Fethullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 2009 yılında hedef aldığı MİT mensubu Kaşif Kozinoğlu, 3 Mart 2011'deki ikinci Odatv operasyonu kapsamında 10 Mart 2011'de tutuklandı. Silivri Cezaevi'nde tutulan Kozinoğlu, ilk duruşmasına 10 gün kala 12 Kasım 2011'de 'kalp krizi süsü' verilerek öldürüldü. Olayın üzerinden yıllar geçmesine rağmen, ölümün 20 dakika gibi kısa bir sürede gerçekleşmesi ve delillerin karartılması dikkat çekiyor.
Ergenekon Kumpası ve Dinleme İddiaları
FETÖ'nün 2009'da başlattığı Ergenekon soruşturması kapsamında, Kozinoğlu 'Ergenekon Terör Örgütü' üyesi olduğu iddiasıyla telefonlarının dinlendiği ortaya çıktı. O dönemde MİT mensubu olarak görev yapan Kozinoğlu, örgütün hedef listesinde üst sıralarda yer alıyordu. 3 Mart 2011'de yapılan ikinci Odatv operasyonu, kumpasın genişletilmesi adına kritik bir adımdı. Bu operasyon kapsamında Kozinoğlu, 10 Mart 2011 günü tutuklanarak cezaevine gönderildi. Tutukluluğun ardından ilk duruşmaya sadece 10 gün kalması, sürecin ne kadar hızlı ilerlediğini ve örgütün hedefine ulaşmak için acele ettiğini gösteriyordu.
Silivri'de Şüpheli Ölüm: 20 Dakikada Hayatını Kaybetti
12 Kasım 2011'de Silivri Cezaevi'nde hayatını kaybeden Kozinoğlu'nun ölümü, resmi olarak kalp krizi olarak açıklandı. Ancak olayın tanıkları ve yapılan incelemeler, ölümün 20 dakika içinde gerçekleştiğini ve müdahale edilmediğini ortaya koydu. Cezaevi yetkililerinin hızlı bir şekilde 'kalp krizi' raporu düzenlemesi, şüpheleri artırdı. Kozinoğlu'nun ölümünden hemen önce sağlık kontrolünden geçirilmediği ve ilaçlarının verilmediği iddia edildi. Ayrıca, ölüm sonrası otopsi sürecinde delillerin karartıldığı öne sürüldü. Ailesi ve avukatları, ölümün doğal olmadığını ve arkasında FETÖ'nün olduğunu belirterek yıllarca mücadele etti.
FETÖ'nün Hedefindeki İsimler ve Kumpasın Boyutları
Kozinoğlu, sadece bir MİT mensubu değil, aynı zamanda Ergenekon kumpasının önemli bir parçasıydı. FETÖ, 2009-2011 yılları arasında birçok asker, gazeteci ve devlet görevlisini aynı gerekçeyle tutuklayarak örgütün hedeflerini gerçekleştirmeye çalıştı. Odatv operasyonları, bu kumpasın medya ayağını oluşturuyordu. Kozinoğlu'nun ölümü, kumpasın ne kadar ileri gittiğini ve örgütün ele geçirmek istediği bilgiler için cinayet işlemekten çekinmediğini gösteriyor. 15 Temmuz darbe girişiminden sonra yapılan soruşturmalarda, Kozinoğlu'nun ölümüne dair yeni deliller ortaya çıktı. FETÖ'nün cezaevlerindeki yapılanması ve 'kalp krizi süsü' verilen ölümler, kamuoyunda büyük yankı uyandırdı.
Kozinoğlu'nun ölümü, sadece bir kişinin hayatını kaybetmesi değil, aynı zamanda hukuk devletinin ve adaletin nasıl askıya alındığının bir göstergesidir. Yıllar sonra bile faili meçhul kalan bu olay, FETÖ'nün devlet içindeki uzantılarının ne kadar tehlikeli olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor. Adaletin sağlanması ve benzer olayların yaşanmaması için kumpasların tüm yönleriyle araştırılması gerekiyor.