Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi (AKPM) Türkiye Raportörü Sergiy Vlasenko, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin (AİHM) Osman Kavala hakkında verdiği son kararın ardından önemli açıklamalarda bulundu. Vlasenko, Türkiye'nin AİHM kararını derhal uygulayarak Kavala'yı serbest bırakması gerektiğini belirtti. Bu çağrı, yalnızca Kavala'nın özgürlüğü açısından değil, aynı zamanda Türkiye'de yargı bağımsızlığı ve hukukun üstünlüğü ilkelerinin geleceği açısından kritik bir öneme sahip.
Vlasenko'nun Açıklamaları ve Kararın İçeriği
Sergiy Vlasenko, yaptığı yazılı açıklamada, AİHM'in Kavala başvurusuna ilişkin verdiği kararın, Türk makamlarının süregelen ihlallerini bir kez daha ortaya koyduğunu ifade etti. Vlasenko, "AİHM, Osman Kavala'nın tutukluluğunun makul bir şüpheye dayanmadığını ve bu durumun Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 5. maddesini ihlal ettiğini açıkça belirtmiştir. Türkiye, bu kararı bağlayıcı bir yükümlülük olarak kabul etmeli ve derhal serbest bırakma yönünde adım atmalıdır" dedi. Raportör, kararın sadece Kavala dosyasıyla sınırlı kalmayıp, Türkiye'deki tüm yargı süreçleri için bir mihenk taşı niteliği taşıdığını da sözlerine ekledi.
AİHM'in son kararı, Kavala'nın 2017'den bu yana tutuklu olmasını ve yargılanma sürecini kapsıyor. Mahkeme, daha önceki ihtiyati tedbir kararına rağmen Kavala'nın serbest bırakılmamasını, Türkiye'nin uluslararası yükümlülüklerini ihlal ettiği şeklinde yorumlamıştı. Bu son karar, Türkiye'nin AİHM kararlarını uygulama konusundaki isteksizliğinin bir göstergesi olarak uluslararası kamuoyunda geniş yankı uyandırdı.
Türkiye'nin Tutumu ve Uluslararası Tepkiler
Ankara yönetimi ise daha önce AİHM kararlarının ‘yetki aşımı’ olduğunu savunarak, kararları tanımayacaklarını açıklamıştı. Bu tutum, birçok Avrupa ülkesi ve insan hakları örgütü tarafından eleştirilirken, Türkiye'nin Avrupa Konseyi'ndeki statüsünün gözden geçirilmesi gerektiği yönünde çağrılar güçleniyor. AKPM'de sürdürülen denetim süreci kapsamında, Türkiye'nin yükümlülüklerini yerine getirip getirmediği yakından izleniyor. Vlasenko'nun açıklamaları da bu sürecin bir parçası olarak değerlendiriliyor.
Öte yandan, Osman Kavala'nın avukatları, kararın ardından yeniden tahliye başvurusunda bulunacaklarını açıkladı. Konuya ilişkin uluslararası bir kampanya da yürütülüyor; çok sayıda akademisyen, sanatçı ve siyasetçi Kavala'nın özgürlüğü için imza toplamaya devam ediyor. Gezi davası kapsamında yargılanan Kavala, suçlamaları reddediyor ve Adalet Bakanlığı'nın karara itiraz hakkı bulunuyor.
Uzmanlar, Türkiye'nin AİHM kararını uygulamaması durumunda Avrupa Konseyi'nin ihlal prosedürünü başlatabileceğini ve üyelikten çıkarmaya varan yaptırımlar gündeme gelebileceğini belirtiyor. Bu süreç, Türkiye'nin AB süreci başta olmak üzere uluslararası alandaki itibarını da olumsuz etkiliyor.
Sonuç olarak, AKPM raportörünün bu açık çağrısı, Türkiye'nin hukuk devleti ilkelerine bağlılığının uluslararası bir testi niteliğinde. Önümüzdeki günlerde Türk yargısının vereceği kararlar, hem Osman Kavala'nın kaderini hem de Türkiye'nin avrupa ile ilişkilerinin geleceğini belirleyecek.