Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasında 7 Ağustos'ta Riyad'da imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması, basında ve kamuoyunda beklenen yankıyı uyandırmadı. Üç ülkenin savunma işbirliğini derinleştirmeyi amaçlayan anlaşma, bölgesel güvenlik mimarisinde önemli bir adım olmasına rağmen, kamuoyunda yeterince tartışılmadı. Uzmanlar, anlaşmanın içeriği ve olası etkileri konusunda sessizliğin nedenlerini sorguluyor.
Anlaşmanın İçeriği ve Kapsamı
Mekke Ortak Savunma Anlaşması, adını aldığı Mekke'de değil, Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad'da imzalandı. Anlaşma, üç ülke arasında savunma sanayii işbirliği, ortak askeri tatbikatlar, istihbarat paylaşımı ve savunma teknolojileri transferi gibi konuları kapsıyor. Ayrıca, olası bir tehdit durumunda ortak hareket etme taahhüdü içerdiği belirtiliyor. Ancak anlaşmanın tam metni kamuoyuyla paylaşılmadığı için detaylar net değil.
Neden Gündeme Gelmedi?
Anlaşmanın imzalanmasının üzerinden haftalar geçmesine rağmen, Türk basınında konuyla ilgili haber sayısı yok denecek kadar az. Sosyal medyada da anlaşmaya dair ciddi bir tartışma başlamadı. Peki bu sessizliğin nedenleri neler olabilir?
- Zamanlama: Anlaşma, Türkiye'nin iç gündeminin yoğun olduğu bir dönemde imzalandı. Ekonomik sorunlar, deprem sonrası yeniden yapılanma ve seçim atmosferi, kamuoyunun dikkatini dağıttı.
- Bilgi eksikliği: Anlaşmanın metni açıklanmadığı için, kamuoyu neyin onaylandığını tam olarak bilmiyor. Bu da spekülasyonları engelliyor ve tartışmayı sınırlıyor.
- Medya öncelikleri: Medya kuruluşları, daha çok tıklama alan magazin, spor ve ekonomi haberlerine yöneliyor. Savunma anlaşmaları gibi teknik konular arka planda kalıyor.
- Siyasi hassasiyetler: Suudi Arabistan ile ilişkiler, özellikle Kaşıkçı cinayeti sonrası hassas bir konu. Pakistan ile ilişkiler ise zaman zaman dalgalı. Bu nedenle siyasi aktörler konuyu gündeme getirmekten kaçınıyor olabilir.
Bölgesel ve Küresel Bağlam
Mekke Ortak Savunma Anlaşması, Orta Doğu ve Güney Asya'da değişen güç dengeleri çerçevesinde değerlendirilmeli. ABD'nin bölgeden kısmen çekilmesi, Çin'in etkisini artırması ve Rusya'nın enerji kartını kullanması, bölge ülkelerini yeni ittifaklar arayışına itiyor. Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasındaki bu anlaşma, İslam İşbirliği Teşkilatı çatısı altında bir savunma paktı oluşturma çabasının bir parçası olarak görülebilir.
Ancak anlaşmanın NATO ile uyumluluğu, Türkiye'nin Batı ittifakı içindeki yükümlülükleri ve Pakistan'ın nükleer kapasitesi gibi konular belirsizliğini koruyor. Uzmanlar, anlaşmanın ayrıntıları netleşmeden sağlıklı bir değerlendirme yapılamayacağını belirtiyor.
Kamuoyu Neden İlgisiz?
Türk kamuoyunun savunma ve dış politika konularına ilgisi genellikle düşük. Ancak son yıllarda savunma sanayii başarıları (İHA'lar, SİHA'lar) halkın ilgisini artırdı. Buna rağmen, Mekke Anlaşması gibi çok taraflı ve teknik anlaşmalar, somut bir tehdit algısı oluşmadıkça gündemde kalmıyor. Ayrıca, anlaşmanın ekonomik maliyeti ve askeri taahhütleri konusunda şeffaflık olmaması, kamuoyunun konuyu sahiplenmesini engelliyor.
Sonuç ve Değerlendirme
Mekke Ortak Savunma Anlaşması, Türkiye'nin savunma ve dış politikasında yeni bir yönelimin işareti olabilir. Ancak anlaşmanın içeriğinin kamuoyuyla paylaşılmaması, basının ilgisizliği ve siyasi tartışmaların yüzeyselliği, sağlıklı bir değerlendirme yapılmasını zorlaştırıyor. Önümüzdeki dönemde anlaşmanın somut yansımaları görüldükçe konunun daha fazla tartışılacağı tahmin ediliyor. Yine de şeffaflık ve hesap verebilirlik ilkeleri çerçevesinde, bu tür kritik anlaşmaların Meclis'te ve kamuoyunda daha fazla ele alınması gerekiyor. Aksi halde, önemli kararlar elitler arasında alınmaya devam edecek ve demokratik denetim zayıf kalacaktır.