MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız, siyasi parti kurulumuna ilişkin yeni bir düzenleme yapılması gerektiğini savunarak, partilerin il ve ilçelerde seçmen sayısına oranla belirlenen asgari üye sayısına ulaşması ve bu üye sayısını Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na tasdik ettirmesi gerektiğini belirtti. Yıldız, ayrıca bu sayının İçişleri Bakanlığı’na da tescil ettirilmesi çağrısında bulundu.
Yıldız: Parti Kurmak Kolay, Yaşatmak Zor
Feti Yıldız, yaptığı açıklamada Türkiye’de siyasi parti kurmanın yasal olarak kolay olduğunu ancak bu partilerin kalıcı olması ve gerçek anlamda temsil kabiliyeti kazanması için daha sıkı kriterler getirilmesi gerektiğini ifade etti. Mevcut sistemde 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu’na göre bir partinin kurulabilmesi için en az 30 kurucu üye yeterli oluyor. Ancak Yıldız, bu sayının demokratik temsil açısından yetersiz kaldığını, parti kurmanın önünün bu kadar açık olmasının siyasi istikrarsızlığa ve parti enflasyonuna yol açtığını dile getirdi.
Yıldız’ın önerisi, partilerin il ve ilçe teşkilatlarında belirli bir seçmen tabanına ulaşmasını zorunlu kılacak bir düzenlemeyi içeriyor. Buna göre, bir siyasi partinin kurulabilmesi için il ve ilçelerdeki seçmen sayısına oranla asgari üye sayısına ulaşması ve bu üyelerin Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından denetlenerek tasdik edilmesi gerekecek. Ayrıca partinin İçişleri Bakanlığı nezdinde de tescili istenecek.
Mevcut Yasal Çerçeve ve Tartışmalar
Türkiye’de siyasi partilerin kuruluşu, 2820 sayılı Kanun’un 3. maddesine göre düzenleniyor. Bu madde, partinin kurulabilmesi için en az 30 Türk vatandaşının kurucu üye olarak imza atmasını yeterli görüyor. Partilerin seçimlere katılabilmesi için ise yüzde 10’luk ülke barajını aşması gerekiyor. Ancak son yıllarda özellikle sosyal medya ve dijital iletişim araçlarının yaygınlaşmasıyla birlikte çok sayıda mikro parti kuruldu. Bu partilerin birçoğu seçimlere dahi giremedi veya ciddi bir oy oranına ulaşamadı.
Feti Yıldız’ın önerisi, bu tür partilerin önünü kesmeyi ve siyasi arenada daha nitelikli, tabanı güçlü partilerin yer almasını sağlamayı amaçlıyor. Öneri, aynı zamanda partilerin finansmanı ve üye yapısının daha şeffaf hale gelmesine de katkı sunabilir. Zira mevcut sistemde bir partinin üye sayısı ve teşkilat yapısı, seçim dönemlerinde daha fazla önem kazanıyor.
Siyasi Partiler Kanunu’nda Değişiklik Sinyali
MHP’nin bu önerisi, önümüzdeki dönemde Siyasi Partiler Kanunu’nda kapsamlı bir değişiklik yapılabileceğinin sinyali olarak yorumlanıyor. Yıldız’ın açıklamaları, iktidar ortağı MHP’nin siyasi partilerin kuruluş ve işleyişine dair daha sıkı bir denetim mekanizması istediğini gösteriyor. Önerinin hayata geçmesi halinde, yeni kurulacak partilerin il ve ilçelerde belirli bir üye sayısına ulaşması ve bu üyelerin resmi olarak doğrulanması gerekecek. Bu da parti kurma sürecini ciddi şekilde zorlaştıracak.
Konuya ilişkin olarak diğer siyasi partilerden henüz resmi bir açıklama gelmedi. Ancak muhalefet partilerinin, özellikle yeni kurulan partilerin, bu öneriye sıcak bakmayacağı ve demokratik hakların kısıtlanması olarak değerlendirebileceği öngörülüyor. Siyasi partilerin kurulması ve faaliyetleri, Anayasa’nın 68. maddesiyle güvence altına alınmış durumda. Bu nedenle böyle bir düzenlemenin Anayasa’ya uygunluğu da tartışma konusu olacak.
Önerinin Olası Etkileri
Uzmanlar, partilere asgari üye şartı getirilmesinin siyasi rekabeti azaltabileceği gibi, parti içi demokrasiyi de zayıflatabileceği görüşünde. Öte yandan, üye sayısının artırılması ve denetlenmesi, partilerin daha geniş kitlelere ulaşmasını sağlayabilir. Yıldız’ın önerisi, siyasi partilerin sadece seçim dönemlerinde değil, sürekli olarak tabanlarıyla bağlantılı olmasını teşvik edebilir. Ancak bu durum, özellikle küçük partilerin kapanmasına veya birleşmesine yol açabilir. Türkiye’de halen 100’ün üzerinde siyasi parti bulunuyor. Bunların büyük bir kısmı yerel düzeyde dahi etkin değil. getirilecek yeni kriterler, bu partilerin önemli bir kısmının tasfiye edilmesine neden olabilir. Sonuç olarak, MHP’nin önerisi, siyasi partiler yasasında köklü bir değişikliğin habercisi olabilir. Önümüzdeki günlerde konunun TBMM gündemine taşınıp taşınmayacağı ise merak konusu.