Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu'nun, Türkiye'de ulusal HPV aşılama programına gerek olmadığı yönündeki görüş bildiren bilim insanlarına atıfta bulunarak yaptığı açıklama, kadın örgütleri ve siyasi partilerden sert tepki çekti. Türkiye Komünist Partisi (TKP) Ankara İl Başkanı Banu Ünver, yaptığı yazılı açıklamada, bu yaklaşımın kadın sağlığını değil, mevcut ekonomik düzenin çıkarlarını koruduğunu belirterek, "Bu düzen kadınların sağlığını değil patronların kârını önemsiyor" ifadelerini kullandı.
Bakan'ın açıklamaları ve tepkiler
Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, katıldığı bir televizyon programında, HPV aşısının ulusal aşılama takvimine alınması konusunda "Bazı bilim insanlarımız Türkiye'de ulusal HPV aşılama programına gerek olmadığı yönünde görüş bildiriyor. Türkiye'de HPV profilinin diğer ülkelerden farklı olduğunu söylüyorlar" dedi. Bu açıklama, özellikle kadın sağlığı alanında çalışan sivil toplum kuruluşları ve kadın örgütleri tarafından büyük bir şaşkınlıkla karşılandı. Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan TKP Ankara İl Başkanı Banu Ünver, HPV aşısının rahim ağzı kanseri başta olmak üzere birçok kanser türüne karşı koruma sağladığını ve dünya genelinde milyonlarca kadının bu aşıya erişebildiğini hatırlattı. Ünver, "Türkiye'de her yıl binlerce kadın HPV kaynaklı kanserler nedeniyle hayatını kaybediyor. Bu aşı, Dünya Sağlık Örgütü tarafından önerilen ve güvenliği kanıtlanmış bir aşıdır. Bakan'ın 'Türkiye'de profil farklı' söylemi bilimsel olarak temelsizdir ve kadınların sağlık hakkını görmezden gelmektedir" dedi.
Kadın örgütlerinden ortak açıklama
Banu Ünver'in bu açıklamalarına kadın örgütlerinden de destek geldi. Kadın Dernekleri Federasyonu Başkanı Canan Güllü, yaptığı yazılı açıklamada, "HPV aşısı, rahim ağzı kanseriyle mücadelede en etkili yöntemlerden biridir. Bakanlığın bu konudaki tutumu, kadın sağlığını hiçe sayan bir yaklaşımdır. Bizler, ulusal aşılama programının bir an önce hayata geçirilmesini ve tüm kız çocuklarının ücretsiz olarak aşılanmasını talep ediyoruz" ifadelerini kullandı.
Sağlık Bakanlığı'ndan açıklama
Öte yandan Sağlık Bakanlığı'ndan yapılan yazılı açıklamada, HPV aşısının Bilim Kurulu'nun gündeminde olduğu ve çalışmaların devam ettiği belirtildi. Açıklamada, "Ülkemizin epidemiyolojik verileri doğrultusunda, ulusal aşılama programı kapsamında yapılacak düzenlemeler bilimsel veriler ışığında değerlendirilmektedir. HPV aşısının güvenliği ve etkinliği konusunda hiçbir tereddüt bulunmamaktadır" denildi.
Uzmanlar ne diyor?
Kamuoyunda tartışmalara yol açan bu açıklamalar üzerine konuşan Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Cemal Bulut, "Türkiye'de HPV enfeksiyonunun görülme sıklığı ve tipleri üzerine yapılan çalışmalar, Batı ülkeleriyle benzer özellikler göstermektedir. Bu nedenle 'Türkiye'de farklı bir profil var' yaklaşımı bilimsel olarak savunulabilir değildir. Ulusal aşılama programının bir an önce uygulanması, hem bireysel hem de toplumsal sağlık açısından büyük önem taşımaktadır" şeklinde konuştu.
Banu Ünver'in değerlendirmeleri devam ediyor
Banu Ünver, açıklamasında şu görüşlere de yer verdi: "Sağlık Bakanı'nın bu açıklamaları, hükümetin kadın sağlığına bakışını net bir şekilde ortaya koymaktadır. Bu düzen, kadınları üretim araçlarının bir parçası olarak görmekte, onların sağlık sorunlarını ise yalnızca kâr odaklı çözülmesi gereken birer maliyet kalemi olarak ele almaktadır. Oysa kadınların sağlıklı yaşam hakkı, her türlü ticari kaygının üzerinde tutulmalıdır. Bizler TKP olarak, kadınların ücretsiz ve erişilebilir sağlık hizmeti alabilmesi için mücadelemizi sürdüreceğiz."
Türkiye'de her yıl yaklaşık 2 bin 500 kadına rahim ağzı kanseri teşhisi konulduğu ve bu kadınların yaklaşık yüzde 50'sinin hayatını kaybettiği düşünüldüğünde, HPV aşısının önemi bir kez daha ortaya çıkıyor. Dünya Sağlık Örgütü, 2030 yılına kadar rahim ağzı kanserinin ortadan kaldırılmasını hedefliyor. Bu hedefe ulaşmak için 90-70-90 stratejisi olarak bilinen plan doğrultusunda, kız çocuklarının yüzde 90'ının HPV aşısı ile aşılanması, kadınların yüzde 70'inin düzenli tarama testlerinden geçirilmesi ve kanser öncesi lezyonları olan kadınların yüzde 90'ının tedavi edilmesi gerekmektedir. Türkiye'nin de bu stratejiye uyum sağlaması ve ulusal aşılama programını bir an önce başlatması beklenmektedir.