Suriye ziyaretimizi tamamlayıp Türkiye’ye dönmeden evvel, muhakkak uğramamız gereken bir yer daha kalmıştı: Meyselûn. Cuma namazımızı Emevî Camii’nde kıldıktan sonra, Aile Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş Hanım’ın resmî ziyareti vesilesiyle Türkiye’den gelen bir heyetle birlikte yola koyulduk. Meyselûn, Suriye’nin kuzeyinde, Türkiye sınırına yakın bir bölgede yer alıyor. Adı, son yıllarda yaşanan çatışmalar ve direnişle anılsa da, aslında derin bir tarihi ve stratejik öneme sahip. Bu ziyaret, sadece bir gezi değil, aynı zamanda bölgedeki insani durumu ve siyasi dengeleri yerinde gözlemleme fırsatı sundu.
Meyselûn’un Stratejik ve Sembolik Önemi
Meyselûn, Halep’in kuzey kırsalında, Türkiye sınırına yaklaşık 30 kilometre mesafede bulunan bir köy. Tarih boyunca farklı medeniyetlere ev sahipliği yapmış; Roma, Bizans ve Osmanlı dönemlerinden izler taşıyor. Ancak son on yılda, Suriye iç savaşının en çetin cephelerinden biri haline geldi. 2012-2016 yılları arasında muhalif grupların kontrolünde kalan Meyselûn, stratejik konumu nedeniyle sürekli çatışma bölgesi oldu. 2016’da rejim güçleri ve destekçilerinin kuşatmasıyla büyük yıkım yaşadı; sivil halkın büyük bölümü Türkiye’ye göç etmek zorunda kaldı. Bugün ise Meyselûn, bölgedeki güç dengelerinin sembolü haline gelmiş durumda. Ziyaretimiz sırasında, köyde kalan az sayıda sakinin yaşadığı zorlukları ve altyapı sorunlarını gözlemledik. Elektrik ve su şebekesi neredeyse çökmüş; okul ve sağlık ocağı gibi temel hizmet binaları kullanılamaz halde. Buna rağmen, insanların topraklarına bağlılığı ve direniş azmi dikkat çekiciydi.
İnsani Durum ve Bölgesel Dinamikler
Meyselûn’da yaşayan ailelerle yaptığımız sohbetlerde, en büyük sorunun güvenlik ve geçim kaynakları olduğunu öğrendik. Çoğu aile, tarım ve hayvancılıkla uğraşıyor; ancak mayınlar ve patlamamış mühimmat nedeniyle tarlalarını güvenle kullanamıyor. Ayrıca, bölgede zaman zaman İran destekli milisler ile muhalif gruplar arasında çatışmalar yaşanıyor. Bu durum, sivil halkın hayatını doğrudan etkiliyor. Türkiye’nin bölgedeki varlığı ise hem güvenlik hem de insani yardım açısından kritik. Ziyaretimiz sırasında, Türk Kızılayı ve AFAD’ın bölgede yürüttüğü yardım faaliyetlerini de gözlemledik. Aile Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Suriyeli kadın ve çocuklara yönelik projeler hakkında bilgi verdi; özellikle eğitim ve psikososyal destek konularında yeni iş birliklerinin sinyali verildi. Bu ziyaret, Türkiye’nin Suriye politikasında insani boyutun önemini bir kez daha ortaya koydu.
Meyselûn’un Geleceği ve Siyasi Yansımaları
Meyselûn, sadece bir köy değil; Suriye’nin kuzeyindeki güç mücadelesinin mikrokozmosu. Bölgede etkili olan aktörler arasında rejim güçleri, İran destekli milisler, Rusya, Türkiye ve ABD destekli SDG (Suriye Demokratik Güçleri) bulunuyor. Meyselûn’un kimin kontrolünde kalacağı, ileride yapılacak siyasi müzakerelerde belirleyici olabilir. Türkiye, bölgede istikrarın sağlanması için muhalif grupların birleştirilmesi ve ılımlı bir yönetimin tesis edilmesi gerektiğini savunuyor. Ancak, sahadaki gerçekler oldukça karmaşık. Ziyaretimiz sırasında edindiğimiz izlenim, Meyselûn halkının büyük çoğunluğunun Türkiye’nin desteğini olumlu karşıladığı yönünde. Yine de kalıcı bir çözüm için uluslararası toplumun daha fazla sorumluluk alması gerekiyor. Özellikle Birleşmiş Milletler’in bölgede gözlemci bulundurması ve insani yardımların kesintisiz ulaştırılması elzem. Aksi halde, Meyselûn gibi yerleşimler yeni göç dalgalarına ve radikalleşmeye zemin hazırlayabilir. Bu ziyaret, bir yandan umut verici adımları gösterirken, diğer yandan çözülmesi gereken yapısal sorunları da gözler önüne serdi. Meyselûn destanı, sadece geçmişte yaşanan bir direnişin hikâyesi değil; aynı zamanda Suriye’nin geleceğine dair önemli ipuçları barındırıyor.