Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM), son dönemde yasama faaliyetlerinin etkisizliği ve karar alma süreçlerinin Cumhurbaşkanlığı makamında yoğunlaşması nedeniyle yoğun eleştirilerin odağında. Muhalefet partileri, meclisin göstermelik bir kurum haline geldiğini ve gerçek kararların Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın onayıyla alındığını iddia ediyor. Bu durum, siyasi krizin derinleşmesine ve demokratik temsilin zayıflamasına yol açıyor.
TBMM'nin İşlevsizliği ve Artan Eleştiriler
Ana muhalefet partisi CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, yaptığı açıklamada, "TBMM, milli iradenin tecelligahı olmaktan çıkmış, adeta bir onay makamına dönüşmüştür. Kanun teklifleri, halkın ihtiyaçlarına göre değil, Saray'ın talimatlarına göre şekilleniyor. Meclis, hükümetin ve Cumhurbaşkanı'nın gölgesinde kalmıştır" dedi. İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener ise, "Meclis, milletin sorunlarını çözmek yerine, iktidarın politikalarını meşrulaştıran bir vitrin haline gelmiştir. Bu durum, demokrasiye olan inancı zedelemekte ve halkın meclise olan güvenini yok etmektedir" ifadelerini kullandı. Gazeteci ve siyaset bilimciler de, meclis gündeminin büyük ölçüde Cumhurbaşkanlığı kararnameleri ve parti disipliniyle belirlendiğine dikkat çekiyor. Yasama organının bağımsızlığının zedelendiği, milletvekillerinin ise sadece parti politikalarını savunan birer aktör konumuna düştüğü belirtiliyor.
Anayasal Çerçeve ve Siyasi Kültür
Türkiye, 2018'de yapılan referandumla Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ne geçti. Bu sistem, yürütme yetkilerini genişletirken yasama organının denetim ve karar alma işlevlerini zayıflattı. Anayasa'nın 7. maddesi yasama yetkisini Türkiye Büyük Millet Meclisine veriyor. Ancak uygulamada, Cumhurbaşkanı'nın kararname çıkarma yetkisi, meclisin yasa yapma alanını daraltıyor. Siyasi partilerde uygulanan disiplin anlayışı, milletvekillerinin bağımsız hareket etmesini engelliyor. Muhalefet partileri, bu durumun çözümü için güçlendirilmiş parlamenter sisteme dönüşü savunurken, iktidar partisi AK Parti, mevcut sistemin istikrar sağladığını ve daha etkili karar almayı mümkün kıldığını savunuyor. Ancak eleştirmenler, meclisin işlevsizleşmesinin ülkede otoriterleşme eğilimlerini güçlendirdiği görüşünde.
Bu durum, yalnızca siyasi partiler arasındaki anlaşmazlık değil, aynı zamanda toplumsal bir güven bunalımı olarak da değerlendiriliyor. Yapılan kamuoyu araştırmaları, vatandaşların önemli bir bölümünün TBMM'nin sorunlarını çözme yeteneğine inanmadığını gösteriyor. Siyaset bilimci Prof. Dr. Bülent Dağ, "Meclis, halkın gözünde itibarını kaybetmiştir. Bu, demokratik meşruiyetin sorgulanmasına yol açar ve toplumda siyasi kutuplaşmayı artırır. Çözüm, meclisin yetkilerinin güçlendirilmesi ve milletvekillerinin daha bağımsız hareket edebilmesinden geçiyor" diyor.
Önümüzdeki süreçte, muhalefetin meclisin işlevsizliğine yönelik eleştirilerinin dozunu artırması bekleniyor. 2023 genel seçimleri öncesinde, bu konunun en önemli seçim gündemlerinden biri olacağı öngörülüyor. Muhalefet, 'güçlendirilmiş parlamenter sistem' vaadiyle seçmene gitmeyi planlarken, iktidarın ise mevcut sistemin avantajlarını öne çıkarması bekleniyor. Ancak şu an için, TBMM'nin geleceği ve işlevselliği belirsizliğini koruyor. Meclisin yeniden etkin bir kurum haline gelmesi, siyasi irade ve anayasal reformlara bağlı görünüyor.