Yemen'deki Husi güçlerinin Kızıldeniz'deki ticari gemilere yönelik saldırıları, küresel ticaretin can damarı olan Hürmüz Boğazı'ndan Babülmendep Boğazı'na uzanan hatta ciddi bir krize yol açtı. Bu durum, enerji ithalatının büyük bölümünü deniz yoluyla karşılayan Türkiye'de akaryakıt fiyatlarından sanayi maliyetlerine kadar geniş bir alanda hissediliyor. Uzmanlar, krizin uzaması halinde mazot ve benzin fiyatlarında yeni zamların kaçınılmaz olabileceği uyarısında bulunuyor.
Kızıldeniz'de Rotasız Kalan Gemiler
Husi milislerinin Kasım 2023'ten bu yana Kızıldeniz'de İsrail bağlantılı olduğunu iddia ettikleri gemilere yönelik saldırıları, aralarında dünyanın en büyük deniz taşımacılığı şirketlerinin de bulunduğu birçok firmayı rotasını değiştirmeye zorladı. Babülmendep Boğazı'ndan geçmek yerine Afrika'nın güney ucundaki Ümit Burnu'nu dolaşan gemiler, seyahat süresini ortalama 10-15 gün uzatıyor. Bu da hem navlun maliyetlerini hem de sigorta primlerini artırıyor.
Türkiye'nin enerji ithalatında önemli paya sahip olan Basra Körfezi kaynaklı petrol ve doğalgaz, Hürmüz Boğazı'nı geçtikten sonra Kızıldeniz üzerinden Süveyş Kanalı'na ulaşıyor. Ancak artan güvenlik riskleri nedeniyle bu güzergahı kullanan tanker sayısı azalmış durumda. Türkiye'ye gelen akaryakıtın büyük kısmı bu hattan geçtiği için, tedarik zincirindeki aksamalar doğrudan pompa fiyatlarına yansıyor.
Mazot Fiyatları ve Enflasyon Baskısı
Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) verilerine göre, Türkiye'de motorinin litre fiyatı son bir ayda yüzde 8'in üzerinde arttı. Benzin fiyatlarındaki artış ise yüzde 6'yı buldu. Sektör temsilcileri, Kızıldeniz kaynaklı ek maliyetlerin akaryakıt fiyatlarına yansımasının gecikmeli de olsa devam edeceğini belirtiyor.
Akaryakıt zamları, taşımacılık sektöründen gıda perakendesine kadar geniş bir yelpazede maliyetleri yukarı çekiyor. Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) açıkladığı son enflasyon verilerine göre, ulaştırma grubundaki fiyat artışı yıllık bazda yüzde 60'ı aşmış durumda. Merkez Bankası'nın enflasyonla mücadele kapsamında uyguladığı sıkı para politikası, enerji kaynaklı maliyet şoklarıyla daha da zorlaşıyor.
Uluslararası Enerji Ajansı (IEA), Kızıldeniz'deki kesintilerin küresel petrol arzında günlük 500 bin varil civarında bir kayba yol açabileceğini tahmin ediyor. Bu senaryoda Brent petrol fiyatlarının varil başına 90 doların üzerine çıkması bekleniyor. Türkiye, petrolün büyük kısmını ithal ettiği için bu fiyat artışı doğrudan cari açığı ve bütçe dengelerini etkiliyor.
Alternatif Rotalar ve Türkiye'nin Konumu
Kriz, Türkiye'nin enerji koridoru olma hedefini de gündeme getiriyor. TANAP ve TürkAkım gibi boru hattı projeleri, deniz yolu risklerine karşı alternatif oluşturuyor. Ancak bu hatlar ağırlıklı olarak doğalgaz taşıyor; petrol ve akaryakıt ürünleri için deniz yolu bağımlılığı sürüyor. Uzmanlar, Irak-Türkiye Petrol Boru Hattı'nın (Kerkük-Ceyhan) kapasitesinin artırılmasının ve Doğu Akdeniz'deki rezervlerin devreye alınmasının stratejik önemine dikkat çekiyor.
Öte yandan, Husi saldırılarının durması için yürütülen diplomatik çabalar sonuçsuz kalıyor. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin çağrıları ve bölgesel aktörlerin girişimleri, sahada kalıcı bir ateşkese dönüşmüş değil. Bu belirsizlik ortamı, enerji piyasalarında volatiliteyi artırıyor ve yatırımcıları temkinli davranmaya itiyor.
Türkiye'nin enerji ithalatında Kızıldeniz'e olan bağımlılığı, jeopolitik risklere karşı kırılganlığını gözler önüne seriyor. Orta Vadeli Program'da yer alan cari açığın daraltılması hedefi, enerji faturasındaki artışla sekteye uğrayabilir. Hükümetin, akaryakıt üzerindeki ÖTV ve KDV oranlarında indirime gitmesi durumunda bütçe gelirleri olumsuz etkilenecek; zamları serbest bırakması halinde ise enflasyonla mücadele zorlaşacak. Bu denge, önümüzdeki aylarda ekonomi yönetiminin en kritik sınavlarından biri olacak.
Krizin ne kadar süreceği, Husi saldırılarının yoğunluğuna ve bölgesel güçlerin tutumuna bağlı. Ancak net olan bir şey var: Kızıldeniz'deki her rota değişikliği, Türkiye'deki pompa fiyatlarına ve sofradaki ekmeğe kadar yansıyor. Enerji güvenliği, artık sadece bir dış politika meselesi değil; doğrudan hane halkının bütçesini ilgilendiren bir mesele haline gelmiş durumda.