Mersin'de tarımsal üretim yapan çiftçiler, kilogram maliyeti 13 lirayı bulan ürünlerini 10 liraya dahi satamamanın sıkıntısını yaşıyor. Artan gübre, mazot, ilaç ve işçilik giderleri karşısında ezilen üretici, alıcı bulamadığı için ürününü tarlada bırakmak zorunda kalıyor. Yaşanan bu durum, tarım sektöründe ciddi bir krizin habercisi olarak değerlendiriliyor.
Girdi Maliyetleri Üreticiyi Canından Bezdiriyor
Mersin'in verimli topraklarında üretim yapan çiftçiler, son dönemde artan maliyetlerle başa çıkamaz hale geldi. Bir üretici, "Kilo başına 13 lira harcıyorum, 10 liraya satamıyorum" diyerek durumun vahametini gözler önüne serdi. Gübre fiyatlarındaki fahiş artış, mazot ve elektrik giderleri, tarımsal ilaçların döviz kuruna bağlı yükselişi ve işçilik ücretlerindeki artış, üretim maliyetini katladı. Buna rağmen ürünün alıcı bulamaması, çiftçiyi zararın eşiğine getirdi.
Mersin, Türkiye'nin önemli tarım merkezlerinden biri. Özellikle narenciye, domates, salatalık, çilek ve muz gibi ürünlerde ciddi bir üretim potansiyeli var. Ancak bu yıl yaşanan fiyat dengesizlikleri, üreticinin belini büktü. Çiftçiler, "Maliyetin altında satış yapmak zorunda kalıyoruz, hatta alıcı bulamıyoruz. Bu gidişle tarlayı bırakmak zorunda kalacağız" ifadeleriyle tepkilerini dile getiriyor.
Alıcı Bulamama Sorunu Derinleşiyor
Üreticilerin en büyük sıkıntısı sadece düşük fiyat değil, aynı zamanda alıcı yokluğu. Pandemi sonrası değişen tüketim alışkanlıkları, ihracat kapılarındaki sıkıntılar ve iç piyasada talep daralması, ürünlerin elde kalmasına neden oluyor. Hal esnafı ve komisyoncular da fiyatların yüksekliğinden şikayetçi. Ancak üretici, kendisinin belirlediği fiyatın çok altında satış yapmaya zorlanıyor.
Mersin Ziraat Odası yetkilileri, sorunun çözümü için acil önlemler alınması gerektiğini vurguluyor. Üreticiye destekleme verilmesi, girdi maliyetlerinin düşürülmesi ve pazarlama kanallarının iyileştirilmesi gerektiği belirtiliyor. Aksi halde tarımsal üretimde ciddi bir daralma yaşanabileceği uyarısı yapılıyor.
Uzmanlar, tarımsal üretimde planlama eksikliğine dikkat çekiyor. Hangi ürünün ne kadar ekileceğine dair bir strateji olmadığı için arz-talep dengesizliği ortaya çıkıyor. Aşırı üretim yapılan ürünlerde fiyatlar dibi görürken, az üretilen ürünlerde fahiş fiyatlar oluşuyor. Bu durum hem üreticiyi hem de tüketiciyi olumsuz etkiliyor.
Çözüm Arayışları ve Beklentiler
Mersin'deki üreticiler, hükümetin tarım politikalarını gözden geçirmesini istiyor. Özellikle gübre ve mazot desteğinin artırılması, tarımsal kredilerin faizsiz hale getirilmesi ve ürün alım garantisi verilmesi talepleri öne çıkıyor. Ayrıca kooperatifleşmenin teşvik edilmesi ve üreticinin doğrudan pazara erişiminin sağlanması gerektiği belirtiliyor.
Tarım ekonomistleri, Türkiye'nin tarımsal üretimde kendine yeterliliğini koruması için acil bir eylem planına ihtiyaç olduğunu söylüyor. İklim değişikliği, kuraklık ve artan maliyetler karşısında üreticinin desteklenmesi, gıda güvenliği açısından kritik önem taşıyor. Mersin özelinde ise narenciye ve sebze üretiminde yaşanan sıkıntılar, bölge ekonomisini de olumsuz etkiliyor.
Sonuç olarak, Mersin'deki üreticinin "13 liraya mal ediyorum, 10 liraya satamıyorum" çığlığı, aslında Türkiye tarımının genel bir sorununa işaret ediyor. Girdi maliyetlerindeki artış, pazarlama sorunları ve alıcı bulamama, çiftçiyi üretimden soğutuyor. Eğer önlem alınmazsa, önümüzdeki yıllarda tarımsal üretimde ciddi düşüşler yaşanabilir ve gıda fiyatları daha da artabilir. Bu nedenle, sorunun sadece Mersin'in değil, tüm Türkiye'nin sorunu olduğu unutulmamalı ve kalıcı çözümler üretilmeli.