Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi (MSGSÜ) İletişim Fakültesi’nin Grafik Tasarımı ile Çizgi Film ve Animasyon bölümlerinde özel yetenek sınavını kaldırarak merkezi yerleştirme sistemiyle öğrenci alma kararı, sektör derneklerini harekete geçirdi. Üniversite yönetim kurulunun aldığı karar doğrultusunda, 2025-2026 eğitim öğretim yılından itibaren bu bölümlere yerleştirme tamamen YKS puanına göre yapılacak. Karar, özellikle grafik tasarım ve animasyon alanında faaliyet gösteren meslek örgütleri ve eğitimciler arasında tartışma yarattı.
Tepkiler ve gerekçeler
Grafik Tasarımcılar Derneği (GTD) ve Animasyon Derneği (ANİDER) gibi kuruluşlar, kararın öğrencilerin yaratıcı potansiyelini ölçmeden yalnızca akademik başarıya odaklanmasının sanat eğitimini zedeleyeceğini savunuyor. Dernekler, yetenek sınavlarının adayların görsel algı, yaratıcılık ve teknik becerilerini değerlendirmede kritik öneme sahip olduğunu belirtiyor. MSGSÜ rektörlüğü ise kararı, öğrenci alımında şeffaflık ve standartlaşma sağlama amacıyla aldığını ifade etti. Rektörlükten yapılan açıklamada, merkezi yerleştirmenin fırsat eşitliğini artıracağı ve sınav hazırlık sürecindeki mali yükü azaltacağı vurgulandı.
Geçmişten bugüne yetenek sınavları
Türkiye’de güzel sanatlar fakültelerinde yetenek sınavı uygulaması uzun yıllardır devam etmektedir. Ancak son dönemde bazı üniversiteler, kontenjanların dolmaması veya idari süreçlerdeki aksaklıklar gerekçesiyle bu uygulamayı kaldırmaya yöneldi. MSGSÜ’nün bu kararı, benzer adımların diğer üniversitelerde de gündeme gelebileceği endişesini doğurdu. Eğitim uzmanları, sanat bölümlerinde yetenek sınavının kaldırılmasının mezunların iş bulma sürecinde nitelik sorununa yol açabileceğine dikkat çekiyor. Diğer yandan, merkezi yerleştirme ile gelen öğrencilerin hazırlık seviyesindeki farklılıklar, eğitim programlarında revizyonu zorunlu kılabilir.
Sonuç
Kararın uygulanıp uygulanmayacağı, olası yasal itirazların seyrine bağlı. Sanat eğitiminin geleceği açısından kritik olan bu tartışma, yaratıcılık ve yetenek gibi ölçülmesi zor kriterlerin yükseköğretimde nasıl değerlendirileceği sorusunu da gündeme taşıyor. Bağımsız gözlemciler, sürecin sadece bir üniversiteyi değil, tüm güzel sanatlar camiasını ilgilendirdiğini ve bu nedenle geniş bir mutabakatla yönetilmesi gerektiğini vurguluyor.