüş iddialarına ilişkin yürütülen soruşturmada kovuşturmaya yer olmadığına karar verildi. Muğla Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yapılan inceleme sonucunda, eylemin suç unsuru taşımadığı gerekçesiyle takipsizlik kararı çıktı. Karar, siyasi krizin tırmandığı bir dönemde muhalefet tarafından memnuniyetle karşılanırken, hukuki sürecin bağımsızlığı vurgulandı.
Soruşturmanın Detayları
19 Mart'ta Ekrem İmamoğlu'nun gözaltına alınmasının ardından ülke genelinde protestolar başlamıştı. Muğla'da da belediye başkanları ve vatandaşlar, İmamoğlu'na destek amacıyla bir yürüyüş düzenlemişti. Yürüyüşün izinsiz olduğu iddiasıyla Muğla Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturma başlatmıştı. Soruşturma kapsamında Ahmet Aras, Menteşe Belediye Başkanı, Bodrum Belediye Başkanı, Marmaris Belediye Başkanı gibi isimlerin de aralarında olduğu 26 kişi ifade vermişti. Savcılık, dosyada toplanan delilleri değerlendirerek, yürüyüşün barışçıl olduğu ve herhangi bir kamu düzenini bozmadığı sonucuna vardı. Bu nedenle şüpheliler hakkında kamu davası açılmasına gerek olmadığına hükmetti.
Hukuki ve Siyasi Bağlam
Takipsizlik kararı, muhalefet partileri tarafından hukukun üstünlüğü adına olumlu bir adım olarak değerlendirildi. CHP Genel Başkanı Özgür Özel, kararı 'yerinde bir karar' olarak nitelendirirken, İYİ Parti ve diğer muhalefet partileri de benzer açıklamalarda bulundu. Öte yandan, iktidar kanadından henüz resmi bir yorum gelmedi. Gözlemciler, bu kararın özellikle yerel yöneticilere yönelik soruşturmaların siyasi baskı aracı olarak kullanıldığı yönündeki eleştiriler karşısında önemli bir örnek teşkil ettiğini belirtiyor. Bağımsız hukukçular da savcılığın takipsizlik kararının mevcut kanıtlar ışığında doğru olduğunu, toplanma özgürlüğü kapsamında değerlendirilebilecek bir eylemin yargıya taşınmasının gereksiz olduğunu ifade ediyor. Bu dava, son dönemde artan siyasi gerilimde yargının rolüne dair tartışmaları da yeniden alevlendirdi.