Emekli Tuğgeneral Nejat Eslen'in kaleme aldığı "Mekke Anlaşması" başlıklı yazı, Donald Trump döneminde ABD'nin küresel jeopolitik önceliklerini analiz ediyor. Eslen'e göre Washington, küresel güç mücadelesinde asıl rakip olarak gördüğü Çin'e karşı Hint-Pasifik bölgesine odaklanırken, Avrupa'nın güvenliğini Avrupalı müttefiklerine devretmeyi ve Ortadoğu'daki askeri varlığını azaltmayı planlıyor. Bu strateji, bölgede oluşabilecek güç boşluğunu ve riskleri beraberinde getiriyor.
ABD'nin Yeni Güvenlik Doktrini
Trump yönetiminin dış politika öncelikleri, geleneksel ittifak ilişkilerinden farklı bir yönelim sergiliyor. Eslen, ABD'nin artık Soğuk Savaş dönemindeki gibi geniş çaplı bir askeri varlık yerine, daha seçici ve maliyet etkin bir yaklaşım benimsediğini vurguluyor. Bu çerçevede, Avrupa'daki güvenlik yükünün büyük ölçüde Avrupa ülkelerine aktarılması ve NATO içindeki savunma harcamalarının artırılması bekleniyor.
Hint-Pasifik bölgesi ise ABD'nin öncelikli ilgi alanı haline gelmiş durumda. Çin'in artan ekonomik ve askeri gücü, Washington'u bu bölgede daha fazla kaynak ayırmaya yönlendiriyor. Eslen, ABD'nin Çin'i çevreleme politikasının, Tayvan Boğazı'ndan Güney Çin Denizi'ne kadar geniş bir coğrafyada yoğunlaştığını belirtiyor.
Ortadoğu'da Azalan Askeri Varlık
Ortadoğu cephesinde ise ABD, askeri gücünü azaltarak bölgedeki riskleri ve maliyetleri düşürmeyi hedefliyor. Eslen'in analizine göre, Irak ve Suriye'deki asker sayısının kademeli olarak çekilmesi, bölgede yeni bir güç dengesi oluşturacak. Bu boşluğun Rusya, İran ve bölgesel aktörler tarafından doldurulabileceği öngörülüyor.
Ancak Eslen, bu çekilmenin beraberinde istikrarsızlık risklerini de getirdiğine dikkat çekiyor. Özellikle terörle mücadelede elde edilen kazanımların korunması ve müttefiklerin güvenliğinin sağlanması konusunda belirsizlikler bulunuyor. ABD'nin bölgeden çekilmesinin, İran'ın etki alanını genişletmesine ve radikal grupların yeniden güç kazanmasına yol açabileceği ifade ediliyor.
Mekke Anlaşması'nın Anlamı
Yazının başlığındaki "Mekke Anlaşması" ifadesi, Eslen'in ABD'nin Ortadoğu'dan çekilme sürecini sembolize etmek için kullandığı bir kavram olarak öne çıkıyor. Mekke, İslam dünyası için taşıdığı dini ve siyasi önemin yanı sıra, bölgesel güç dengelerinde de kritik bir konumda. Eslen, bu kavram üzerinden ABD'nin bölgedeki varlığını sonlandırırken, yerel aktörlerle yeni bir düzen kurma arayışını tartışıyor.
Trump döneminde imzalanan İbrahim Anlaşmaları'nın (Abraham Accords) bölgesel dinamikleri değiştirdiğini hatırlatan Eslen, Suudi Arabistan'ın da bu sürece dahil edilmesinin tartışıldığını belirtiyor. Mekke'nin dini merkez olması, olası bir anlaşmanın meşruiyeti açısından sembolik bir değer taşıyor.
Türkiye ve Bölgesel Etkiler
ABD'nin Ortadoğu'dan çekilmesi, Türkiye'nin bölgesel politikalarını da yakından ilgilendiriyor. Eslen, Türkiye'nin bu süreçte aktif bir diplomasi yürüterek, bölgedeki güç boşluğunu kendi lehine çevirebileceğini savunuyor. Ancak, ABD'nin çekilmesinin ardından ortaya çıkacak belirsizlik ortamının, Türkiye'nin güvenlik endişelerini artırabileceği de göz önünde bulundurulmalı.
Suriye ve Irak'taki gelişmeler, Türkiye'nin sınır güvenliği açısından kritik önem taşıyor. ABD askerlerinin çekilmesi, PKK/YPG ile mücadelede yeni dengeleri gündeme getirebilir. Eslen, Türkiye'nin bu süreçte Rusya ve İran ile olan ilişkilerini de dikkatle yönetmesi gerektiğini vurguluyor.
Sonuç: Belirsizliklerle Dolu Bir Gelecek
Nejat Eslen'in analizi, ABD'nin küresel stratejisindeki kaymayı ve bunun Ortadoğu ile Avrupa üzerindeki yansımalarını ortaya koyuyor. Trump dönemiyle birlikte ABD'nin "önce Amerika" doktrini, askeri ve ekonomik kaynakların yeniden dağıtılmasını beraberinde getiriyor. Hint-Pasifik'e yapılan vurgu, Çin ile yaşanan rekabetin önümüzdeki yıllarda daha da kızışacağını gösteriyor.
Ortadoğu'dan çekilme ise bölgesel aktörler için hem fırsat hem de risk anlamına geliyor. ABD'nin boşalttığı alanı doldurmak isteyen güçler arasında yaşanacak mücadele, bölgenin istikrarını doğrudan etkileyecek. Türkiye gibi bölgesel güçler için ise bu süreç, stratejik konumlarını güçlendirmek adına önemli bir sınav niteliğinde. Eslen'in "Mekke Anlaşması" kavramsallaştırması, ABD'nin bölgeden çekilirken arkasında bırakacağı düzeni ve bu düzenin İslam dünyasındaki yansımalarını sorguluyor.