Milli Savunma Bakanlığı (MSB), Yunanistan ile Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) arasında planlanan elektrik kablosu güzergahına ilişkin yazılı bir açıklama yaparak, Türkiye'nin kıta sahanlığında uluslararası hukuka aykırı hiçbir faaliyete izin verilmeyeceğini duyurdu. Bakanlık, söz konusu güzergahın Türkiye'nin kıta sahanlığından geçtiğini belirterek, rıza alınmadan yapılacak her türlü kablo veya boru döşeme girişiminin karşılıksız kalmayacağını vurguladı.
"Uluslararası hukuka aykırı"
MSB açıklamasında, Yunanistan ve GKRY arasında yapılması planlanan elektrik bağlantısının, Türkiye'nin kıta sahanlığı sahasından geçtiği ifade edildi. Açıklamada, "Uluslararası hukuk uyarınca kıta sahanlığımızda icra edilecek her türlü kablo/boru döşeme faaliyeti için Türkiye'nin izni gerekmektedir. İzinsiz hiçbir faaliyete müsaade edilmeyecektir." denildi.
Bakanlık, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki hak ve menfaatlerini koruma konusundaki kararlılığını yineledi. Açıklamada, "Kıta sahanlığımızda oldubitti oluşturulmasına yönelik girişimler, uluslararası hukuk çerçevesinde ve sahada gerekli karşılığı görecektir." ifadelerine yer verildi.
Projenin arka planı
Yunanistan ile GKRY arasında hayata geçirilmesi planlanan elektrik kablosu projesi, Doğu Akdeniz'deki enerji jeopolitiği açısından kritik bir adım olarak değerlendiriliyor. Proje kapsamında, Girit ile Kıbrıs arasında deniz altı kablosu döşenmesi öngörülüyor. Ancak bu güzergahın bir bölümü, Türkiye'nin 2019'da Birleşmiş Milletler'e bildirdiği kıta sahanlığı sınırları içinde kalıyor.
Türkiye, Doğu Akdeniz'deki kıta sahanlığı iddialarını 2004'ten bu yana BM'ye yaptığı bildirimlerle somutlaştırmış durumda. Buna göre, Meis Adası'nın batısındaki sular dahil olmak üzere geniş bir alan Türkiye'nin kıta sahanlığı olarak tanımlanıyor. GKRY ise kendi münhasır ekonomik bölge iddialarıyla bu alanın bir kısmını kendi yetki sahası olarak görüyor.
Yunanistan ve GKRY, elektrik bağlantısı projesini AB desteğiyle yürütmeye çalışıyor. Proje, Avrupa'nın enerji güvenliği ve ada ülkelerinin izole elektrik sistemlerinden kurtarılması açısından önem taşıyor. Ancak Türkiye, kıta sahanlığı haklarının ihlal edilmesi durumunda projeye onay vermeyeceğini net bir şekilde ortaya koymuş durumda.
Daha önce de benzer gerginlikler yaşanmıştı. 2020'de Türkiye'nin Oruç Reis gemisiyle Doğu Akdeniz'de yaptığı sismik araştırmalar, Yunanistan ve GKRY'nin tepkisine neden olmuş, bölgede askeri gerilim tırmanmıştı. AB, Türkiye'ye yaptırım tehdidinde bulunmuş, ancak diyalog kanalları açık tutulmuştu. Şimdi elektrik kablosu projesi, benzer bir krizin fitilini ateşleme potansiyeli taşıyor.
Uluslararası hukuk ve müzakereler
Uluslararası hukuka göre, kıta sahanlığı, kıyı devletine doğal kaynakların araştırılması ve işletilmesi konusunda egemen haklar tanıyor. Deniz altı kabloları ve boru hatları da bu kapsamda değerlendiriliyor. Türkiye, taraf olduğu 1982 Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi'ni (UNCLOS) imzalamamış olsa da, kıta sahanlığına ilişkin teamül hukuku kurallarının bağlayıcı olduğunu savunuyor.
GKRY, 2004'te kendi münhasır ekonomik bölgesini ilan etmiş ve Mısır, Lübnan, İsrail gibi ülkelerle ikili anlaşmalar imzalamıştı. Türkiye, bu anlaşmaların bir kısmını geçersiz sayıyor. Ayrıca Türkiye, KKTC ile 2011'de imzaladığı kıta sahanlığı sınırlandırma anlaşmasıyla kuzeydeki haklarını güvence altına almış durumda.
Son dönemde Türkiye ile Yunanistan arasında diyalog süreci olumlu ilerliyordu. Yüksek düzeyli işbirliği konseyi toplantıları ve güven artırıcı önlemler gündemdeydi. Ancak elektrik kablosu projesi, bu olumlu havayı bozabilir. MSB'nin açıklaması, Türkiye'nin konuya ne kadar hassas yaklaştığını gösteriyor.
Bölgesel aktörlerin tutumu da kritik. AB, projeye finansal destek sağlarken, Türkiye'nin itirazlarını dikkate almak zorunda. ABD ise Doğu Akdeniz'de istikrarın korunması ve enerji kaynaklarının çeşitlendirilmesi arasında bir denge gözetiyor. NATO içinde de Türkiye ile Yunanistan arasındaki gerilimin ittifak içi dayanışmaya zarar vermemesi için çaba harcanıyor.
Türkiye'nin askeri ve diplomatik açıdan attığı adımlar, sadece elektrik kablosu projesiyle sınırlı değil. Doğu Akdeniz'de sondaj ve sismik araştırma faaliyetleri, donanma unsurlarının varlığı ve hava sahası ihlalleri zaman zaman gündeme geliyor. Bu da bölgedeki tansiyonun ne kadar kırılgan olduğunu ortaya koyuyor.
Sonuç olarak, elektrik kablosu güzergahı anlaşmazlığı, Doğu Akdeniz'deki egemenlik ve paylaşım sorunlarının bir yansıması. Türkiye, kıta sahanlığı haklarından taviz vermeyeceğini açıkça belirtirken, Yunanistan ve GKRY de projeyi hayata geçirmekte ısrarcı. Uluslararası hukuk ve müzakereler, taraflar arasındaki bu anlaşmazlığın çözümü için tek meşru yol olarak öne çıkıyor. Bölgede kalıcı bir istikrar için diyalog ve karşılıklı saygı şart.