Libya Temsilciler Meclisi'nin, Türkiye ile 2019 yılında imzalanan deniz yetki alanları mutabakat muhtırasını onaylama kararı, Doğu Akdeniz'de yeni bir diplomatik krize yol açtı. Mısır Dışişleri Bakanlığı, söz konusu onay kararının uluslararası hukuka aykırı olduğunu ve Kahire açısından hiçbir hukuki sonuç doğurmayacağını açıkladı. Mısır, anlaşmanın Libya'nın 2015'te imzalanan Suheyrat Anlaşması kapsamındaki meşru temsil organları tarafından değil, Tobruk merkezli Temsilciler Meclisi tarafından onaylandığını savunuyor.
Mısır'ın hukuki gerekçeleri
Mısır Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Ahmed Hafız, yaptığı yazılı açıklamada, "Türkiye ile Libya arasında 2019'da imzalanan deniz yetki alanları anlaşması, uluslararası hukuka ve Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi'ne aykırıdır. Libya Temsilciler Meclisi'nin onay kararı, Mısır'ın egemenlik hakları ve Doğu Akdeniz'deki deniz sınırları üzerinde herhangi bir etki yaratmayacaktır" ifadelerini kullandı. Hafız, anlaşmanın Libya'nın ulusal çıkarlarını ve bölgesel istikrarı tehdit ettiğini de sözlerine ekledi. Mısır yönetimi, anlaşmanın geçersizliğini savunurken, Libya'daki meşru hükümetin Trablus merkezli Ulusal Birlik Hükümeti olduğunu, Temsilciler Meclisi'nin onayının hukuki meşruiyetten yoksun olduğunu vurguluyor.
Libya Temsilciler Meclisi'nin onay süreci
Libya Temsilciler Meclisi, 2019 yılında imzalanan deniz yetki alanları anlaşmasını geçtiğimiz günlerde oylayarak onayladı. Meclis Başkanı Akile Salih, onay kararının Libya'nın egemenlik haklarını korumak amacıyla alındığını belirtti. Ancak bu adım, ülkedeki siyasi bölünmüşlüğü yeniden gün yüzüne çıkardı. Trablus merkezli Ulusal Birlik Hükümeti, Temsilciler Meclisi'nin bu kararını tanımadığını açıklarken, Birleşmiş Milletler Libya Özel Temsilcisi de taraflara itidal çağrısında bulundu. Libya'da 2011'den bu yana süren istikrarsızlık, ülkenin doğusu ve batısı arasında paralel yönetimler oluşmasına neden olmuş durumda.
Doğu Akdeniz'deki gerilim ve enerji rekabeti
Türkiye ile Libya arasında 27 Kasım 2019'da imzalanan deniz yetki alanları mutabakat muhtırası, Doğu Akdeniz'deki deniz sınırlarının yeniden çizilmesini öngörüyor. Anlaşma, Türkiye'nin kıta sahanlığı iddialarını Libya kıyılarına kadar genişleterek, Mısır, Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nin enerji projelerini sekteye uğratmıştı. Mısır, anlaşmayı imzaladığı günden bu yana geçersiz sayıyor ve Doğu Akdeniz Gaz Forumu aracılığıyla karşı bir denge politikası izliyor. Bölgede 2019-2020 döneminde yaşanan sondaj krizi, Türkiye'nin Oruç Reis gemisini bölgeye göndermesiyle tırmanmış, AB ve ABD'nin devreye girmesiyle gerilim kısmen düşmüştü.
Uluslararası hukuk ve tanınma sorunu
Uluslararası hukuk uzmanları, Libya Temsilciler Meclisi'nin onay kararının pratikte ne kadar bağlayıcı olduğu konusunda görüş ayrılığı yaşıyor. Birleşmiş Milletler nezdinde Libya'nın meşru temsilcisi olarak tanınan Trablus hükümeti, anlaşmayı zaten 2019'da onaylamıştı. Ancak ülkedeki bölünmüş yapı, uluslararası alanda farklı yorumlara kapı aralıyor. Mısır, anlaşmanın BM Deniz Hukuku Sözleşmesi'nin 74 ve 83. maddelerinde öngörülen adil çözüm ilkelerine aykırı olduğunu, deniz sınırlarının kıyı devletlerinin rızası olmadan değiştirilemeyeceğini savunuyor. Öte yandan Türkiye, anlaşmanın uluslararası hukuka uygun olduğunu ve Libya'nın egemenlik haklarına dayandığını yineliyor.
Bölgesel yansımalar ve diplomatik dengeler
Mısır'ın itirazı, Doğu Akdeniz'deki güç dengelerinin yeniden şekillenmesine işaret ediyor. Kahire, Yunanistan ve Güney Kıbrıs ile 2020'de imzaladığı deniz sınırı anlaşmalarıyla Türkiye-Libya mutabakatına karşı bir cephe oluşturmuştu. Libya Temsilciler Meclisi'nin onayı, bu cephede yeni bir çatlak yaratabilir. Ayrıca Mısır'ın Libya'daki iç siyasete doğrudan müdahil olma riski, ülkedeki barış sürecini de olumsuz etkileyebilir. Birleşmiş Milletler, taraflar arasında diyalog çağrısını sürdürürken, AB ve ABD'nin tutumu merakla bekleniyor. Bölgesel istikrar açısından, deniz yetki alanları anlaşmazlığının diplomatik kanallarla çözülmesi kritik önem taşıyor.
Sonuç olarak, Mısır'ın hukuki itirazı, Türkiye-Libya deniz anlaşmasının uluslararası alanda tanınma sorununu derinleştiriyor. Libya'daki siyasi bölünmüşlük devam ettikçe, benzer anlaşmazlıkların yaşanması kaçınılmaz görünüyor. Doğu Akdeniz'deki enerji kaynakları üzerindeki rekabet, taraflar arasında diyalog ve uluslararası hukuka saygı çerçevesinde çözülmediği sürece, gerilimin artması riski bulunuyor.