Türkiye, 12 Eylül 1980 askeri darbesinin 46. yıl dönümünü yarın anıyor. Darbenin mimarı Kenan Evren liderliğindeki Milli Güvenlik Konseyi, 12 Eylül sabahı saat 04.00'te radyo ve televizyondan bildiri okuyarak yönetime el koydu. Ancak o sabaha giden yol, bir gecede değil; 1970'ler boyunca biriken siyasi krizler, ekonomik darboğaz ve sokak çatışmalarıyla adım adım döşendi.
1970'lerin sonu: Kaos ve kutuplaşma
1970'li yılların sonunda Türkiye, siyasi istikrarsızlık ve şiddet sarmalındaydı. 1977 seçimlerinin ardından kurulan koalisyon hükümetleri kısa ömürlü oldu. 1978'de CHP-MSP koalisyonu, 1979'da ise AP azınlık hükümeti göreve geldi. Sokaklarda sağ-sol çatışmaları her gün can alıyordu. 1976-1980 arasında yaklaşık 5 bin kişi siyasi şiddet nedeniyle hayatını kaybetti. 1978'de Maraş Katliamı'nda 111 kişi öldü. 1980'de Çorum olaylarında 57 kişi yaşamını yitirdi. 1 Mayıs 1977'de Taksim Meydanı'nda düzenlenen mitingde açılan ateş sonucu 34 kişi hayatını kaybetti.
Ekonomik çöküş ve dış baskılar
1970'lerin sonunda Türkiye ekonomisi ağır bir darboğaza girdi. Döviz rezervleri tükendi, enflasyon %100'ü aştı, kuyruklar ve yokluklar günlük yaşamın parçası oldu. 24 Ocak 1980'de Turgut Özal imzalı ekonomik kararlarla liberal bir programa geçildi ancak bu kararlar toplumsal hoşnutsuzluğu artırdı. Uluslararası para kuruluşları ve Batılı müttefikler, Türkiye'nin istikrara kavuşması için askeri müdahaleyi adeta teşvik ediyordu. ABD yönetimi, Soğuk Savaş koşullarında Türkiye'nin NATO'daki stratejik konumunu korumak adına darbeye sessiz kaldı.
Askeri hazırlık ve son uyarılar
Ordu içinde darbe hazırlıkları aylar öncesinden başlamıştı. 11 Eylül 1980'de Genelkurmay Başkanı Kenan Evren, Cumhurbaşkanı Fahri Korutürk'e bir uyarı mektubu sundu. Aynı gün, Milli Güvenlik Konseyi toplanarak darbe kararını kesinleştirdi. Gece yarısından itibaren askeri birlikler stratejik noktaları ele geçirdi. Sabah saat 04.00'te Evren'in sesi radyolardan duyuldu: "Türk Silahlı Kuvvetleri, ülke yönetimine el koymuştur."
Darbenin bilançosu ve mirası
12 Eylül darbesi sonrası 650 bin kişi gözaltına alındı, 230 bin kişi askeri mahkemelerde yargılandı, 14 bin kişi vatandaşlıktan çıkarıldı. 50 kişi idam edildi, 171 kişi işkence altında yaşamını yitirdi. Siyasi partiler kapatıldı, sendikalar ve sivil toplum kuruluşları tasfiye edildi. 1982 Anayasası ile askeri vesayet kurumsallaştı. Darbe, Türkiye'nin siyasi hafızasında derin bir travma bıraktı. 2010'daki anayasa değişikliğiyle darbeciler yargı önüne çıkarıldı; Kenan Evren ve Tahsin Şahinkaya 2014'te müebbet hapse mahkûm edildi ancak cezalar yaşlılık nedeniyle infaz edilmedi.
Bugünden bakış: Dersler ve uyarılar
12 Eylül, sadece bir askeri müdahale değil; demokrasinin nasıl adım adım aşındırıldığının da göstergesidir. Bugün 46. yıl dönümünde, darbenin yolunu döşeyen koşulların tekrarlanmaması için siyasi diyalog, ekonomik istikrar ve hukuk devletinin önemi bir kez daha vurgulanıyor. Toplumsal kutuplaşma ve kutuplaştırıcı söylemler, geçmişte olduğu gibi bugün de demokrasi için risk oluşturuyor. 12 Eylül'ü anmak, sadece geçmişi hatırlamak değil; geleceği korumak adına bir sorumluluktur.