Mersin'de, bir kadının haşema ile site havuzuna alınmadığı iddiası üzerine başlatılan soruşturma kapsamında gözaltına alınan site görevlisi B.Y., çıkarıldığı mahkemece tutuklandı. Olay, 35 yaşındaki A.T.'nin, oturduğu sitenin havuzuna haşema ile girmek istemesi ancak görevli tarafından engellenmesiyle başladı. Kadının şikayeti üzerine harekete geçen polis ekipleri, B.Y.'yi gözaltına aldı. Savcılık sorgusunun ardından adliyeye sevk edilen şüpheli, 'halkı kin ve düşmanlığa tahrik' suçundan tutuklanarak cezaevine gönderildi.
Tutuklama süreci ve gerekçeler
Mersin Cumhuriyet Başsavcılığı'nca yürütülen soruşturmada, B.Y.'nin havuza girişte kıyafet nedeniyle ayrımcılık yaptığı iddiası üzerine adli kontrol talebiyle mahkemeye sevk edildiği, ancak mahkemenin tutuklama kararı verdiği öğrenildi. Kararda, şüphelinin eyleminin 'toplumda huzursuzluk yaratmaya elverişli' olduğu vurgulandı. Olayın ardından site yönetimi ise henüz resmi bir açıklama yapmadı. A.T.'nin avukatı, müvekkilinin haşema ile havuza girmesinin yasal olduğunu ve bu tür bir ayrımcılığın kabul edilemez olduğunu belirterek, 'Kimsenin kıyafeti nedeniyle kamuya açık bir alana girişi engellenemez' dedi.
Toplumsal yankılar ve benzer olaylar
Olay, sosyal medyada geniş yankı uyandırırken, kıyafet özgürlüğü ve ayrımcılık tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı. Türkiye'de daha önce de başörtüsü, şort veya mayo gibi kıyafetler nedeniyle bazı özel işletmelerde yaşanan benzer olaylar kamuoyunda tepki çekmişti. Uzmanlar, özel mülkiyete ait sitelerin kendi kurallarını koyma hakkı olsa da, bu kuralların anayasal hakları ihlal etmeyecek şekilde düzenlenmesi gerektiğini vurguluyor. Ayrıca, Türkiye'de 2024'te yürürlüğe giren 'İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu Kanunu' kapsamında, ayrımcılık yapan kişi veya kurumlara idari para cezaları uygulanabiliyor.
Mersin Barosu ise olayı yakından takip ettiğini ve hukuki sürecin sonuna kadar destek vereceğini duyurdu. Öte yandan, B.Y.'nin avukatı müvekkilinin eyleminin ayrımcılık amacı taşımadığını, sadece site iç yönergesini uyguladığını savundu. Tutuklama kararına itiraz edileceği öğrenildi.
Değerlendirme
Mersin'deki bu olay, bireysel özgürlükler ile toplumsal düzen arasındaki hassas dengeyi bir kez daha gözler önüne serdi. Her ne kadar site yönetimlerinin kendi kurallarını belirleme hakkı olsa da, bu kurallar temel hak ve özgürlükleri kısıtladığında hukuk devleti ilkeleri devreye girmektedir. Türkiye'de benzer uyuşmazlıkların artması, kamuya açık alanlarda kıyafet özgürlüğünün sınırlarının net bir şekilde çizilmesi gerektiğini ortaya koymaktadır. Yargının bu konuda emsal niteliğinde bir karar vermesi bekleniyor.