MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız, soruşturmalarda gizli tanık uygulamasının zorunlu olmadıkça kullanılmaması ve gizli tanığa soru sorma hakkının tanınması gerektiğini söyledi. Yıldız'ın bu açıklaması, İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne (İBB) yönelik davada çok sayıda gizli tanığın dinlenmesi nedeniyle kamuoyunda yeni bir tartışma başlattı. Gözler şimdi, yargı sürecinde gizli tanık beyanlarının ağırlıklı olduğu İBB davasına çevrildi.
Yıldız: Gizli Tanık İstisnai Olmalı
Feti Yıldız, yargı reformu kapsamında yaptığı değerlendirmede, gizli tanıklığın ancak organize suç, terör gibi ağır vakalarda ve başka delil elde etme imkânı kalmadığında başvurulacak bir yol olması gerektiğini vurguladı. Yıldız, "Gizli tanık, adil yargılanma hakkını zedelememeli. Savunmanın gizli tanığa soru sorma hakkı mutlaka tanınmalı" ifadelerini kullandı. Bu sözler, iktidar ortağı MHP'nin yargı politikalarına dair nadir eleştirilerden biri olarak yorumlandı.
Yıldız'ın açıklamaları, CHP'li İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu ve bazı belediye yöneticilerinin yargılandığı davada dinlenen gizli tanıkların sayısının fazlalığı nedeniyle ayrı bir önem taşıyor. Davada şu ana kadar dinlenen gizli tanıkların ifadeleri, dosyanın seyrini doğrudan etkiliyor. Savunma tarafı, gizli tanıkların kimliklerinin açıklanmaması ve çapraz sorgu yapılamaması nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini savunuyor.
İBB Davasında Gizli Tanık Tartışması
İBB'ye yönelik soruşturma, 2022 yılında başlatılan ve kamuoyunda geniş yankı uyandıran bir dizi iddiayı kapsıyor. İddianamede, ihaleye fesat karıştırma, görevi kötüye kullanma gibi suçlamalar yer alıyor. Davanın en kritik delillerinden biri olarak gizli tanık beyanları gösteriliyor. Ancak bu tanıkların kimliklerinin saklı tutulması, savunma makamının bu beyanlara itiraz etmesini zorlaştırıyor.
Hukukçular, gizli tanık uygulamasının Türkiye'de uzun yıllardır tartışıldığını hatırlatıyor. Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (CMK) 58. maddesi, tanığın kimliğinin gizlenmesine ancak belirli şartlarda izin veriyor. Buna göre, tanığın veya yakınlarının hayatı, beden bütünlüğü ya da malvarlığı ciddi tehlikeyle karşı karşıya kalacaksa gizlilik kararı alınabiliyor. Feti Yıldız'ın çıkışı, bu şartların İBB davasında gerçekten oluşup oluşmadığı sorusunu gündeme getirdi.
Muhalefetten ve Savunmadan Tepkiler
CHP cephesi, Yıldız'ın sözlerini olumlu karşılamakla birlikte, iktidarın yargıyı siyasi amaçla kullandığını öne sürüyor. CHP Sözcüsü Deniz Yücel, "Gizli tanık uygulaması, hukuk devletinde istisna olmalı. İBB davasında bu istisna kural haline getirildi" dedi. İmamoğlu'nun avukatları ise müvekkillerinin savunma hakkının sistematik olarak engellendiğini savunuyor.
Adalet Bakanlığı'ndan konuya ilişkin henüz resmi bir açıklama gelmedi. Ancak Yıldız'ın açıklaması, yargı reformu stratejisi kapsamında gizli tanıklıkla ilgili yeni düzenlemelerin gelebileceği sinyali olarak yorumlandı. MHP'nin daha önce de tutukluluk süreleri ve adil yargılanma konularında benzer çıkışları olmuştu.
Gizli Tanık Uygulamasının Hukuki Boyutu
Türkiye'de gizli tanık uygulaması, 1999'da Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin (AİHM) verdiği ihlal kararlarının ardından yeniden düzenlenmişti. AİHM, gizli tanık beyanlarının tek başına mahkûmiyet için yeterli olmadığını, savunmanın bu beyanları sorgulama imkânı bulması gerektiğini defalarca vurguladı. Özellikle 2010'daki anayasa değişikliği sonrası bireysel başvuru yoluyla Anayasa Mahkemesi'ne (AYM) taşınan birçok dosyada, gizli tanık kaynaklı ihlaller tespit edildi.
İBB davasında savunma tarafı, AYM ve AİHM içtihatlarını hatırlatarak gizli tanıkların açıklanmasını talep ediyor. Mahkeme ise güvenlik gerekçesiyle bu talepleri reddediyor. Feti Yıldız'ın "gizli tanığa soru sorma hakkı" vurgusu, tam da bu noktada kritik bir açılım olarak değerlendiriliyor. Zira mevcut uygulamada savunma, gizli tanığın kimliğini bilmediği gibi yüz yüze soru da soramıyor; yalnızca yazılı beyanlara itiraz edebiliyor.
Siyasi Dengeler ve Yargı Reformu
MHP'nin yargı konusundaki çıkışları, son dönemde iktidar bloğu içinde farklı seslerin yükseldiği yorumlarına yol açıyor. Feti Yıldız, daha önce de ceza infaz sistemi ve tutukluluk uygulamalarına dair eleştirileriyle gündeme gelmişti. Bu açıklamalar, Cumhur İttifakı'nın yargı reformu paketine hazırlık yaptığı bir dönemde gelmesi bakımından dikkate değer bulunuyor.
Öte yandan, İBB davası, yerel seçimler öncesinde siyasi tansiyonun yüksek olduğu bir süreçte görülüyor. Davanın seyri, hem İmamoğlu'nun siyasi geleceği hem de iktidar-muhalefet ilişkileri açısından belirleyici olabilir. Gizli tanık tartışması ise yargının tarafsızlığına dair kamuoyundaki algıyı doğrudan etkiliyor.
Sonuç olarak, Feti Yıldız'ın gizli tanık çıkışı, İBB davasındaki mevcut uygulamayı hukuki ve siyasi açıdan yeniden gündeme taşıdı. Yıldız'ın önerisi, gizli tanıklığın istisnai hale getirilmesi ve savunma hakkının güçlendirilmesi yönünde somut bir adım önerisi içeriyor. Ancak bu çağrının yargı pratiğine ne ölçüde yansıyacağı, önümüzdeki günlerde yapılacak açıklamalar ve olası yasal düzenlemelerle netleşecek. Kamuoyu, hem İBB davasını hem de yargı reformu tartışmalarını yakından takip ediyor.