ABD'de sosyal medya devi Meta Platforms'a karşı açılan ve 1,4 trilyon dolarlık tazminat öngörülen tarihi dava, dün eyalet mahkemesinde jüri önünde görülmeye başlandı. Dava, şirketin sahibi olduğu Instagram ve Facebook platformlarının, çocukları ve gençleri bilinçli olarak ekrana bağımlı hale getirdiği ve bu durumun ruh sağlığına ciddi zararlar verdiği iddiasına dayanıyor. Mahkeme sürecinde öne çıkan görüş, sosyal medya platformlarının artık kamu düzenini tehdit eden bir unsur haline geldiği yönünde. Dava, teknoloji şirketlerinin sorumluluğu ve çocuk güvenliği konularında emsal niteliği taşıması açısından büyük önem taşıyor.
Davanın Ayrıntıları ve İddialar
Dava, 42 ABD eyaleti ve Columbia Bölgesi'nin ortak açtığı şikayet sonucu gündeme gelmişti. Nisan 2024'te federal mahkemeye taşınan dava, Meta'nın özellikle 13 yaş altı çocuklara yönelik platformlarının bilinçli olarak bağımlılık yaratacak şekilde tasarlandığını öne sürüyor. Şikayet dilekçesinde, Meta'nın çocukların ve gençlerin uygulamalarda geçirdiği süreyi artırmak için 'beğeni' bildirimleri, otomatik oynatma, sonsuz kaydırma gibi psikolojik taktikler kullandığı belirtiliyor. Ayrıca, bu platformların genç kullanıcıların yeme bozuklukları, anksiyete, depresyon ve hatta intihar düşünceleri geliştirmesine yol açtığı iddia ediliyor. Davanın başkanı olan California Başsavcısı Rob Bonta, yaptığı açıklamada, 'Çocukları sömürmek yasa dışıdır ve bu şirketlerin genç kullanıcıların zayıf noktalarından faydalanarak kâr elde etmesine izin vermeyeceğiz' ifadelerini kullandı.
Meta'nın Savunması ve Sürecin Seyri
Meta yetkilileri ise iddiaları reddediyor. Şirket, çocukların online güvenliği için yıllardır önemli yatırımlar yaptığını, ebeveyn denetim araçları geliştirdiğini ve reklam hedeflemesinde 18 yaş altı kullanıcılara yönelik kısıtlamalar getirdiğini savunuyor. Meta'nın avukatları, davanın asılsız olduğunu ve mevcut yasalara uygun hareket edildiğini belirterek, suçlamaların reddedilmesini talep etti. Ancak mahkeme sürecinde ABD Sağlık Bakanlığı'nın da desteğiyle yapılan araştırmalar, gençler arasında sosyal medya kullanımının depresyon ve anksiyete vakalarındaki artışla ilişkilendirildiğini ortaya koydu. Jüri, önümüzdeki haftalarda Meta yöneticilerinin ifadelerini dinleyecek ve şirketin kendi iç yazışmalarını inceleyecek. Bu yazışmaların, şirketin bağımlılık yaratan özellikleri bilerek tasarladığına dair kanıtlar içerdiği öne sürülüyor. Uzmanlar, davanın sonucunun yalnızca Meta için değil, tüm sosyal medya platformları için dönüm noktası olabileceğini belirtiyor; çünkü benzer davalar TikTok ve YouTube'un sahibi Google'a karşı da açılmış durumda.
Bu dava, teknoloji şirketlerinin ürünlerinin toplumsal etkilerinden sorumlu tutulabileceği yönündeki hukuki anlayışın güçlenmesine işaret ediyor. Eğer Meta aleyhine karar çıkarsa, şirketin sadece maddi tazminat ödemekle kalmayıp, platformlarını çocuk kullanıcılar için radikal şekilde yeniden tasarlaması gerekebilir. Bu durum, sektör genelinde bağımlılık yaratan algoritmaların ve tasarım ögelerinin yeniden gözden geçirilmesine yol açabilir. Öte yandan, dijital çağda çocukların korunması ile ifade özgürlüğü ve şirketlerin özerkliği arasında hassas bir denge kurulması gerektiğini de unutmamak gerekiyor.