Eski Ankara Büyükşehir Belediye (ABB) Başkanı Melih Gökçek, yurt dışına kayıt dışı para aktardığı iddiasıyla şüpheli sıfatıyla ifade verdi. Gökçek, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na bağlı Mali Suçları Araştırma Bürosu’nda yaklaşık bir saat süren ifadesinin ardından adliyeden ayrıldı. İfade sırasında ağzında sakız bulunduğu gözlemlenen Gökçek’in, savcılık tarafından yöneltilen hiçbir soruya yanıt vermediği öğrenildi. Gökçek, adliye çıkışında gazetecilerin sorularını da yanıtsız bırakarak hızla uzaklaştı.
İfade Süreci ve Dikkat Çeken Detaylar
Edinilen bilgilere göre, Gökçek hakkında yürütülen soruşturma, yurt dışına kayıt dışı para transferi iddialarına dayanıyor. Savcılık, Gökçek’i şüpheli sıfatıyla ifadeye çağırdı. Gökçek, avukatıyla birlikte geldiği adliyede ifade verdi. Ancak ifade sırasında savcının yönelttiği sorulara cevap vermedi. Gökçek’in ifade boyunca ağzında sakız çiğnediği ve bu haliyle dikkat çektiği belirtildi. İfade işleminin ardından Gökçek, herhangi bir açıklama yapmadan adliyeden ayrıldı.
Gökçek’in avukatı aracılığıyla savcılığa sunduğu yazılı beyanda, suçlamaları reddettiği ve iddiaların asılsız olduğunu savunduğu öğrenildi. Soruşturmanın, MASAK’ın (Mali Suçları Araştırma Kurulu) hazırladığı bir rapor üzerine başlatıldığı ifade ediliyor. Raporda, Gökçek’in 2017-2018 döneminde yurt dışındaki bazı hesaplara düzenli olarak para transfer ettiği öne sürülüyor. Gökçek, 2017 yılında ABB Başkanlığı görevinden istifa etmişti. O dönemde de yurt dışı mal varlığı iddiaları gündeme gelmiş, ancak Gökçek bu iddiaları yalanlamıştı.
Soruşturmanın Arka Planı ve Olası Sonuçları
Melih Gökçek, 1994-2017 yılları arasında Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı olarak görev yaptı. Görevi süresince birçok tartışmalı projeye imza atan Gökçek, 2017’de AK Parti’den istifa ettirilmiş ve yerine Mustafa Tuna getirilmişti. Gökçek, 2019 yerel seçimlerinde bağımsız aday olmuş ancak seçilememişti. Son yıllarda sosyal medya üzerinden yaptığı paylaşımlarla gündeme gelen Gökçek, zaman zaman iktidar partisine yönelik eleştirileriyle de dikkat çekiyordu. Yurt dışı para transferi iddiası, Gökçek’in 2017’deki istifasının ardından gündeme gelen yolsuzluk iddialarının bir uzantısı olarak değerlendiriliyor. Soruşturma kapsamında Gökçek’in yurt dışındaki hesaplarına ilişkin banka kayıtları inceleniyor. Ayrıca, söz konusu transferlerin kaynağının belediye bütçesi olup olmadığı araştırılıyor.
Hukukçular, Gökçek’in ifadede sorulara yanıt vermemesinin soruşturmayı etkilemeyeceğini, savcılığın mevcut delillere göre hareket edeceğini belirtiyor. Gökçek hakkında iddiaların doğrulanması halinde ‘kayıt dışı para transferi’ ve ‘görevi kötüye kullanma’ suçlamalarıyla dava açılabileceği konuşuluyor. Soruşturmanın selameti açısından detayların gizli tutulduğu, ancak önümüzdeki günlerde yeni gelişmelerin yaşanabileceği ifade ediliyor.
Gökçek’in ifadeye sakızla gelmesi ve sorulara cevap vermemesi, kamuoyunda farklı yorumlara yol açtı. Kimi çevreler bunu bir ‘umursamazlık’ olarak nitelendirirken, kimi hukukçular ise şüphelinin susma hakkını kullandığını hatırlatıyor. Gökçek’in avukatı, müvekkilinin suçsuz olduğunu ve iddiaların siyasi olduğunu savunuyor.
Öte yandan, MASAK raporunun detayları henüz kamuoyuna yansımadı. Raporun, Gökçek’in yurt dışındaki hesaplarına 2017-2018 yıllarında toplamda yaklaşık 10 milyon dolar aktarıldığını gösterdiği iddia ediliyor. Bu iddialar, Gökçek’in mal varlığına ilişkin daha önce yapılan açıklamalarla çelişiyor. Gökçek, 2017’de mal varlığını açıklamış ve yurt dışında parası olmadığını söylemişti.
Soruşturmanın, Gökçek’in yanı sıra dönemin belediye bürokratlarını da kapsayabileceği belirtiliyor. Savcılık, transferlerin nasıl gerçekleştirildiğini ve kimlerin aracılık ettiğini araştırıyor. Gökçek’in ifadesinin ardından soruşturmanın seyri merak konusu. Kamuoyu, Gökçek’in yargı önünde hesap verip vermeyeceğini bekliyor.
Değerlendirme
Melih Gökçek’in ifade süreci, Türkiye’de yargıya olan güven tartışmalarını yeniden alevlendirebilir. Gökçek’in sakız çiğneyerek ve sorulara yanıt vermeyerek sergilediği tutum, bir yandan susma hakkının kullanımı olarak görülse de, diğer yandan kamu görevlilerinin hesap verebilirliği ilkesini sorgulatıyor. Soruşturmanın derinleştirilmesi ve delillerin şeffaf bir şekilde ortaya konması, benzer iddiaların gelecekte önlenmesi açısından kritik önem taşıyor. Yargı sürecinin tarafsız yürütülmesi, hem Gökçek’in akıbeti hem de kamuoyunun adalete olan inancı bakımından belirleyici olacak.