Türkiye, mercimeğin gen merkezi olmasına ve geçmişte dünya üretiminde zirvede yer almasına rağmen, son yıllarda yaşanan üretim gerilemesi nedeniyle ithalata bağımlı hale geldi. Nüfus artışına paralel olarak artan talebi karşılayamayan yerli üretim, sofralardaki temel gıdanın bile dışa bağımlı olmasına yol açtı. Uzmanlar, bu durumun yanlış tarım politikalarının bir sonucu olduğunu belirtirken, mercimekte Kanada gibi ülkelerin kazandığına dikkat çekiyor.
Üretim Düşüşü ve Nedenleri
Türkiye, 1980'li yıllarda mercimek üretiminde dünya lideriyken, bugün üretim miktarı 200 bin tonun altına geriledi. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, 2000'li yılların başında yıllık ortalama 600 bin ton civarında olan mercimek üretimi, son 20 yılda yaklaşık üçte bir oranında azaldı. Tarım ve Orman Bakanlığı'nın politikaları, özellikle sulu tarıma geçiş ve yüksek karlı ürünlere yönelme nedeniyle kuru baklagil ekim alanlarının daralmasına neden oldu.
Üretimdeki düşüşün en önemli nedenleri arasında; tohumluk ve gübre maliyetlerindeki artış, mazot fiyatlarının yükselmesi ve çiftçinin yeterli destek alamaması gösteriliyor. Konya, Diyarbakır, Şanlıurfa gibi önemli üretim merkezlerinde çiftçiler, mercimek yerine daha karlı gördükleri ayçiçeği ve buğday gibi ürünlere yöneldi.
İthalat Artışı ve Dışa Bağımlılık
Yerli üretimin tüketimi karşılayamaması nedeniyle Türkiye, mercimek ithalatını her yıl artırmak zorunda kalıyor. Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre, 2023 yılında mercimek ithalatı 150 milyon doları aştı. İthalatın en büyük bölümünü ise Kanada gerçekleştiriyor. Kanada'nın yanı sıra Rusya ve Avustralya da önemli tedarikçiler arasında bulunuyor. Ticaret Bakanlığı verilerine göre, son 5 yılda mercimek ithalatı kilogram bazında %60 arttı.
Uzmanlar, ithalatın yalnızca döviz kaybına yol açmadığını, aynı zamanda gıda güvenliğini de tehdit ettiğini vurguluyor. Zira Türkiye, mercimek gibi stratejik bir üründe kendine yeterliliğini kaybederek, arz güvenliğini dış piyasalara bağlamış durumda.
Yanlış Politikalar ve Gelecek Endişesi
Türkiye'nin gen merkezi olduğu mercimekte yaşanan bu tablo, tarım politikalarındaki yapısal sorunları gözler önüne seriyor. Kuru tarım arazilerinin nadasa bırakılması, çiftçilere sağlanan desteklerin miktarının yetersiz olması ve planlı üretime geçilememesi, üretim düşüşünü hızlandıran etkenler arasında. Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB), mercimek üretiminin artırılması için acil eylem planı oluşturulması gerektiğini savunuyor. TZOB Başkanı Şemsi Bayraktar, "Çiftçinin yüzü gülmeden üretim artmaz. Mercimek, stratejik bir ürün olarak yeniden ele alınmalı ve desteklemeler artırılmalı" dedi.
Çözüm Önerileri ve Beklentiler
Tarım ekonomistleri, kısa vadede üretim artışı için sertifikalı tohum kullanımının yaygınlaştırılması ve kuru tarım desteklerinin yükseltilmesi gerektiğini belirtiyor. Ayrıca, mercimek gibi kuru baklagillerin insan sağlığı üzerindeki olumlu etkileri göz önüne bulundurularak, tüketimi artırıcı kamu spotlarının oluşturulması öneriliyor.
Uzun vadede ise tarımsal planlama ve kooperatifçiliğin güçlendirilmesi önem taşıyor. Üreticilerin doğrudan pazara erişimi güçlendirilmeli, lisanslı depoculuk teşvik edilmeli ve tarımsal sulama altyapısı kuru tarımı destekleyecek şekilde planlanmalıdır.
Değerlendirme
Türkiye'nin mercimekte yaşadığı dışa bağımlılık, tarım politikalarının gözden geçirilmesi gerektiğinin en somut örneklerinden biridir. Yalnızca mercimeği değil, nohut ve kuru fasulye gibi tarımsal ürünleri de içine alan bu süreç, stratejik bir gıda güvenliği meselesidir. Geçmişte dünya pazarını yönlendiren Türkiye, bugün ithal eden konumda. Bu durum, üretimden bağımsızlaşan politikalardan vazgeçilmesi ve çiftçinin yeniden üretime özendirilmesiyle ancak tersine çevrilebilir.