Anayasa Mahkemesi (AYM), Nüfus Hizmetleri Kanunu’nda yer alan ve evlenen kadının nüfus kaydının kocasının hanesine taşınmasını öngören hükmün Anayasa’ya aykırı olduğuna karar vererek iptal etti. Yüksek Mahkeme, bu düzenlemenin kadın ile erkek arasında eşitsizlik yarattığını ve ailenin reisi kavramının çağdaş hukuk anlayışıyla bağdaşmadığını vurguladı. Karar, kadın hakları savunucuları tarafından memnuniyetle karşılanırken, uygulamada önemli değişikliklere yol açması bekleniyor.
Kararın Detayları
AYM, başvuruyu görüşürken, itiraz konusu kuralın, evlilik birliği içinde kadının kişiliğini ve hukuki statüsünü zedelediğine dikkat çekti. Mahkeme, medeni kanunun eşitlik ilkesine aykırı olan bu hükmün, kadının kendi kimliğiyle toplumda var olma hakkını kısıtladığını belirtti. Ayrıca, karar gerekçesinde, nüfus kaydının taşınmasının kadının ikametgahı, oy kullanma, sağlık hizmetlerinden yararlanma gibi temel haklarını dolaylı olarak etkilediği ifade edildi. İptal kararı, Resmi Gazete’de yayımlandıktan sonra yürürlüğe girecek ve idarenin mevcut uygulamaları derhal düzeltmesi gerekecek.
Toplumsal Etkiler
Bu karar, Türkiye’de toplumsal cinsiyet eşitliği mücadelesi açısından tarihi bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor. Kadın dernekleri, kararın kadının bireysel statüsünü güçlendirdiğini ve ataerkil yapıya karşı önemli bir kazanım olduğunu dile getirdi. Öte yandan, uygulamada bazı bürokratik işlemlerin nasıl yürütüleceği konusunda belirsizlikler yaşanabileceği, içişleri Bakanlığı’nın genelge yayımlayarak süreci netleştirmesi gerektiği ifade ediliyor. Uzmanlar, kararın sadece nüfus kayıtlarını değil, evlilikte soyadı, mal rejimi gibi diğer alanlardaki eşitsizlikleri de gündeme getirebileceğini belirtiyor.
Geçmişten Bugüne
1980’li yıllardan bu yana kadın hareketleri, evlilik kurumunda kadının erkeğe bağımlı konumunu eleştiriyor ve yasal düzenlemelerin değişmesi için mücadele veriyordu. 2001 yılında Türk Medeni Kanunu’nda yapılan reformla aile reisliği kavramı kaldırılmıştı ancak nüfus kayıtlarına ilişkin bu hüküm uygulamada kalmıştı. AYM’nin bu kararı, anayasal eşitlik ilkesinin hayata geçirilmesi açısından önemli bir adım olarak görülüyor. Kararın, uluslararası sözleşmelerdeki yükümlülüklerle de uyumlu olduğu vurgulanıyor.
Bu gelişme, sadece hukuki bir düzeltme olmanın ötesinde, toplumun zihniyet dönüşümüne de katkı sağlayacak nitelikte. Kadınların birey olarak tanınması, demokratik bir toplumun gereği olarak kabul edilirken, kararın diğer eşitsizlikleri de sorgulayacak bir dalga etkisi yaratması bekleniyor.