Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan ve bir ülkeye yapılan saldırının diğer iki ülkeye de yapılmış sayılacağını öngören savunma anlaşması, henüz imzaların üzerinden saatler geçmeden beklenmedik bir krize yol açtı. Anlaşmanın ardından Suudi Arabistan merkezli petrol devi ARAMCO'nun bazı yatırımlarının durdurulması, üç ülke arasında yeni bir gerilim başlattı.
Anlaşmanın imzalanması ve ilk tepkiler
Taraflar, Mekke'de düzenlenen törenle imzalanan mutabakatı 'tarihi bir adım' olarak nitelendirmişti. Anlaşmaya göre, taraflardan birine yönelik herhangi bir saldırı, diğer iki ülkeye yapılmış sayılacak ve ortak savunma mekanizması devreye girecek. Bu madde, özellikle bölgesel güvenlik açısından önemli bir gelişme olarak yorumlandı. Ancak anlaşmanın hemen ardından, ARAMCO'nun Türkiye'deki bazı enerji yatırımlarını askıya aldığı yönünde haberler çıktı. Suudi tarafının bu kararı, anlaşmanın ruhuna aykırı bulundu ve Ankara'da rahatsızlık yarattı.
ARAMCO gerilimi ve diplomatik kriz
Enerji Bakanlığı'ndan üst düzey bir yetkili, ARAMCO'nun Türkiye'deki yatırımlarının durdurulmasının 'kabul edilemez' olduğunu belirterek, bu durumun anlaşmanın güvenilirliğini zedelediğini söyledi. Öte yandan Suudi yetkililer, yatırımların ertelenmesinin tamamen ticari nedenlerden kaynaklandığını ve siyasi bir mesaj içermediğini savundu. Ancak bu açıklamalar, Türk kamuoyunda şüpheyle karşılandı. Konuya yakın kaynaklar, Suudi Arabistan'ın anlaşmadan beklediği ekonomik tavizleri alamadığı için bu yola başvurmuş olabileceğini öne sürdü.
Bölgesel yansımalar ve gelecek perspektifi
Uzmanlar, bu krizin üç ülke arasındaki ittifakın ne kadar sağlam temellere dayandığını test ettiğini belirtiyor. Ortadoğu'da artan güvenlik tehditleri, özellikle İran ve terör örgütleri kaynaklı riskler, bu tür anlaşmaları zorunlu kılıyor. Ancak ekonomik çıkarların ön plana çıkması, anlaşmanın sürdürülebilirliğini riske atıyor. Türkiye'nin, ARAMCO yatırımlarının devamı için Suudi Arabistan'a bazı garantiler vermesi gündemde. Diplomatik kaynaklar, önümüzdeki haftalarda iki ülke arasında yoğun bir trafik yaşanacağını ifade ediyor. Pakistan'ın arabuluculuğu ile krizin aşılması beklenirken, benzer sorunların tekrar yaşanmaması için anlaşmaya ekonomik iş birliği maddelerinin eklenmesi gerektiği konuşuluyor.
Değerlendirme
Bu gelişme, uluslararası anlaşmaların salt askeri boyutuyla değerlendirilmemesi gerektiğini bir kez daha gösteriyor. Ekonomik bağımlılıklar ve beklentiler, savunma paktlarını kırılgan hale getirebiliyor. Türkiye'nin, Suudi Arabistan ve Pakistan ile ilişkilerini çok boyutlu olarak güçlendirmesi, gelecekte yaşanabilecek benzer krizlerin önüne geçebilir. Aksi takdirde, imzalar ne kadar güçlü olursa olsun, menfaat çatışmaları anlaşmaların etkinliğini gölgeleyebilir.